AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
  -Kriminalistik
  -Psikokriminoloji
  -Viktimoloji
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Konsolosluk ve Güngören saldırılarının gerçekleştiren sizce kim?
   Bölücü örgüt PKK
   El-Kaide ve türevleri
   DHKP-C ve sol terör örgütleri
   Son operasyonlarla çökme aşamasına gelen Ergenekon
   İkisini farklı örgütler düzenledi
   
 
Son Üyeler
canancoskan
polis_28
police_sobe
adaletinsesi
gülşah
 
En Çok Okunanlar
AKADEMİDEN "MESLEK"E

Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Sevinmek Bizim de Hakkımız

Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi

Yokolan İnsanlık

 

 Bir Eylem Metodolojisi Olarak İntihar Saldırıları Yazdır 
 Yazar: Mehmet Emin ORHAN 01.08.2007  
Bir Eylem Metodolojisi Olarak İntihar Saldırıları

Giriş

Terör örgütleri için görsellik gerçeğin kendisi kadar önemlidir. Ülke gündeminin terör örgütleri tarafından rehin alınmasının etkili yollarından birisi de örgüt mensupları tarafından düzenlenen intihar saldırılarıdır. Herhangi bir cinayet olayında halkın kapıldığı korku, terör örgütleri tarafından işlenen bir cinayetle karşılaştırılamaz, çünkü örgüt bazında işlenen cinayet ve yaralama olayı geniş kitleler üzerinde ürpertiye neden olur. Terör örgütlerinin en önemli özelliklerinden birisi ‘ölümler üzerinden propaganda’ yapmasıdır. Terör örgütlerinin bunu en iyi yapma yöntemlerinden birisi halkın her türlü saldırıya açık bulunduğu ve günlük hayatlarında gerçekleştirmiş oldukları sıradan olaylar esnasında gerçekleştirmiş oldukları intihar saldırılarıdır. Medyanın da katkısıyla terör örgütleri bu korkuyu tüm halkın üzerine yaymaktadır, bundan dolayıdır ki medya yayın organları yapmış oldukları yayınlarda dikkatli davranmalı ve farkında olmadan örgüt propagandası yapmamalıdırlar.

İnsanlar neden hiç gözlerini kırpmadan inanmış oldukları dava uğruna ölüme koşarak gidiyorlar yoksa gerçekte böyle bir şey yok mudur? Örgüt mensupları bilerek ve isteyerek mi canlı bomba oluyorlar ve hayatlarını inanmış oldukları dava uğruna feda edip ‘kahraman olarak ölmek’ ile ‘hain olarak ölmek’ gibi iki ucunda da ölüm olan bir çıkmaz içersinde bırakıldıklarından dolayı mı canlı bomba oluyorlar? Post modern bir savaş taktiği olarak ortaya çıkan bu yöntemi örgütler nasıl mensuplarına kabul ettirebiliyorlar? Bir terör saldırısı olarak intihar saldırılarının engellenmesinde karşılaşılan güçlükler nelerdir? Nasıl oluyor da korkularından sıyrılıp bir anda hayatta kalma isteklerini hiçe sayabiliyorlar? "Kendini kurban etmek" fikri, köktendinciliğin, nefretin ve beyin yıkamanın bir ürünü mü? Yoksa tamamen güçsüzlüğün bir sonucu mu? İntihar saldırılarında bulunan canlı bombaların ortak özellikleri var mıdır? Bir terör faaliyeti olarak kitleleri diğer terör eylemlerinden daha çok etkileyen ve 1980’li yıllardan sonra ortaya çıkan sistematik intihar saldırıları ve canlı bombalar nasıl bir ortamda yetişmektedir? Bu ve bunun gibi birçok cevap bekleyen soru vardır.

Nev-i şahsına münhasır bir eylem olan intihar saldırıları, intiharı açıklayan hiçbir psikolojik ve sosyolojik teoriye uymamaktadır. Tek ortak noktaları eylem esnasında hiç dikkat çekmemeleridir, ancak eylem sonrası meydana gelen sonuç açısından aynı şeyi söylemek pek mümkün değildir. Bunun dışında diğer seri katillerde olduğu gibi ortak yönleri bulunmamaktadır.

