Kimi araştırmalara göre 4000 kimilerine göre de 200 zararlı veya kanserojen madde ihtiva ettiği belirtilen tütün yani sigara ile, maalesef kullanım yaşı 10-11 seviyesine düşen, bir gramı beyinde bir milyon hücrenin ölmesine yol açan, bağımlı olanların bir daha bırakamadığı yada çok azının kurtulduğu uyuşturucu maddelerin ilişkisi konusunda bir fikir jimnastiği yapmak istiyorum.
Öncelikle bağımlılık nedir, insanların, yaşamlarını sürdürmek için hiç ihtiyaçları olmayan maddelere bağımlı olmalarının, bağımlı olduktan sonra ise iptilası oldukları maddelere sınırsız bir istek ve arzu duymalarının nedeni nedir? İnsanlar neden, bağımlı oldukları maddelere ulaşabilmek için her türlü illegal eylemin ve suç organizasyonlarının içine girmektedir, hangi faktörler bu biyo-psiko sosyal olayın nedenleridir? Bilhassa Dünya’ da sigara bağımlılığında bir azalış varken bizim ülkemizde neden artmaktadır, madde bağımlısı gençler arasında yapılan ankette, bu tarihten on yıl önce uyuşturucuya başlama yaşı 18 iken bu gün 11’ e düşmesinin nedenleri nelerdir? Bu sorulara bilimsel veri ve tespitler ışığında cevaplar vermek istiyorum.
Aslında, konu sigara ve bağımlılık yapan maddeler olunca sorulması gereken soru sayısını kestirmek ve sınırlamak mümkün değildir ancak bir makale hacim ve ölçüsü içinde konuyu değerlendireceğimiz için şimdilik sadece bu sorulara bazı cevaplar vermekle kifayet edeceğiz.
Bağımlılık; tek kelime ile tarif edilecek olsa “vazgeçememektir” denilebilir ancak bağımlı müptelası olduğu maddeden vazgeçemiyorsa bunun en önemli iki nedeni psikolojik ve biyolojiktir. İnsanın hayatını idame ettirmesi için su, şeker, glikoz, oksijen, mineraller vb. maddelere ihtiyacı vardır bu maddeler hücrenin ihtiyaç listesinde yer alan maddelerdir, bu maddeler olmadan insan yaşayamaz ancak kişi hiç ihtiyacı olmadığı ve hücrenin ihtiyaç listesinde de bulunmadığı halde sigara, alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri kullanır, kişi bir de bağımlı ise bu maddelere ulaşmak için her yolu mübah sayar. Neden? Çünkü kullanılan madde artık hücrenin ihtiyaç listesine girmiştir, hücre bu maddeyi su, şeker, glikoz, mineral, tuz vb. gibi tanımaktadır, maddeyi alma zamanı geldiğinde bir takım arazlar ortaya koymaktadır, beyin kişiye hücresinin yani kendisinin bağımlı olduğu maddeye ihtiyacı olduğunu ve bu maddeyi alması gerektiği emrini vermektedir, bu durumda şunu diyebiliriz artık kişinin iradesinin yerinde bağımlı olduğu madde vardır, kendisini idare eden, yönlendiren kullandığı maddedir. Kişi sırası ile özgüllüğünü, öz denetimini, oto kontrolünü ve özgürlüğünü kaybetmiştir ve artık adeta bağımlı olduğu maddeyi kullanmak için yaşamaktadır.
Bir başka açıdan konuya baktığımız da ise, bu maddelere psikolojik bağımlılık oluşmadan biyolojik bağımlılığın oluşmayacağı belirtilmektedir, bu nedenle biyolojik (fiziksel) bağımlılığın tedavisi çok kısa sürmesine rağmen psikolojik bağımlılığın tedavisi uzun yıllar almaktadır, örneğin on yıl önce sigarayı bırakan bir kişi tekrar başladığında altı hafta sonra on yıl önceki haline dönüş yapmaktadır. Beş yıl önce uyuşturucu madde bağımlılığından kurtulan bir insanı, kendisine maddeyi hatırlatan bir olay, bir arkadaş, bir sokak satıcısı tekrar maddeye döndürebilmektedir, bu nedenle bağımlılıktan kurtulan kişi demirin pasa yakın olduğu kadar maddeye yakındır. Bir müsteşrik kendisine “Sigarayı bıraktığını duyduk, doğru mu, eğer kolaysa söyle de biz de bırakalım” denildiğinde “çok kolay, hem de çok kolay ben en az yüz sefer bıraktım” cevabını vermiştir. Bağımlılık yapan maddelerin ve sigaranın, insanın DNA’ sını bile dejenere ettiği, insanın genetik yapısında geri dönüşümsüz bazı arızalara yol açtığı ve değişen genetik yapının gelecek kuşaklara aktarıldığı bilimsel olarak ispat edilmiştir. En son yapılan çalışmalarda, anne karnındaki bir bebeğin annesinin kullandığı bağımlılık yapan maddeye bağımlı olduğu ve doğduktan yedi saat sonra krize girdiği ve eğer müdahale edilmezse hayatını kaybedebileceği tespit edilmiştir. Basına yansıyan son haberlerde çok ironik olarak “bebek zil zurna sarhoş doğdu” şeklindeki tirajı komik haberler madde bağımlılığının anne karnında başladığının delili ve vesikası olarak göz önünde durmaktadır.
