1 -Temel Problemler
1.1- Avrupa Birliği Ülkeleri
1.1.1 -Almanya
Alman Anayasasının 10 ve 19. maddelerinde telekomünikasyon’un ancak yasa ile sınırlandırılması güvence altına alınmış, bunun da ancak “Temel Hakların Özlerine dokunulmaması güvencesiyle, belirlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun olması gerekmektedir” denilmiştir.
Ceza usul yasasının 99,100,100-a,100-b ve 101. maddelerine göre de önleme amaçlı olarak iletişimin denetlenmesine imkan verilmiştir.
Hâkim kararı ile dinleme yapılabileceği, fakat gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Savcının kararı ile ( Türkiye’de ki durumla aynı) yapılabilir. Savcının ise üç gün içinde hakimin onayını alması zorunludur.
Dinleme kararı en çok 3 ay için verilebiliyor ve fakat aynı sürelerle yenilenerek süre uzatılabiliyor, üst sınır belirtilmiyor.38
1.1.2 - İtalya
İtalya Ceza Usul Yasasının 266 ve 271. maddelerinde telefon dinleme ile ilgili olarak belirli suç ve mahkûmiyet süresi sınırlandırılması getirilmiş olup ayrıca kesinlikle zorunlu olan zamanlarda ( Örneğin, taksirli suçlar hariç müebbet hapis cezasının veya azami olarak 5 yıldan fazla hapis cezasının öngörüldüğü suçlar) İşlendiği yönünde ciddi belirtilerin bulunması gerekmektedir.
Dinlemeye hâkim karar verir. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Savcı karar verebilir. Savcı 24 saat içinde hâkime onaylatmak zorunda olup, Hâkim de dinlemenin başlamasından itibaren 48 saat içinde onaylamak durumundadır.
Fakat burada dinleme süresi 15 günü geçemiyor ama süre aynı koşulların varlığı dâhilinde üst sınır belirtilmeyerek tekrar tekrar uzatılabiliyor.39
1.1.3 - Danimarka
Danimarka Ceza Usul Yasasının 780 ve 791. maddeleri gereğince mahkeme kararı verilinceye kadar, polis 24 saat içinde dinlemeye başlayabiliyor yani yine hâkim kararı gerekiyor.
Dinleme süresi 4 haftayı geçemiyor. Fakat yine hakim kararı ile bir kereye mahsus olmak üzere 4 haftaya kadar tekrar uzatılabilir.40
1.1.4 - İngiltere
Telefon dinleme kararları bir bakan ( Kural olarak İçişleri bakanı), gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de ilgili bakanlığın bu yetki ile donatılmış görevlisi tarafından verilmektedir.
Bu yetkinin verilebilme sınırı belirlenmemiştir. (24 saat veya 48 saat gibi)
Üst sınırda iki ay olarak belirlenmiş. Fakat uzatılması mümkündür denmiştir.
Telefon dinleme işlemlerinde elde edilen bilgiler direkt delil olarak kullanılamamakta yalnızca başka delillere ulaşmak için vasıta olmaktadır.41
1.1.5 - Fransa
Fransa Ceza Usul Yasasının 100, 100-7. maddesi gereğince getirilen düzenlemeye göre
— Dinleme kararları ancak sorgu hâkimi tarafından alınabilir.
—En fazla 4 aylık süre için verilebilir.
— Bu dört aylık süre yenilenebilir.
Burada da İtalya Ceza Usul yasasında da belirtildiği gibi belirli suçlar için dinleme yapılabileceği belirtilmiştir. ( Örneğin, 2 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçların soruşturmasında)
Ayrıca bazı meslek mensuplarının da ( Avukatlar, doktorlar, eczacılar) iletişim özgürlüklerinin sınırlandırılması belirli kaidelere bağlanarak özel olarak düzenlenmiştir. 42
1.2 - Diğer Ülkeler
1.2.1 - İsrail
İsrail’de Gizli İzleme Kanunu ile düzenlenmiştir.
—Devlet güvenliği amacı ile gizli dinleme iznini Başbakan veya Savunma Bakanı yazılı olarak verir. İznin geçerlilik süresi üç aydır. Gerekirse uzatılabilir.
—Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Devlet Güvenlik Biriminin başkanı yazılı dinleme izni verebilir. Fakat bu izin 24 saat içinde Başbakana bildirilecektir. Başbakan izni iptal edebilir.