İntihar saldırısı; politik ve ideolojik hedeflere ulaşmak amacıyla bir kişinin başkalarını öldürmek amacıyla kendini bilerek öldürmesi olarak tanımlanabilir. Bir diğer ifadeyle intihar saldırıları; terör örgütü mensuplarının vücutlarına yerleştirmiş oldukları veya bomba yüklü araçlarla kendilerine hedef olarak seçmiş oldukları kişi veya tesislere yaklaşarak kendileriyle beraber diğer insanlarında ölümüne neden olan bir eylem çeşididir. İntihar saldırıları, terör örgütü mensupları tarafından tercih edilen en zor terör eylemi çeşididir. Bu eylemlerin yapılmasında örgüt mensubunu durdurmak çok zordur çünkü ölümü göze almış kişiyi herhangi bir şeyle durdurmak mümkün değildir. ‘Planlı, sistematik intihar saldırıları ilk kez 1980’li yılların başında, Ortadoğu’da başlamış’  ve ülkemizin de içinde bulunduğu çeşitli ülkeler bundan etkilenmiş ve terör örgütlerinin eylemleri içersinde yerini almıştır. “Ortadoğu’da intihar saldırıları ilk defa HAMAS (Harekat-ül Mukavemet-ül İslamiye- İslami Direniş Hareketi ) örgüt militanları tarafından gerçekleştirilmiştir” . HAMAS tarafından şu ana kadar bilinen 80, Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından 9, El-Fetih tarafından 36, İslami Cihad tarafından ise 44 ve grupların ortak gerçekleştirmiş olduğu 13 intihar saldırısı bulunmaktadır. İntihar saldırıları  ilk defa Şii gruplar tarafından düzenlenmiş olup daha sonra diğer gruplar tarafından da benimsenmiştir. Ve dini örgüt mensuplarınca intihar saldırıları dine bağlılığın en üst derecesi olarak algılanmaktadır.

“Terör uzmanı Rohan Gunaratna, şu sıralarda intihar saldırılarına hazır, yaklaşık 10 grubun bulunduğunu söylüyor: Hizbullah, Hamas, İslami Cihat, Mısır kökenli iki köktendinci örgüt, Cezayir'deki Silahlı İslami Cephe (GIA), Aşırı Sihler, Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları (LTTE), PKK ve Usame bin Ladin'e bağlı El Kaide” .

İntihar saldırılarında çoğu zaman önceden belirlenmiş bir hedef olmamakla birlikte belirli kişilerden ziyade belli bir kategorideki insanlara ayrım gözetmeden zarar vermek amaçlanmaktadır. Masum insanların zarar görüp görmemesi çok önemli değildir. Tesadüfî olarak insanlar zarar görebilir . İntihar saldırılarında sadece devlet adamları hedef alınmamakta aynı zamanda sivil halkın bulunduğu pazaryerleri, devlet kurumlarına başvuru amacıyla sıraya girmiş olan insanların bulundukları yerler  vb. aynı şekilde hedef alınmaktadır. Gerçekleştirilen bu tür eylemlerle hem toplum üzerinde psikolojik bir baskı kurulmakta ve terörün esas amacı olan korkutma, sindirme, yıldırma gibi hedefler gerçekleştirilmekte hem de örgütün isminden söz ettirecek eylemler gerçekleştirilerek örgütün gündemde kalması sağlanmakta ve örgütün propagandası yapılmaktadır.  Bunun yanı sıra yaptıkları eylemi kendi haklarını koruma yolunda meşru bir savunma yolu olarak gören gruplar bazı grupların yaptıkları saldırılar karşı taraf üzerinde büyük bir caydırıcı rol oynamaktadır. Mesela buna örnek olarak tek bir intihar saldırısı, yani bir Amerikan üssüne sürülen bir kamyon, dünyanın en büyük askeri gücünü 20 yıl önce Lübnan'dan püskürtmeye yetmişti. “15 Kasım 2003 tarihinde İstanbul’da iki sinagoga yönelik düzenlenen intihar saldırıları ile 20 Kasım 2003 tarihinde Taksim’deki İngiltere Başkonsolosluğu’na ve Levent’teki HSBC Bankası binasına eş zamanlı düzenlenen intihar saldırıları, bu küresel tehlikenin Türkiye’ye yönelik bir yansıması olarak kabul edilir” . Bu tür eylemler ülkede geniş yankı uyandırmakta ve Kasım 2003 İstanbul saldırıları  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tarafından, ‘‘Bu bomba Türkiye Cumhuriyeti'nin barış ve istikrarını hedef alıyor. Bu insanlığa karşı bir saldırı’’  şeklinde nitelendirilmektedir.

