|
| Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar |
|
| Yazar:
Önder AYTAÇ |
08.08.2007
|
 |
1. Batı Avrupa ülkelerinin profesyonel ordularına benzer bir askeri yapılanma Türkiye içinde düşünmeli ve her yurttaşın askere gitmesiyle ilgili düzenlemeye yeni bir modernize olmuş açılım getirilmelidir.
2. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, ‘vicdani retçilerin’ ve ‘savaş karşıtı pasifistlerin’ haklarına saygı gösteren bir uygulamanın kapısı aralanmalıdır.
3. Meksika ve Danimarka gibi bazı ülkelerde uygulanan ‘piyango’ sistemi olarak isimlendirilen özel kura yöntemi biçimindeki askerlik, Türkiye içinde tartışılmaya açılmalıdır.
4. Sürekli ve kesintisiz uzun bir dönem askerliğin yerine / yanında, hafta sonu askerliği gibi farklı ve iş verimliliğini arttırıcı askerlik yöntemlerinin üzerinde de düşünülmelidir.
5. Türkiye’de askerlik görevi içinde geçen sürenin, gelişmiş demokratik ülkelerdekinin sürelerinin uzunlukları ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi sonucunda, sürenin kısaltılarak eşitlenmesine çalışılmalıdır.
6. Askere gitmemek için yurt dışında işçi gibi çalışıyor gösterilerek, askerliklerini ‘bedelli’ tanımlaması içinde yapan uyanık bireylerin üzerinde dikkatlice düşünülmesinde ve yasaya karşı hile yapılmasını durduracak önlemlerin alınmasına çalışılmalıdır. Elbette niçin böylesi bir yola gidildiğinin de düşünülmesinde ve irdelenmesinde yarar vardır.
7. Eğer, ordu, hantal ve büyük bir nüfus yoğunluğu içerisinde ise; daha az sayıda, hızlı ve yıldırıcı bir özellik taşıyan ‘profesyonel’ bir yapı şekline dönüştürülebilir.
8. Çağdaş ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, polisin amirlerinin ve memurlarının -eğer polislik görevinde üç dört yıl gibi bir süre başarılı olarak çalışmışlarsa- askerlik yapmış sayılmalarını düzenleyecek yasal bir çerçevenin çizilmesi yoluna gidilmelidir.
9. Eğer polisin amir ve memurlarının kesinlikle askerlik yapması isteniyorsa, yalnızca 2 aylık temel eğitimi yapmaları, daha sonraki dönemde ise, kendi polislik görevlerine geri dönerek askerliklerini yapmaları sağlanmalıdır.
10. Eğer polis amirlerinin ve memurlarının kesinlikle askerlik yapmalarında ısrar edilecek olursa, sürelerinin özel bir kanunla 3-4 aya ya da daha da az bir süreye indirilmesi yapılabilir.
11. Eğer polisin amirlerinin ve memurlarının kesinlikle askerlik yapmalarında ısrar edilecek olunursa, kısaca ‘bedelli askerlik’ olarak bilinen sisteme benzeyen bir durum, polisin askerlikleri konusu içinde düşünülmelidir.
12. Eğer polisin amir ve memurlarının kesinlikle askerlik yapmasında ısrar edilecek olursa, o zaman, ilk verilen temel eğitim sonrasında, çekilen tayin kuralarında emniyet kökenlilere “İzmir Usulü Torba” yöntemiyle özel kura çektirme gibi ‘garipsenecek’ bir uygulamanın yapılması yerine, bu kişilerin de diğer herkes gibi normal kura çekerek tayin olmaları sağlanmalıdır.
13. Eğer kesinlikle polisin amir ve memurlarının askerlik yapmalarında ısrar edilecek olursa, amir olan ile memur olanlar arasında farklı bir uygulama veya kıyaslama yapılarak konuya yaklaşılabileceği de düşünülmelidir.
14. Askerlik problemi ile karşı karşıya olan polisin amir ve memurları ile bunların aileleri, akrabaları; duygu ve düşüncelerini (çok kibar bir şekilde ve saygı kuralları içerisinde olmak şartıyla) ifade eden mektuplarını ve kartlarını (aynı İngiliz ‘Amnesty International’ın yaptığı gibi); yetkililere, etkililere, lobi oluşturan kişi ve kuruluşlara, AB uzmanlarına, AB’de Türkiye hakkında ilerleme raporlarını hazırlayanlara, adli, idari, siyasi ve askeri kuruluşlara göndererek konunun çözümlenmesi çalışmasında kamuoyu oluşturabilecekleri akıldan çıkarılmamalıdır. Ancak yapılacak bu eylem planı, kesinlikle yasal sınırlar içerisinde, saygı kuralları bağlamında ve akademik yöntemlere uyularak yapılmalıdır.
15. Bütün bu seçeneklerin ötesinde yine eski yöntemin aynen devam etmesinde ısrar edilecekse, (ki biz böyle olmayacağı / olmaması gerektiği düşüncesindeyiz) sistem bir şekilde kesinlikle yenileştirilmeli ve modernize edilmelidir.