—Suçların gizli izlenmesi amacı ile gizli dinleme iznini ise Devlet Mahkemesi Başkanı veya Yardımcısı verebilir. İznin geçerlilik süresi üç haftayı geçemeyecektir. Fakat bu süre gerekirse uzatılabilir.
—Gecikmesinde sakınca bulunun hallerde ise Genel Polis Müfettişliği yazılı dinleme izni verebilir. Fakat bu izin 24 saat ile sınırlıdır.43
1.2.2 - ABD
Suçların kontrolü ve Sokakların Güvenliği Hakkında kanunla düzenlenmiştir. Hâkim kararı ile dinleme yapılabilir. Fakat dinlenebilmesi için
— Bir suçun işlendiği, ya da işlenmek üzere olduğuna dair kuvvetli bir nedenin bulunması.
— Normal soruşturma yöntemleri denenmiş ve başarısızlığa uğramışsa ya da denenirse başarılması muhtemel görünmüyor ise ya da çok tehlikeli olacak gibi görünüyorsa gizli dinleme izni verilebilir.
Yukarıda da açıklandığı gibi hâkim izninin alınması Türkiye’ye göre daha da güçleştirilmiş ve ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir.
Dinleme üst sınırı ise 30 gün olarak düzenlenmiştir.44
AİHM’NİN Aradığı Ölçütler FRANSA ALMANYA İTALYA TÜRKİYE
Dinleme İzni Verecek Makam Belirlenmiş Olmalıdır Sorgu Hakimi Hakim Savcı Mahkeme, ivedi durumda Savcı Yetkili Kılınmış Hakim
Kimlerin Dinlenebileceği Tanımlanmalıdır. Yok Şüpheli ve şüpheliyle bağlantılı üçüncü kişiler. Şüpheli. Kuvvetli Şüphe Altında Bulunanlar
Hangi Suçlarda Dinleme Yapılacağı Belirli Olmalıdır. Cürümler ve suçlar iki yıl ya da daha fazla süreli hapis cezası. Sınırlı bir suç listesi. En az beş yıl cezayı içeren suçlardan oluşan sınırlı bir liste. 5271 Sayılı CMK 135/6 da gösterilen suçlar
Kullanılmayan Bantların İmha Usulü Belirlenmelidir. Başsavcı yada Cumhuriyet Savcısı tarafından dava zamanaşımı bittikten sonra. İşe yaramayan kayıt usulüne göre imha edilir. Yok İşe yaramayan kayıt usulüne göre imha edilir.
Dinleme Süresi Belirgin Olmalıdır. Dört ay: Yenilenebilir. Üç ay: Yenilenebilir. On beş gün: Yenilenebilir. Üç Ay, Yenilenebilir.
Kayda Alınan Konuşmaların Çözülerek Tutanağa Geçirilme Usulü Tamamlanmış Olmalıdır. Yargıç yada yargıcın denetiminde adli polis görevlisi. Yok Bant kayıtları tam olarak çözümlenir ve tutanağa geçirilir. Bant kayıtları tam olarak çözümlenir ve tutanağa geçirilir.
Yargıç ve Savunmanın Denetimine Açık Olmalıdır. Dava delilleri tarafların yüz yüze tartışmalarına açıktır. Yok Yok Açık
Kayıtların Tamlığının Korunması Güvenceye Alınmalıdır. Kayıtlar mühürlenerek kapalı olarak saklanır. Yok Yok Kayıtlar mühürlenerek kapalı olarak saklanır.
Türkiye ile diğer Avrupa Ülkeleri arasındaki karşılaştırma yukarıda belirtilmiştir. Bununla birlikte Avrupa müktesebatında yer alan iç güvenlik alanı çerçevesinde yapılan değişiklik ile iletişim dinlenmesi tedbiri 5397 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasını Dair Kanun ile yeniden düzenlenmiştir.
1.3 -Uygulamada İletişimin Dinlenmesi İle İlgili Temel problemler
Kutuplar arasındaki sınırların kalkmasıyla hız kazanan iletişim ile birlikte bir köy haline gelen dünya kolluk açısından –özellikle suçlarla mücadelede- önemli açılımlara sahne olmaktadır. Gelişen teknolojinin ortaya çıkardığı sonuçlar ve suç örgütlerinin de bu sonuçlarından son derece iyi bir şekilde yararlanması neticesinde ülkemizde de suçla mücadelenin yeni gelişimlere sahne olduğu gözlenmektedir.
