SERİ CİNAYETİN PSİKOLOJİK SEBEPLERİ
Bir insanı seri katil yapan nedir? Bu konudaki teoriler hiç de az değil. Maalesef bunlardan hiçbiri tam anlamıyla ikna edici değildir.
Söz konusu teorilerin arasında en ilgi çeken (tartışmalı olmakla beraber), çok az bilinen bir alan olan paleopsikolojiden gelir. Bu görüşe göre, gelişmiş, uygar beynimiz R-Kompleksi olarak bilinen ilkel ve hayvani bir çekirdeğin üzerine inşa edilmiştir. Her birimizin içinde, derinlerde bir yerde, soyundan geldiğimiz maymuna benzeyen atalarımızın vahşi içgüdüleri vardır. İnsanların çok büyük bir bölümünde bu temel, kaba ve doğal yanımız, daha fazla evrimleşmiş olan yönlerimizle –akıl, mantık, zeka- kontrol altında tutulur. Fakat değişik nedenlerden ötürü insanların çok küçük bir bölümü bu ilkel beyinlerince kontrol edilirler. Kısacası, bu görüşün sacunucuları, seri katilleri kana susamış, taş devri vahşilerinin modern dünyada yaşayan torunları olarak görürler.
Freudcu kuramcılar da aynı görüşü paylaşırlar; fakat onlar R-Kompleksi yerine “id”den bahsederler ve seri katilleri modern zaman vahşileri olarak değil de, daha çok bebek yaşlarda psiko-cinsel gelişmeleri durmuş, ciddi şekilde rahatsız kişilik sahipleri olarak kabul ederler. Çok kötü yetiştirilmeleri nedeniyle devamlı öldüren insanlar, duygusal gelişimlerini hiçbir zaman iki yaşındaki bir çocuktan ileriye götüremezler. Bir bebeğin eline bir porselen vazo verirseniz, hemen kırar. Seri katiller de aynı şekilde hareket ederler. Her şeye zarar vermeyi severler. Onlar için bir insan sadece kırılacak bir eşyadır – zevk için parçalanabilecek bir şey.
Diğer açıklamalar, fizyolojik sebeplerden (kafa yaralanmaları, darbeler, hormon dengesizliği, genetik bozukluklar) sosyolojik sebepler (mensup olunan sınıftan kaynaklanan öfke, kalabalık nüfus, medyada şiddete maruz kalma) kadar değişiklik gösterir. Hatta çevreye ilişkin teoriler bile vardır. Bir uzman, seri katillerin diğer etmenlerin yanı sıra zehirli maddelerin neden olduğu bir hastalıktan muzdarip olduklarını bile iddia etmiştir.
Diğer etmenler ne olursa olsun, hepsinin ortak bir noktası çok kötü bir aile geçmişlerinin olmasıdır. Tamamının olmasa bile, birçoğunun kötü yetiştirilmeleri, patolojilerini açıkça etkilemiş ve onları nefret ve kendilerinden iğrenme hisleriyle o kadar doldurmuştur ki seri katiller için sadistçe işlenmiş bir cinayet sevgiyi bulmanın bir yolu haline gelir. Yine de gerçekten korkunç olarak nitelendiriledilecek bir yetiştirilme bile, tatmin edici bir açıklama gibi görünmemektedir. Neticede sayısız insan psikolojik travmalarla dolu çocukluk yaşıyor; ama hiçbiri zevk için öldüren seri katiller dönüşmüyor.
Sonuç olarak, seri cinayetlerin kökenindeki sebepler bilinmemektedir. Bu, tıpkı Mozart’ın müzisyenliğinin veya Einstein’ın matematik dehasının kaynağı kadar gizemlidir. Belki de tek muhtemel cevap, büyük Amerikan yazarı Herman Melville’nin Billy Budd adlı şaheserinde verilmiştir. Ortada hiçbir görünür neden yokken hikayenin masum kahramanını ortadan kaldırmak için harekete geçen John Claggart’ın çarpık ahlakı üstüne düşünürken, Melville, onun “ ‘şeytani tabiatı’nın kötü yetiştirilmeden veya ahlakı bozan kitaplardan ya da rezil bir hayat yaşamaktan” ileri gelmediğini, “onunla beraber, onun içinde doğmuş” olduğunu söyler.
Kısacası, bazen “safi kötülük” insan biçimini alır.
KAYNAK: Seri Katiller Ansiklopedisi, Harold Schechter-David Everitt, Phoenix Yayınevi, Ekim-2004-Ankara.
Bu Çalışma www.psikokriminolog.com Adlı Siteden Alınmıştır