İslam tarihinde intihar eylemi peygamber tarafından yasaklanmış olmasına ve Kuran’da “Bir insanı haksız yere öldüren tüm insanlığı katletmiş gibidir”  olarak belirtilmesine rağmen radikal İslami gruplar nasıl oluyor da intihar saldırıları düzenleyebiliyor? Zira gerçekleştirilen intihar saldırılarında hiç ilgisi bulunmayan masum insanlar da zarar görmekte ve öldürülmektedir. Durum böyle olunca dini inançla bunu nasıl bağdaştırabilmektedirler? “Müslümanlar İslam’ın temelde bir barış dini olduğuna işaret ederken, bir avuç aşırı radikalin başvurduğu şiddet, dünyanın büyük bölümünde başkalarının İslam algısını belirleyebilmiştir” . Bu da tabiî ki olumlu yönde olmamış küresel bir İslam fobinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunun sebebi olarak ayetlerin içeriğinin anlaşılmaması ve Harici mantığı  ile hareket ederek sadece görünen kısmına dayanarak eylemlere girişilmesi gelmektedir. Radikal İslami grupların tersine çağdaş İslam âlimleri intihar terörizminin karşısında yer almakta ve intihar saldırılarına şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Radikal İslami gruplar; “Müslümanların, İslam’a tek dönüşünün İslami önderlerin bakış açıları ile sağlanacağı ve kendilerini savunma durumunda(self defense) oldukları, içinde bulundukları savaşın, Allah ve O’nun peygamberi tarafında Kuran’da vaat edilen zaferi Müslümanlara getireceği bir neticeye götürmektedir. Böylece global şeytani güçlere karşı girişilen bu mücadele, radikal İslamcıların “şehitlik” veya “istişhad” olarak tanımladıkları, bizim “intihar terörizmi” olarak tarif ettiğimiz muhtemel bütün metotları içeren kuvveti kullanılmasının meşruiyetini sağlamaktadır” .

İntihar saldırılarında intihar, eylemin ön koşulunu oluşturmaktadır. İntihar eylemlerinde örgüt mensubunu tespit etmek çok zordur ve yoğun güvenlik önlemlerine rağmen bile kimi zaman eylem gerçekleştirilebilmektedir. Eylemlerin gerçekleştirilmesinde eylem emrini verenler, lojistik desteği sağlayanlar ve eylemi gerçekleştirecek olanların birbirinden farklı olması ve son olarak eylemi gerçekleştirecek olan kişinin de son ana kadar eylemin nerede ve kime karşı gerçekleştirileceğini bilmemesinden dolayı eylemin istihbarat birimleri tarafından öğrenilmesini güç hale getirmektedir. Ayrıca eylemi gerçekleştirecek olan kişi saldırı zamanı uygun ortam ve zamanı eylem anındaki duruma göre tespit etmesinden dolayı saldırı sonucu meydana gelen tahribat artmaktadır. “Medyanın ilgisini çekecek ve geniş kitlelere duyurulacak sarsıcı bir eylem olması, başarı şansının yüksek olması engelleme riskinin düşük olması ve propaganda etkisinin yüksek olması bu eylemin hem bir eylem tehdidi, hem de eylem olarak kullanılmasının en başta gelen sebepleridir. Terörist amacın başarılması açısından intihar saldırıları tamamen akılcı bir temele sahiptir. Ayrıca, intihar eylemcileri ekonomik açıdan ucuz, canlı güdümlü füzeler olarak da nitelendirilmektedir” .

 İntihar saldırıları, terör örgütlerinin hem çok güçlü olduğunu hem de terör örgütünün gücünü yitirmekte olduğunu gösterebilmektedir. Terör örgütleri sistemli ve düzenli bir şekilde intihar saldırılarında bulunuyorlarsa bu örgütün güçlü ve zinde olduğunu gösterir; ancak eğer örgüt sistemli bir şekilde intihar saldırıları düzenleyemiyorsa, bu, örgütün zayıflamakta olduğunu ve tekrar güçlenmek ve propaganda yapmak amacıyla ve örgüt mensuplarına hala güçlü oldukları ve faaliyette bulundukları imajını vermek amacıyla intihar saldırıları düzenlemekte olduğunu gösterir.