1.3.1 - Dinleme Tedbirinin Uygulanması
İletişimim dinlenmesi ilk olarak 1989-90 yıllarında İstanbul merkezli olarak gerçekleştirilmiş ve gelişen ve özellikle nitelik değiştiren suçlarda mücadelede daha etkili olabilmek ve iletişimin dinlenmesinde hukuki boyutun tam olarak belirlenebilmesi için yasa koyucu 1999 yılında 4422 sayılı “Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu” nu ortaya çıkarmıştır. Yasanın çıkış süreci dikkatlice incelendiğinde Özal Döneminin etkileri fark edilmektedir. Özellikle küreselleşme çerçevesinde ülkenin kapılarının sonuna kadar açması, hükümetin serbest piyasa ekonomisini benimsemesi ve kültürel etkileşimin kontrolden çıkması sonucunda ülkede ekonomik alan boşluklarının oluşumuna neden oldu. Bu kültürel etkileşim ile ülke aynı zamanda yeni suçların oluşumuna ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu hızlı değişimin getirilerinin toplumun kendisi içerisinde tam anlamıyla yer bulamaması yeni suç tiplerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle kapital sistemin bir getirisi olan organize örgütlerin ortaya çıkışı ile toplum içerisinde dağınık olarak bulunan bazı grupları bir arada toplanmasına neden olmaktadır. Özellikle ekonomik alanda ülke içerisinde değişim sürecinde yeni yeni ortaya çıkan bakir ekonomik alanların tespiti ve kullanımı konusunda büyük bir yol alan örgütler, özellikle ülkenin içinde bulunduğu sosyo – kültürel yapısının bu oluşuma uygun bir seyir takip etmesi ile kısa süre içerisinde ülkede önemli bir yer edindiler. Örgütlerle mücadele en etkili yöntem olan iletişimin dinlenmesi çıkartılan kanun ile birlikte CMUK‘un geliştirilmiş yorumu ile hareket eden kolluk güçleri insan hakları ve hayatın en mahrem noktalarına yapılan müdahale hukuki bir zemine oturtulmuştur. Bu kanunla birlikte özellikle güvenlik güçleri,suç örgütleriyle girmiş oldukları mücadelede daha aktif bir rol üstlenmişlerdir. Kanun ile birlikte spesifik olarak organize örgüt konusunu ele alan güvenlik güçleri mücadelelerini daha profesyonel bir zemine oturtmuştur. Özellikle güvenlik güçlerinin iç yapılarında oluşturdukları daireler ile birlikte örgütlere karşı daha etken bir politika uygulanmıştır. 2001 yılına gelindiğinde yapılan operasyonların meyveleri alınmaya başlanırken suç örgütünün kurmuş oldukları partito ilişkileri ile hükümete etki etmeyi başarmış ve kanunda yapılan değişikler sonucunda kolluğun mücadele yetkisi kısıtlanmış, belirli konula kanun kapsamından çıkartılmıştır.
Özellikle 2002 yılından itibaren AB ile müzakerelerde atağa geçen ülkemiz, iletişimin dinlenmesi noktasında da yeni gelişmeleri hayata geçirmiştir. Demokratikleşmenin bir öğesi olan denetim unsuru, 5397 sayılı kanun ile Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ile iletişimin dinlenmesi tedbiri spesifik olarak aktif hale getirilmiştir. Oluşturulan bu kuruluş ile birlikte Emniyet Teşkilatı, Jandarma ve MİT iletişimin dinlenmesini TİB aracılığıyla sağlamaktadır. Bu sayede dinlenme işlemi tek elden takip edilecek ve özellikle dinleme ile ilgili kararların hukuka uygunluğu sağlanmış olacaktır. Kuruluş ayrıca alınan dinleme kararının takibini yaptığı gibi aynı zamanda denetim görevini de sistem içerisinde üstlenmiş olacaktır.