Şimdi akıllara şu soru gelebilir, insanları bu maddeleri kullanmaya iten sosyal nedenler (faktörler) nelerdir? Haklarında adli işlem yapılan madde bağımlısı insanlarla yapılan ankette, ezici bir çoğunluğu (%44) kullandığı maddeye arkadaşı vasıtası ile başladığını, % 29’ u da merak ettiği için başladığını beyan etmiştir.
Bu durumda insanın aklına Azerilere ait olan “Allah’ ım sen beni dostlarımdan koru, çünkü düşmanlarımdan ben kendimi zaten koruyorum” veya “Zayıf karakterli insanın kini, dostluğu kadar tehlikeli değildir” şeklindeki söz gelmektedir. Elbetteki burada anlatılan samimi dostlar değildir, dost olduğu sanılan insanlardır, bu nedenle ebeveynlerin en mühim görevlerinden biri öncelikle çocuklarının arkadaşlarının kim olduğunu bilmeleri ve buna göre önlem almalarıdır. Madde bağımlıları beyanlarında, kendilerinin madde bağımlısı olmalarına kimin yada neyin sebep olduğu sorulduğunda, genellikle okul arkadaşım, iş arkadaşım, mahalle arkadaşım vb. gibi cevaplar vermişlerdir. Konuya başka bir açıdan baktığımızda, elimizde sigara yanarken “aman oğlum sen içme, veya kızım sen bu sigaradan uzak dur” telkini veya ikazı ne derece etkili olacaktır, çocuğun anne veya babasına pekiyi sen neden içiyorsun ?! Şeklindeki sorusuna anne ve babanın vereceği cevap ne derece mantıklı, tutarlı ve etkili olacaktır.
Eğer sigara içiyorsanız yada çocuklarınız sigara içiyorsa, sigara vasıtası ile bir uyuşturucu maddeye geçme tehlikesini de sürekli yaşıyorsunuz demektir. Çünkü maalesef halk arasında “ottur zararı yoktur” tabiri ile tanınan bir uyuşturucu madde var ki halbuki bu madde bir beyin zehiridir, insanı hayal aleminde yaşatır, gerçek hayatla bağlarını koparır, paranoya, muhtemel psikoz, unutkanlık, bronşit, akciğer kanseri insana verdiği zararların sadece birkaç tanesidir, diğer uyuşturuculara geçiş maddesidir. Bu madde kesinlikle sigara ile birlikte kullanılmaktadır.
İsterseniz çok basit bir soru ile bu konuyu biraz açalım, hayatında hiç sigara içmemiş ve içmeyen bir kişi ile iptila derecesinde sigara kullanan bir kişiye, içine bahsini ettiğim bu uyuşturucu maddenin katıldığı bir sigara verildiğin de ve verilirken sanal reklam yapılarak “al bir şey olmaz sigaraya benzer bir şey” denildiğin de reaksiyonları nasıl olacaktır, cevabını size bırakıyorum, ancak bu cevabı verirken bir çok uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi 2-3 defa kullanmanın bağımlı olmak için yeterli olduğu akademik çevrelerce beyan edilmektedir, bu gerçeğin hiçbir zaman nazardan uzak tutulmaması gerekir. Bu tehlike ile mücadelede başarı sağlanmasının veya toplumun uyuşturucu tehdit ve tuzağından uzak tutulmasının sadece polisiye tedbirlerle mümkün olmadığı belirtilmektedir. Bu nedenle Uyuşturucu madde ile mücadele bütün toplumun görevidir ancak toplumun ve bilhassa gençlerimizin madde bağımlılığı tuzağından korunabilmeleri için öncelikle ailelere ve eğitim kurumlarına çok önemli görevler düşmektedir. Özellikle eğitimle madde bağımlılığı tehlikesinin tüm topluma anlatılması ve halkın bilinçlendirilmesi konusunda çok önemli bir misyon üstlenmiş olan TADOC/TUBİM’ in her platformda desteklenmesinin madde bağımlılığını en aza indirmede yadsınamaz bir gerçek olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Basına ve medyaya yansıyan bilgilere göre, ülkemizdeki sigara bağımlısı sayısı 27.000.000. civarındadır, bununla birlikte sigarayı bırakma konusunda Avrupa ülkeleri içindeki sıralamada sonuncu sıradayız. Uyuşturucu madde bağımlılığının ilk basamağının sigara olduğunu, her madde bağımlısının en az üç kişiyi daha bağımlı hale getirdiği gerçeğinden hareketle, imajı mutluluk, sonu bataklık olan madde bağımlılığını en iyi şekilde “Bu günün bağımlısı, yarının satıcısıdır” narkotik atasözü anlatmaktadır.
Sigarasız ve uyuşturucudan uzak sağlıklı bir yaşam temennisiyle...
*Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü
Polis Memuru