İntihar saldırıları çeşitli şekillerde yapılmaktadır. Bunlardan en yaygınları; kişinin üzerine patlayıcı yerleştirmesi ve bomba yüklü araçla gerçekleştirilir. Ve genelde insanların yoğun bir şekilde bulunduğu alışveriş merkezleri, pazaryerleri gibi ortamlar tercih edilir. Özellikle Filistinli intihar bombacılarının son zamanlarda araç kullanılarak düzenledikleri intihar saldırıları artmaktadır; çünkü koruma amacıyla konulmuş olan engeller araçlar vasıtasıyla kolaylıkla aşılmakta ve ayrıca eylemciye hedefe ulaşıncaya kadar koruyuculuk vazifesi de görmektedir. Ayrıca teknolojinin gelişmesine paralel olarak tahrip gücü yüksek bombalar da bu tür intihar eylemlerinde kullanılmaktadır.

Bazı intihar saldırılarında iki eylemci kullanılmaktadır. İlk intihar saldırısı gerçekleştikten sonra olaya müdahale etmek ve yardım etmek amacıyla toplanan kalabalığa karşı o bölgenin yakınlarında hazır bulunan diğer intihar eylemcisi tarafından ikinci bir saldırıda gerçekleştirilmekte ve böylelikle daha fazla sayıda insana zarar verilmekte, buna bağlı olarak da eylem daha çok ses getirmektedir. 

 İntihar saldırısı düzenleyecek olan kişinin beyninin yıkanarak, sadece gerçekleştireceği eyleme güdülenmesine gerek yoktur. Bazen yaşanılan sosyo-kültürel ortam, savaşlar, çatışmalar vb. insanları intihar saldırısı düzenlemeye itebilmektedir. “1995–2004 arasında   El-Kaide adına intihar eylemi gerçekleştiren kişilerle ilgili verilerde görünen o ki, teröristler İslami kökten dinciliğin yoğun olduğu büyük ülkelerden değiller. Bunların üçte ikisi 1990'dan itibaren ABD'nin ağır askeri yığınak yaptığı ülkelerden çıkmış. ABD işgalinden önce Irak tarihinde hiç intihar-terörist saldırı olmamıştı. Bir tane bile. Savaştan sonra hızla tırmandı. 2003'te 20, 2004'te 48, 2005'in ilk beş ayında 50 saldırı gerçekleştirildi” . Bunun yanı sıra kişinin psikolojik bazı nedenler ve kişisel özelliklerinden faydalanarak kişi bu eyleme yönlendirilebilir. “İnsanın kendi canına kıymayı düşündürecek kadar geçirdiği bunalımların nedenini üç grupta toplamamız mümkündür. Bunlar:

§ Kişinin beşeri ilişkilerinde ortaya çıkan bunalımlar,
§ Kişinin psikolojik yenilgiye uğrayarak kendi gözünde değersizleşmesi,
§ Kişinin yaşamının anlamını ve umudunu yitirmesidir” .

“Terörizm uzmanları, suçluların psikolojik özelliklerini analiz ederken, intihar ve katliamın, sapkın nitelikte ortak bir çekirdeğe sahip olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu tip saldırılar, ötekilerine oranla daha kolay planlanabiliyor ve son ana kadar denetlenebildiği için de, uygulama bakımından daha "kârlı" ve "garantili sonuç" veriyor. Saldırgan, arkada işe yarar hiçbir iz bırakmıyor, yardım aldığı kişiler hakkında bilgi veremiyor. Her şeyden önemlisi de, lojistik planlamanın en zor bölümünü oluşturan "kaçış" için kaygılanmayı gerektirmiyor. Canlı bombaların çoğunluğunun genç ve hiçbir bağlantısı olmayan insanlardan oluşması, belirli bir sosyal mantık gözetiyor: Ölümleri, yeri doldurulamayan bir boşluk yaratmıyor. Ayrıca, intihar saldırısı, suçluyu toplumun nefret duygusundan, dava ve cezalandırma sürecinden de koruyor. Böyle bir kaçış, toplumun kızgınlığını iyice artırıyor ve istenen etki fazlasıyla sağlanıyor” .

Yaş olarak intihar saldırılarını incelediğimizde yaş ortalaması 22 iken yaş aralığı 16 ile 53 arasında değişmektedir. Ayrıca intihar saldırısı düzenleyen kişilerin %90’ı bekârdır. İntihar eylemcilerinin ekonomik düzeylerine baktığımızda genelde her ekonomik seviyede kişiye rastlanmaktadır. Eğitim düzeyi açısından incelediğimizde %77’sinin en aşağı liseyi bitirmiş olduğu, %20’sinin üniversite eğitimi görmüş olduğu veya görmekte olduğu gözlemlenmiştir.