TİB’in kuruluşu ile birlikte özellikle kolluk kuvvetlerinin suç örgütleri ile mücadelede daha aktif bir rol oynadığı gözlemlenmektedir. Şöyle ki suç örgütleriyle mücadele eden kolluk kuvvetleri iletişim dinlenmesi ile sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, tespit, telefon dinleme ve kayda alma işlemlerini gerçekleştirmektedir. Bu noktada bunun bilincinde olan suç grupları özellikle GSM operatörleriyle girdikleri illegal ilişkiler sonucunda mücadeleyi kendi lehlerine çevirmiş oluyor ve bu sayede dinleme yapmak isteyen birimin önüne geçmiş oluyordu. TİB kuruluşu ile birlikte dinleme yapmak isteyen birim alınan savcılık veya hakim/mahkeme kararını TİB’e gönderiyor ve bu sayede GSM operatörlerinin bilgisi dışında tespit edilmiş olan numaranın dinlenmesi gerçekleştiriliyor. Bu sayede sadece bir merkezden gerçekleştirilen bağlantı ile suç grubu ile mücadele ilgili birimin lehine bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Ülke içerisinde ilk defa denenen ve mevcut sistem içerisinde yer bulmaya çalışan TİB, henüz tam olarak mevcut sisteme adapte olabilmiş değildir. Özellikle kurumun ülkede köklü kuruluşlarla (MİT- Jandarma-Emniyet) olan ilişkisi tam olarak netleşmemiş ve şu anda devam eden projelerle kurumun sistem içerisindeki yeri belirlenmeye çalışılmaktadır. Şu belirtilmelidir ki; TİB sistem içerisinde bulunduğu konum itibariyle denetleme ve düzenleme görevini üstlenmektedir. Şu anda sistemde yaşanan bir takım olumsuzluklara rağmen TİB, tek elden telekomünikasyon bünyesindeki mahkeme tarafından verilen dinleme kararlarını yerine getirilmesini sağlamaktadır.
Ocak 2006 tarihinden itibaren görevini sürdüren TİB, ülkenin suçla mücadele politikasında önemli bir yeri bulunmaktadır. Fakat suçla mücadele politikamızın alınan mahkeme kararlarının hukuka uygunluğu noktasında henüz tam olarak istenen seviyede olmadığını görmekteyiz. Özellikle TİB’e yapılan başvuruları hukuki açıdan değerlendiren Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Hukuk dairesi, alınan kararların % 40’nın hukuka uygun olmadığını tespit etmiştir. Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişim Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’inde yapılan düzenleme ile Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesindeki hükümlere aykırı olarak verilen kararlar ile bu Yönetmelikte sayılan ve tanımlanan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi işlemleri dışındaki talepleri içerdiği açıkça anlaşılan kararlara karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan, suçtan zarar gören, müdafi, vekil, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi ile Başkanlık tarafından itiraz edilebilir. 45
Yapılan bu itiraz süresince alınmış olunan kararın gereği yerine getirilir. Yapılan bu itiraz sonucunda elde edilen sonuç kararın iptaline yönelik ise bu süreç içerisinde yapılmış olunan kayıtlar derhal imha edilmektedir. Bu nokta, aslında suçla mücadele politikamızda önemli sorunların olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Özellikle iletişimin dinlenmesi kararını alan savcılar ve hakimler, kararın kanuni kıstaslar tam olarak dikkate alınmadan verildiğini gözler önüne sermektedir. Yani hakim ve savcılar, kendilerine başvuran birimlerin ortaya koydukları olayları tam olarak süzgeçten geçirmeden karar verdikleri ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda suçla mücadele stratejimiz gözden geçirilerek gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
İletişim dinlemesi tedbiri ile güvenlik güçleri dinleme, kayda alma, tespit ve sinyal bilgilerini değerlendirme işlemini yapmaktadır. Tedbirin uygulanması ile birlikte güvenlik güçleri örgütsel faaliyet alanı tespitini gerçekleştirmektedir. Örgütsel faaliyet alanı, örgütün faaliyet alanını ve örgütün hangi iş alanında faaliyet gösterdiğini ifade etmektedir. Dinlenen şahıstan elde edilen bilgiler çerçevesinde konuyu değerlendiren kolluk güçleri, örgütün iş ve faaliyet alanını belirleyerek örgütün iskelet yapısını ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Dinleme ile şahsın örgüt içerisindeki konumu ve şahsın suçlu profili belirlenmektedir. Ayrıca tedbirin uygulanması ile suçun ortaya çıkması, suç(lu) yerinin tespit edilmesi ve tarafların belirlenmesi işlemi gerçekleşmektedir. Araştırılan olay ile ilgili olarak elde edilen bütün bilgiler değerlendirilerek operasyon bilgileri oluşturulur.