Bilindiği gibi, sosyal bilimlerde mutlak bir doğru yoktur. Doğru olana / olanlara farklı ve değişik yollarla ulaşılabilmektedir. İşte bu yüzden, ‘yalnızca benim söylediğim doğru dememeli, benim düşüncem de doğruların içinde bir doğrudur’ demelidir. Bu anlatımı daha global bir perspektiften ele alan Sarah Rossbach’ın aşağıdaki açıklamaları yaptığımız bu çalışma için de, kanımızca, oldukça önemlidir ki benzeri bir değerlendirme Mevlana Celalettini Rumi’nin anlatımlarında da vardır:
Yaşamı ve evreni anlamanın birçok yolu vardır. Algılama, teoloji, felsefe, bilim ve diğerleri... Her alanın kendi uzmanı olmasına karşın bunların tümü de bir file dokunarak onun hakkında bilgi elde etmeye çalışan kör birer insandan başka bir şey değillerdir. Bir teolog onun bacaklarına dokunup yaşamın bir ağacın gövdesine benzediğini; bir bilimci kuyruğuna dokunup, yaşamın bir ipe benzediğini; bir şair kulaklarına dokunup onun yasemin yaprağına benzediğini; bir düşünür onun gövdesine dokunup bir yılana benzediğini düşünebilir. Her uzmanın yaşam hakkındaki görüşü anlamlı ve gerçektir. Bununla birlikte bu insanların geliştirdikleri kuramlar bütünün yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır... Ben de yalnızca bu körlerden bir tanesiyim.
Kanımızca, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) anlatımı yalnızca Hava, Kara, Deniz Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığındaki subay, astsubay ve erleri değil, bunun da ötesinde silahlı olarak devlet adına görev yapan bütün güvenlik birimlerini ve özellikle de yurtiçi savunmasını yerine getiren polisi de kapsamaktadır. Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın, Emniyet Genel Müdürünü ziyaret ettiğinde söyledikleri de bizim burada söylediklerimizi bire bir kapsamaktadır.
O halde Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan polis amirleri ve memurlarının yanında, Milli İstihbarat Teşkilatı da, TSK anlatımı içerisinde düşünülmeli ve yorumlanması da buna bağlı olarak yapılmalıdır.
Yine polisin amir ve memurlarının da, jandarmanın kırsal da yaptığı inzibati görevin aynısını şehir merkezlerinde yaptıkları bilinen bir gerçektir. Bu ise Genelkurmay Başkanlığının bütün silahlı görevlileri kucaklar bir tavır içerisinde olmasının doğal sonucu olarak, yalnız askeriyeyi –jandarmayı- değil, onun dışındaki güvenlik birimlerini de –polisi de- kanunlar çerçevesinde kapsayan bir yapıda olmasını gerektirmektedir.
Kanımızca polis amirinin ve memurunun askerliği yapmış sayılması şeklinde getirilecek bir düzenleme, Türkiye’yi gelişmiş batı toplumları ile örtüştürmek yolunda atılmış olan önemli bir adım olacaktır. Unutmayalım, Polis Marşı’nda da ifade edildiği gibi, polisin bütün amir ve memurları: ‘…HUDUTTA ORDU BEKLER, DAHİL DE BİZ BEKLERİZ / Biz kanunun, rejimin timsali polisleriz…’ anlatımını bir marş olarak ezberlemektedirler ve bu marşın gerçek hayatta da gerçekten de doğru olduğuna inanırlar / inanmak istemektedir…
Sessiz bir çığlık olarak yetkililere duyurulur.
Selam ve dostlukla efendim!..
|
| |
| Yazar:
Önder AYTAÇ |
08.08.2007 |
| |
| |
| İsim: |
alperen kurt |
| |
| Yorum: |
|
|
|
| YAZARLARIMIZ |
| Ercan TAŞTEKİN |
| Ercan TAŞTEKİN |
| |
|
|
Sevinmek Bizim de Hakkımız |
| Önder AYTAÇ |
| Önder AYTAÇ |
| |
|
|
Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| İlhan DAĞDEVİREN |
| |
|
|
PPDS - 1 |
| İsmet KAPLAN |
| İsmet KAPLAN |
| |
|
|
Komser ile Memur - 16 (Kuru tuz, Kokan Tuz) |
| Murat DAĞLAR |
| Murat DAĞLAR |
| |
|
|
Demokrasi ve Statik İdeolojiler |
| Fatih BALCI |
| Fatih BALCI |
| |
|
|
Eskimeyen Öğüt |
| Emsal TOPRAK |
| Emsal TOPRAK |
| |
|
|
Kendimi Takdimimdir! |
| Safa Tarık OĞUZ |
| Safa Tarık OĞUZ |
| |
|
|
Polis Branşını Arıyor |
| Erol ÖZDEMİR |
| Erol ÖZDEMİR |
| |
|
|
Adı Yücel Soyadı Tutkun |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| Ömer Faruk GÜLTEKİN |
| |
|
|
Yokolan İnsanlık |
| Özgün ERGİN |
| Özgün ERGİN |
| |
|
|
Bu Topraklarda Barışı Severler |
| Metin Murat ARSLAN |
| Metin Murat ARSLAN |
| |
|
|
İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III |
| Halil YILMAZ |
| Halil YILMAZ |
| |
|
|
´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı |
|
| |
| |
|