Sri Lanka’nın kuzeydoğusunda bağımsız bir Tamil Devleti kurmayı amaçlayan Tamil Kaplanları(LTTE-Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları), ülkemizde faaliyet gösteren DHKP/C(Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi) ve PKK(Kürdistan İşçi Partisi) da intihar saldırısı düzenlemektedir ancak bu örgütleri diğerlerinde ayıran önemli bir özellik bunların dini motifli örgüt olmamaları ve hatta PKK’nın Marksist-Leninist bir ideolojiye sahip olmasıdır.

Dini motifli terör örgütlerinin dışında kalan terör örgütleri, eylemcileri motive temek amacıyla uyuşturucu madde kullanmakta olduğu eylemcilerinin kanlarından alınan numuneler sonucu tespit edilmiştir.

 “Güvenlik güçlerimizin geliştirdiği mücadele stratejileri ve aldığı etkin önlemler nedeniyle, PKK terör örgütünün gerek kırsal kesimde silahlı saldırı, yol kesme, adam kaçırma gibi benzeri klasik eylem tarzlarının artık işleyemez hale geldiği görülmüştür. Bunun üzerine söz konusu terör örgütünün Mart 1996’da yaptığı 4. Kongresinde, daha önce 5.Kongresinde gündeme gelen intihar saldırılarının en kısa zamanda, uygun yer ve zeminlerde gerçekleştirilmesinin karara bağlandığı ve bu tarihten itibaren gerekli hazırlıkların yapılması için teröristlere talimat verildiği anlaşılmaktadır” .

PKK terör örgütü tarafından ilk intihar saldırısı 30.06.1996 günü Tunceli'de bayrak merasimi yapan askerlere karşı yapıldı ve terör örgütü mensupları tarafından Tunceli, Adana, Sivas, Hakkâri, Diyarbakır ve Van illerimizde intihar eylemleri gerçekleştirilmiştir. İntihar saldırıları PKK terör örgütü mensupları arasında genelde kadınlar arasından tercih edilmektedir. Dağ ortamına ayak uyduramayan bayanları bu alanlarda kullanmak amacıyla ve bayanların hamile süsü verilerek kendilerini ve bombaları kamufle etmelerinin erkeklere göre daha kolay olmasından dolayı bayanlar tercih edilmektedir. Ayrıca “ PKK’nın ulusal ve uluslar arası kamuoyunda, mensuplarının kendilerini imhayı göze alacak kadar davalarına sadık oldukları propagandasını yaparak ve bu tür eylemleri özellikle güvenlik kuvvetlerine yönelterek halkta yılgınlık, dehşet ve korku yaratmayı hedeflediği gözlenmiştir” .

İntihar saldırılarını diğer eylemlerden ayıran bir diğer önemli özelliği ise canlı bomba en uygun zamanda harekete geçmektedir ve eylem tamamlandıktan sonra herhangi bir kaçış planının yapılmasına gerek kalmamakta, hatta eylemci üst düzey güvenlik önlemlerine sahip yerlere girebilmekte ve eylemini gerçekleştirdikten sonra ele geçirilme korkusu taşınmamaktadır. Ayrıca “Saldırıyı düzenleyecek olan kişi, gerçekleşecek olan amacın sadece kendi ölümüne bağlı olduğundan haberdardır. Bu; intihar saldırısını düzenleyecek olan kişinin ne kadar duygu yüklü ve intihar saldırısının ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir” .

İntihar bombaları genelde gönüllü olmaktadır ancak her zaman gönüllülük yeterli olmamaktadır. İntihar eylemcileri örgütler tarafından seçilmekte, eğitilmekte, yapacağı işin önemi telkin edilmekte ve kişi inandırılmaktadır. Tabiî ki kimi zaman eylemci eylemi yapmakta zorlanmakta hatta tehdit edilmekte ve kendisine başka çıkar yol bırakılmamakta ve çıkmaza girmiş kişiye, ya eylemi gerçekleştirerek ‘kahramanca ölmek’ ya da eylemi gerçekleştirmeden ‘haince ölmek’ yollarından başkası bırakılmamaktadır.