İletişime yapılan müdahale ile güvenlik güçleri şahsın yerini tespit ettiği gibi SMS ve MMS’ lerini de kontrol altında tutmaktadır. Bu müdahalenin farkında olan örgütler, iletişimi sağlarken şifre ve kod kullanmaktadırlar. Bu şifre ve kodlar sadece sesten ibaret olabileceği gibi örgüt içerisinde farklı anlamlar taşıyan kelime ve cümleler de olabilmektedir. Bu noktada örgüt ile mücadelede güvenlik güçlerinin tecrübesi ve polisiye taktikler devreye girmektedir.mesleki tecrübesi, polis taktikleri ve gelişen olaylar ile konunu durum ve analizini yapan güvenlik güçleri şifreleri ve kodları anlamdırarak soruşturmanınkovuşturmanın devamlılığını sağlamaktadırlar
İletişimin dinlenmesi sırasında işlemi gerçekleştiren teknik personelin de bazı özeliliklere haiz olması gerekmektedir. Bu özellikler personelin soruşturmakovuşturma aşamalarında dinlediği kişiden elde ettikleri bilgileri anlamlandırmaya ve konunun analizini yapmaya yardımcı olacaktır. Bu özelliklerden başlıcası teknik personelin soruşturmakovuşturma aşamalarında dosyaya hakim olması ve 5N – 1K sorularının cevaplarını iyi tespit etmelidir. Bu sayede olayın gelişim sürecine vakıf olan personel dinleme esnasında elde ettiği bilgileri daha kolay ve tutarlı bir şekilde analiz edebilecektir. İkinci olarak soruşturmakovuşturmanın amaçları ortaya konmalı ve personel bu çerçevede dinleme işlemini gerçekleştirmelidir. Amaçların bilinmesi ile birlikte personel amaca uygun olarak dinleme yapacak ve sunuca en kısa sürede varılmış olunacaktır. Aynı zamanda teknik personel çalıştığı bölgenin coğrafyasına hakim olmalı ve elde ettiği bilgilerden çıkarımlar yapabilmelidir. Örneğin dinlenen şahıs A ilinden çıktıktan aç saat sonra B noktasına varacağını bilmeli ve bu süre içerisinde şahsın kaç alternatif rota kullanabileceğini bilmelidir. Bu sayede sahsa yapılacak bir operasyonda hangi noktaların kullanılacağını tespit edilebilecek veya şahsa karşı yapılacak uygulamadan kaçmasının önüne geçilmiş olacaktır. Teknik personel seçilirken özellikle sorumluluk bölgesinde kullanılan dil ve lehçelere dikkat edilerek bu husus değerlendirilmelidir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde Kürtçe ve Zazacanın yaygın olarak kullanıldığı bölgelere dikkat edilerek personel seçimini bu yönde gerçekleştirilmelidir. Diğer bir husus ise dinleme işini gerçekleştiren personel olaya bütüncül bir bakış açısı ile bakarak tutarlı çıkarımlarda bulunmalıdır. Teknik personel aynı zamanda ketum ve dürüst olmalı ve unutmamalı ki dinleme esnasında şahsın hürriyetine müdahale edilmektedir. Son olarak ta teknik personel dinleme esnasında her an tetikte olmalı ve unutmamalı ki dinleme esnasında geçebilecek bir kelime dahi insan hayatına mal olabileceği gibi soruşturmanınkovuşturmanın sonlanmasına neden olabilir.
Tedbirin uygulanması incelendiğinde konunun her ilde farklılık gösterdiği gözlemlenmektedir. Burada olması gereken soruşturma sorumlusunun kontrolü altında oluşturulacak bilgi havuzunun elde edilen bilgiler ile (özellikle iletişimin denetlenmesi ile elde edilen bilgilerle) desteklenmesi ve birimin diğer bölümleriyle koordineli bir şekilde soruşturma sürdürülmelidir. Bu şekilde tedbirden elde edilen bilgilerden maksimum şekilde yararlanıldığı gibi deliller toplanarak maddi gerçeğin ortaya çıkmasında büyük bir adım atılmış olacaktır.
1.3.2 – Tedbirin Uygulanmasında Oluşan Temel Problemler
İletişimin dinlenmesi tedbiri uygulanırken bazı problemler ile karşılaşılmaktadır. Bu problemler mevzuattan doğacağı gibi uygulama esnasında da karşılaşılabilir. Yazar bu başlık altında tedbirin uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunları ortaya koyuyor ve bu sorunlara karşı çözüm önerileri üretmeye çalışmaktadır.
Hukukumuzda iletişimin dinlenmesi bir koruma tedbiri olarak değerlendirilmektedir. Fakat savcı ve hakimlerin iletişimin dinlenmesi ile ilgili verdikleri kararların %70’inin sonuçsuz kalması, alınan kararlarının gerekliliği noktasında önemli bir çıkmaz oluşturmaktadır. Özellikle bir olayla ilgilenen birimin isteği ile alınan bu kararlar, birim ve savcılar/hakimler arasındaki ikili ilişkiler çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bunun neticesinde alınan kararların % 40’nın TİB Hukuk Dairesi tarafından itiraz edilmesi, suçla mücadelede son çare olarak kullanılması gereken iletişimin dinlenmesinin ilk olarak tercih edildiğini göstermektedir. Şu anda ülkemizde kırk binin üzerinde telefon dinlenmesi yapılmakta ve 1500 tane karar beklemede bulunmaktadır. Ülkemiz yeni kurulan TİB için 8-10 milyon dolar değerinde yeni bir sistem oluşturmuş ve bu sistem şu an itibariyle dünyanın en gelişmiş sistemi durumundadır. Verilen sayılar dikkate alındığında bu sayıların uluslar arası standartların çok üzerinde olduğu belirtmek gerekmektedir. Bu neticenin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bilhassa dinleme kararını veren savcı veya hakimin olayları çok iyi bir tahlilden geçirmeden vermesi, verilen kararlarda ikili ilişkilerin etkili olması alınan kararın hukukilik boyutunu olumsuz yönde etkilemektedir. Aynı zamanda kolluk kuvvetlerinin suçla mücadele noktasında personel ve lojistik yetersizliğinin de bu konuda incelenmesi gerekmektedir. Birim amirinin meydana gelen olayların fazlalığı nedeniyle personeli merkezde muhafaza ederek olayların çözüme kavuşturmaya çalışması ve lojistik desteğin yetersiz kalması, birimlerin suçla mücadelede iletişimin dinlenmesi tedbirine gerektiğinden önce başvurmasına neden olmaktadır.
Suç örgütlerin parasal kaynaklarının zengin olması sonucu teknolojik gelişmeleri yakından takip etmektedirler. Bunun neticesinde güvenlik güçlerinin teknolojik ve bilimsel olanaklardan yararlanarak ortaya koymuş oldukları mücadeleye karşı suç örgütleri de kendi lojistik güçlerini oluşturarak ve teknolojik gelişmelerden de yararlanarak suçla mücadeleyi kendi lehlerine çevirmeye çalışmaktadırlar. Özellikle örgütlerin telefonlarının dinlenmesi tedbirine karşı sık sık iletişimin şekillerini ve araçlarını değiştirme yoluna gitmektedirler.bu şekilde kullandıkları telefonları ve numaraları belli periyotlarla sık sık değiştirerek en azından güvenlik güçlerinin suç ile mücadelede işlerini zorlaştırmaktadırlar.
Güvenlik güçlerinin iletişimin dinlenmesi tedbirini kullanmaları 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ile birlikte hukuki bir zemine oturtulmuştur. 1999 yılından kabul edilen ve Haziran 2005 tarihine kadar yürürlükte kalan kanun ile bu tedbirin uygulanmasında güvenlik güçleri tarafından belli bir sistem geliştirilmiştir. Yeni yapılan değişiklikler ile birlikte eski uygulama rafa kaldırılmış, yeni sistem ile yeni bir başlangıç yapılmıştır. Bu çerçevede güvenlik güçleri eski uygulamadan yeni uygulamaya geçerken halla bazı sorunlar yaşamaktadır. Özellikle soruşturmanın adli sorumlusu olan Cumhuriyet Savcısı kendilerini her konuda yetkili görüyor ve bazı durumlarda kolluğun yetkisini de üstlenmektedir. Eski düzenlemede yer almayan fakat yeni düzenlemede yer alan konularda uygulamada henüz tam olarak sorunlar çözülememiştir. Özellikle yeni uygulama ile ilgili içtihatların oluşmaması konuların farklı olarak yorumlanmasına sebep olmaktadır.