 İntihar bombacısı olarak seçilen teröristin bu eylemi kabul etmek zorunda kalmasını sağlamak amacıyla, yasadışı örgüt içersinde “görevsizlendirme cezası” olarak isimlendirilen ve yoğun bir psikolojik baskı politikası uygulanmakta ve şahıs adeta tek çıkış yolu olarak intihar saldırısı düzenlemeyi görmektedir. Kimi zaman da teröristler bu eylemi toplumsal onaydan dolayı gerçekleştirmektedir ki Filistin’de meydana gelen intihar saldırılarının çoğu bu nedenden kaynaklanmaktadır. Bu sosyal onay dini motifli terör örgütlerinde daha çok görülmektedir.

“Gençlerin seçilmesinin çeşitli nedenleri vardır. Bekâr olmaları, aile sorumluluğu taşımamaları, bu tip eylemlere daha kolay angaje edilmelerine imkân sağlamaktadır. Terör örgütlerinde genelde genç insanların rol alması rastlantı değildir. Pek çok faktör bu olguda rol oynamaktadır. Gençler daha ileri yaştakilere nazaran, kurban edilmeyi daha rahatça kabullenebilmektedirler” .

İntihar Bombalarını Bu Eyleme İten Nedenler Nelerdir?

Kendini yetiştirmiş insanın bu tür eylemlere yönelmesi bir zıtlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişinin en önemli serveti olan hayatını bir anda bir kenara bırakarak intihar etmesi kafalarımızı karıştırmaktadır. Bu mantığın kavranamaması sonucu olarak belki bir çıkış yolu olması amacıyla bu kişileri kana susamış, cani insanlar olarak görme eğiliminde olabiliriz. Ama çoğu kişinin böyle bir ölüme adeta gülerek gitmesi (tehdit yoluyla ikna edilenleri bunun dışında tutuyoruz) nasıl bir motivasyonun olduğu konusunda bizleri meraka düşürmektedir. Ancak bu kişilerin düşündüğümüzün aksine her açıdan normal insanlar olduğunu söylemek pek yanlış olmasa gerek. “Saldırganlar, ortalama olarak 22 yaşlarında, toplumun farklı tabakalarından ve farklı eğitim düzeylerinden gelen, yani her açıdan normal insanlardan oluşuyorlar. Tel Aviv Üniversitesi'nde görevli İsrailli psikolog Ariel Merari, 50'den fazla canlı bombanın sosyal çevresini araştırdı. Araştırmada ne ortak bir karakter yapısı, ne de patolojik bir kimlik özelliği saptayabildi. Bütün bu katillerde en önemli benzerlik, hiç dikkat çekmemeleriydi” .  Yapılan araştırmalar genel kabul edilen görüşlerin tersine, intihar saldırısı düzenleyen kişilerin normal sıradan vatandaşlar olduğu ve zihinsel olarak herhangi bir sorunları olmadığını göstermektedir. Diğer önemli bir özellik ise intihar saldırısı düzenleyen kişilerin ancak 1/3 intihar etme eğiliminde görünmektedir.

Kişilik olarak intihar saldırısı düzenleyen kişiler genelde; zayıf kişilik sahibi, sosyal olarak marjinal yapıda ve daha çok radikal düşünce yapısına sahip kişilerden oluşmakta, ve bu özellikler cinsiyetten cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Aynı şekilde psikiyatrist Dr.Irwin Wolkof intihar saldırısı yapan teröristlerin, “narsis kişilik bozukluğu ve anti-sosyal kişilik bozukluğu bulunan kişilerden meydana geldiğini doğruladığını iddia etmektedir” . İntihar saldırılarıyla başa çıkılmak isteniyorsa bu eylem türü grup psikolojisi göz önünde bulundurulmadan ele alınmamalıdır, zira intihar saldırıları sadece kişisel fenomenlerle açıklanamamaktadır. Genelde örgüt mensupları içinde bulunmuş oldukları grubun telkini sonucu veya içinde bulunmuş oldukları grubun kişi üzerinde bırakmış olduğu ve örgüt mensubundan beklemiş olduğu davranış şekli nedeniyle ve bu eylemi düzenleme sonucu elde edeceği vaat  dolayısıyla intihar saldırısı düzenlemektedirler. “Teröristler uyum sağlayan bir yapı oluşturmuşlardır ve kişisel kimlikler kaybolmuştur. Teröristlerin davaya olduğu kadar gruba da sadıktırlar” . Bir örnek vermek gerekirse Filistinli intihar bombalarının sadece dinle motive edildiğini söylemek yanlış olur. Belki de onlar ilk olarak topraklarını geri alma amacıyla motive edilmektedirler veya politik motivasyon dini motivasyonu geçmekte veya yerini almaktadır.