Suç örgütleri ile mücadele edilirken yeni düzenleme ile şüpheliye/sanığa verilen haklar, bazı durumlarda olumsuz olarak değerlendirilmeye tabi tutulabilmektedir. Özellikle ulusal ve uluslararası suç örgütlerinin,adaletin sağlanmasında kutsal sayılan, savunma hakkını gerçekleştiren müdafi aynı zamanda da tedbir içerisinde de özerk olarak imtiyazlar sağlanmış CMK madde 136 bu kapsı düzenlemektedir. Bunun neticesinde şüpheli/sanık – müdafi görüşmelerinin gizliliği ile birlikte nadiren de olsa müdafi şüphelinin/sanığın dışarıdaki kolu oluyor ve şahıs gelişmeleri müdafi aracılığı ile takip ediyor.
Güvenlik güçlerinin suç örgütleri ile mücadelede kendi lehlerine bir takım metotlar geliştirdikleri gözlemlenmektedir. Bu hususta en çok kullanılan yöntemlerden birisi örgüt içi iletişimde özel şifre ve kodların kullanılmasıdır. Örgüt dışındaki şahıslara normal bir kelime olarak gelebilen bu şifre ve kodlar örgüt içinde anlam kazanıyor ve bu metotlar yer yer örgüt içinde ve dışında ağır yaptırımlara neden olabilmektedir. Suç örgütleri güvenlik güçleri tarafından yakından takip edildiklerinin farkında oldukları için alternatif iletişim yolları arayışı içindedirler. Bu arayış neticesinde özellikle en kolay iletişim yollarından birisi interneti kullanmaktadırlar. Örgütün tespit ettiği e-mail ile iletişim kurulmaktadır. Örgütün diğer mensuplarında bulunan şifre ile birlikte e-maile yazılan mesaj drafta kaydediliyor ve bir sonra gelen mesajı okuyarak iletişim sağlanmış olmaktadır. Bu şekilde örgüt içerisinde e-mail trafiği olmadan iletişim sağlanmış oluyor. Bir başka yöntem ise mesajların şifreler halinde form sitelerini kullanılarak yapılmasıdır.
Uygulamada yaşanan bir diğer sorun ise Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadelede özellikle taşra illerinde uzman savcının bulunmamasıdır. Bunun sonucunda tedbir talebinde bulunan birim kararın çıkartılmasında önemli güçlüklerle karşılaşmaktadır.
Dinleme esnasında teknik personel ile örgüt içi iletişimde farklı dil ve lehçenin kullanılması örgütün profilinin çıkartılmasını ve suçla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Elde edilen kayıtların çözümlerinin yapılması için personel ihtiyacı ortaya çıkıyor ve bunun neticesinde teknik personel alınırken bu kıstas göz önünde tutuluyor. Eğer konu ile ilgili olarak dilbilgisi personel bulunamaz ise Cumhuriyet Savcısının talimatları doğrultusunda tercüman aracılığı ile çözüm gerçekleştiriliyor.
Teknik personel suç konusu ile ilgili olarak aylarca belirli bir örgütü dinleme tedbiri uygulamaktadır. Saatlerce bilgisayarın başında dinleme yapan personel bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Bu hususta gerekli görülen zamanlarda teknik personele uzman hekimler tarafından psikolojik destek verilmelidir.
Sonuç Yerine
İletişimin dinlenmesi, insanların var olmalarından itibaren özel hayatın bir parçası olmuştur. Fransız ihtilalli ile güvence altına alınmaya çalışan temel hak ve hürriyetler, tarihi süreç içerisinde alması gereken değer verilerek son yıllarda en önemli konular arasında yerini almıştır. Özellikle haberleşme özgürlüğünde en önemli ihlalleri arasında gösterilen iletişime müdahale tedbiri ise gereken önem gösterilerek uluslar arası hukukta da yerini almıştır.
Özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde özel hayatın ve aile hayatının korunması başlıklı 8. maddesinde haberleşme hürriyeti ele alınması konunun önemini gösteren el önemli unsurdur.
Demokratik ülkelerde yapılan araştırmalara bakıldığında haberleşmeye müdahale en son başvurulan tedbir olarak nitelendirilmektedir. Fakat suçlarla mücadelede ülkemizde kullanılan en önemli koruma tedbiri alarak kullanılan iletişime müdahale, kolluk kuvvetlerinin en çok başvurdukları tedbirdir. Bunun başlıca sebebi kolluk kuvvetlerinin olayların çözümünde maddi delil elde etmek amacıyla tedbire başvurmadırlar. Özellikle Emniyet Teşkilatında proaktif polislik anlayışın her geçen gün anlam kazanması ile haberleşmeye yapılan müdahalelerin azalacağını ümit edilmektedir.