İntihar saldırılarında ülkeler geliştirmiş oldukları engelleme yöntemlerini bir birleriyle paylaşmamaktadırlar. Örnek vermek gerekirse intihar saldırılarından en çok etkilenen iki ülke olan Sri Lanka ve İsrail  bu konu hakkında herhangi bir işbirliği yapmamakta ve geliştirmiş oldukları yöntemleri bir birleriyle paylaşmamaktadırlar.
 
“Türkiye’deki intihar saldırılarının çoğu da kadınlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Vurma ve sızma operasyonlarıyla ilgili olarak dini olmayan(seküler) grupların bayanları tercih etmelerinde pek çok sebep vardır. İlki; bayanlar üzerlerine daha az şüphe çekerler. İkincisi; daha çok tutucu(conservative) toplumların bulunduğu Orta Doğu ve Güney Asya’da bayanların üstlerinin aranması ihmal edilir. Üçüncüsü; bir bayan, intihar saldırısında kullanacağı parçaları rahatlıkla elbiselerinin altına koyabilir ve hamile imajı verebilir” .

Türkiye ‘kadınlar tarafından düzenlenen intihar saldırılarında’  diğer birçok ülkeyi geride bırakmıştır. “Türkiye, kadın intihar bombacıların en çok faaliyet gösterdiği ülke sıralamasında İsrail ve Irak'ı geride bırakarak Rusya'nın ardından ikinci sırada”  yer almaktadır. ‘Karadullar’ olarak adlandırılan ve Çeçenistan’daki savaşta oğullarını, ağabeylerini, kardeşlerini, kocalarını kaybetmiş olan kadınların oluşturduğu bir grup vardır.  “Çeçen komutan Şamil Basayev'in talimatıyla 36 kadın tarafından kurulan grup şimdiye kadar düzenlenen intihar saldırılarında 19 üyesini kaybetti. Saldırılarda 200'den fazla kişi öldü, 700 civarında kişi yaralandı.” . Bu grubu oluşturan grubu sosyo-kültürel anlamda incelersek, genelde hayatta kaybedecek başka bir şeyi kalmamış ve kendisine düşman olarak belirlediği topluluğu yok etme arzusu ile dopdolu bireylerden oluşmaktadır. Aynı şey ülkemiz terör örgütünde bulunan kadın canlı bombaları için de geçerlidir. Ülkemizde özellikle terör örgütü PKK bayanlara hamile süsü verilmek suretiyle güvenlik engellerini aşmakta ve intihar saldırıları düzenleyebilmektedir. PKK mensubu kadın bombacılar ve eylem tarihleri şöyledir; Zeynep Kınacı Haziran 1996, Leyla Kaplan Ekim 1996, Güler Otaş Ekim 1997, Fatma Özen Kasım 1998, Hüsniye Oruç Aralık 1998, Hamdiye Kapan Aralık 1998, Maral Maymak Mart 1999, Canan Akgün Nisan 1999, Şengül Akkurt Mayıs 2003. Hamile bayanların çeşitli yerlere girerken üstlerinin çoğu zaman araştırılmaması nedeniyle bu yöntem tercih edilmektedir. PKK’nın ilk canlı bomba eylemcisi de kadın eylemciydi. 30 Haziran 1996 yılında “Zilan” kod adlı Zeynep Kınacı Tunceli’de vücuduna sardığı bombaları İstiklal Marşı okunurken tören alanında patlatmıştı. PKK, canlı bomba olmaya özendirmek için çeşitli, yollara başvurmaktadır. İntihar eden kişi örgüt içerisinde bir kahraman ilan edilmekte ve adına şenlikler bile düzenlenmektedir. Bu ise kişilerde bir motivasyon unsuru oluşturmakta ve diğerlerinin ona gıpta ile bakmasına sebep olmaktadır. Med Tv’de canlı yayınlanan eylemlerin amacı diğer potansiyel bombacıları da buna özendirmektedir. Tabi bunun öncesinde kişinin uğruna verdiği davaya tam olarak inanmış olması hatta bunun kendi canını verecek ölçülere ulaşmış olması gerekir. Adana Çevik Kuvvet’te polislerin arasına dalan PKK’lı Leyla Kaplan’ın sözleri bu inanmışlığın boyutlarını gözler önüne sermektedir:“Hiçbir baskı altında kalmadan intihar eylemi gerçekleştireceğim. Bu eylemle Abdullah Öcalan’a kendimi feda edeceğimi göstereceğim” demiştir. “İntihar saldırılarının nedenleri incelenirken, terörist başı Abdullah Öcalan'ın yıllardır barındığı Suriye'yi terk etmek zorunda kaldığı 9 Ekim 1998 tarihine kadar olan dönemde, saldırıların nedenleri daha çok, yasadışı örgütün üst üste yediği darbeler sonucu girdiği eylemsizlik sürecini aşmak amacıyla, yeni bir eylem tarzı arayışlarına bağlanıyordu” . Ancak, terörist başının yakalanmasından sonraki süreçte kişiler Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığıyla verdiği mesajlar ile hedef olarak özgürlük önünde engel teşkil eden “düşmanlar” gösterilmiştir.