Avrupa Birliği uyum sürecinde kişi başına düşen polis sayısının standartların altında kalması, Emniyet Teşkilatının suçla mücadelede önemli sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Aynı zamanda kolluk kuvvetlerinin yaşamış oldukları lojistik destek sorunları da suçla mücadelede önemli bir etken olmaktadır. Birim amirleri personel ve lojistik eksiklikler nedeni ile suç olaylarında personel istihdamında zorluk çekmektedirler. Bunun sonucunda personel merkez birimlerde istihdam edilerek tedbirler sonucunda elde edilecek deliller sonucunda olaylar çözülmesi çalışılmaktadır. Ortaya çıkan bu sorunlar uzman personelin birimlerde arttırılması ve lojistik destek sağlanması ile suçla mücadelede daha olumlu ortamların oluşturulması ile sağlanabilir.
1999 yılında yapılan iletişim dinlenmesi ile ilgili ilk düzenleme olan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ile birlikte kolluk güçleri tedbirin kullanımı hukuki bir zeminde gerçekleştirmiş oldular. Avrupa Birliği müktesebatında üçüncü başlık olarak yer alan güvenlik başlığı ile birlikte en önemli değişikliklerden olan Türk Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukukunun tamamen değiştirilerek insan haklarına ve uluslar arası hukuka uygun hale getirilmiştir. Böylece iletişimin dinlenmesi tekrar değerlendirilerek değiştirilmiş ve bu sayede suçla mücadelede özel hayata yapılan en büyük müdahale uluslar arası standartlara uygun hale getirilmiştir.
İletişime yapılan müdahalenin kolluk kuvvetleri tarafından talep edilmesi, verilen kararın kolluk kuvvetleri tarafından yerine getirilmesi ve özel hayata ait bilgilerin elde edilmesi kolluğun yerine getirmekte olduğu görevin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Görevin ifası sırasında elde edilen deliller, insan hakları ve temel hak ve hürriyetlerin muhafazasını sağlayan kolluk kuvvetleri tarafından en iyi şekilde değerlendirilerek olayın çözümünde sonuca ulaşılması sağlanmaktadır.
Dikkat çeken bir diğer konu ise 5397 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile birlikte kolluk kuvvetlerine ve Milli İstihbarat Teşkilatı’na verilmiş olan önleyici amaçlı iletişimin dinlenmesi yetkisinin verilmesidir. İstihbarat teşkilatları tarafından yürütülen faaliyetler; suç ile ilişkili olmayıp kuruluş yasalarında yer alan görevler kapsamında ulusal güvenliğin sağlanması amacıyla, demokratik hukuk devletine yönelik tehdit unsurlarına ilişkin olarak düzenli ve sistemli bilgi toplama ihtiyacına yöneliktir.
Söz konusu istihbarat ihtiyacının sağlanması açısından iletişime yapılan müdahalenin yasal dayanakları ile yeterli şüphe sonucunda suça ilişkin delillerin yasalara uygun olarak toplanmasını teminen adli kolluk tarafından yapılan müdahalenin; çalışma yöntemleri, yasal dayanağı ve hedeflerindeki farklılık gözetildiğinde, iletişime ilişkin müdahalenin hususları ayrı bir mevzuatla düzenlenmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Nitekim bu esasla hareketle, AB ülkelerinin ulusal güvenlik servisleri, istihbarat servis kanunlarında yer alan düzenlemeler çerçevesinde iletişime müdahale hususunda yetkilendirilmişlerdir. Ülkemizin girmiş olduğu gelişim kulvarında asimile olan telekomünikasyon yolu ile iletişimin dinlenmesi, Batı’dan esinlenerek yapılan bir sistem içersinde devam edilmesine çalışılmaktadır. Temennimiz dünya standartları üzerindeki bu gelişmiş sistemin ülkemiz adaptasyon sürecinde kurumların ve özellikle kurulan sistemin en hızlı ve verimli bir şekilde bu sürecin tamamlamasıdır.
38- PEŞTER, Bahtiyar, Karşılaştırmalı Hukukta İletişime Müdahale, Yüksek Lisans Tezi
39- a.g.e.
40- a.g.e.
41- a.g.e.
42- a.g.e.
43- a.g.e.
44- a.g.e.
45- Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişim Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik Madde 10