Ayrıca bombacı kadınların üniversite öğrencisi veya okulu bırakmış genç kızlardan seçildiğini görmekteyiz. Eylem yapanların milli kahraman ilan edilmesinin yanı sıra eylemlerden önce kadınlara uyuşturucu verilerek motive edilmeye çalışıldığı da bilinmektedir. Çünkü uyuşturucu kişiye aşırı bir güven duygusu vermekte ve bunun sonucu olarak deli cesareti diye tabir edebileceğimiz bu cesaretle eylemlere girişilmektedir. Bunun yanı sıra kullanılan bir diğer yöntem ise militanları eylem yapmaya ikna etmek işe yaramazsa militanı tehdit ederek zorla eylem yaptırmaktalar, karşı çıkanlar ise örgüt içinde “hain” ilan edilip diğer militanlara ibret olması kendilerine böyle bir teklifle gelindiğinde ve kabul etmediklerinde başına gelecekleri görmesi ve böylelikle caydırıcı bir unsur olması için öldürülmektedir.  Kısacası PKK terör örgütünün kadınları eylemci olarak seçmesindeki temel amaç onların kolay ikna edilir ve gözlerinin kolay korkutulabilir olması, çevrede ve güvenlik güçleri tarafından dikkat çekilmemesi ve her ortama rahat bir şekilde girebilmeleri etkili olmaktadır.

ABD Uluslararası Polis Şefleri Birliği (IACP), intihar saldırıları hakkında bir rapor yayınlayarak; ABD, İsrail ve Rusya’nın saldırı riski taşıdığı ancak risk altındaki bölgelerin değişebileceği vurgulandı. Birlik danışmanı Dr. Robert j. Bunker tarafından hazırlanan raporda, intihar saldırıları 'bireysel' ve 'araçla yapılanlar' olmak üzere ikiye kategoride incelemektedir. Raporda, bireysel saldırganlarda, yaygın yöntemin bombayı 'vücut üzerine bağlama, kutularla ya da çantalarla taşıma' olduğu anımsatılmaktadır. Araçla yapılan saldırılarda ise en çok otomobil ve kamyonların kullanıldığı belirtilirken, bisikletlerin, at/eşek arabalarının hatta denizaltıların bile intihar eylemlerinde kullanılabileceği açıklanmaktadır.
Mevsime dikkat etmeden kalın kıyafet ya da uzun kaban, etek giyen, alışılmadık şekilde, özellikle de robot gibi yürüyen, uyuşturucu kullandığı ihtimalini çağrıştıran davranışlarda bulunan, bunu doğrulayan izler taşıyan, çanta taşıyan, eli cebinde dolaşan ya da eli bir şeyi yavaşça kavrıyormuş gibi duran, “tünel etkisi” diye de tabir edilen, gözünü muhtemel hedefe dikerek doğrudan o düzlemde ilerleyen, göz temasından kaçınanlar, güvenlik elemanlarının yanından ya da güvenlik kameralarının önünden geçerken tedirgin hareketlerde bulunan ya da aşırı terleyen kişiler muhtemel intihar saldırganları olarak tanımlanabilmektedir.

Örgütler AİDS, hepatit gibi kan yolu ile bulaşabilecek hastalıklara sahip intihar saldırganları kullanılmaktadır. Bu tür durumlarda saldırıda yaralanan kişilerle patlamadan sonra bölgeye yaklaşan ve vücut parçalarıyla temas eden personel hastalık bulaşma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. İntihar saldırılarına karşı polisin eğitilmesi gerekmektedir.


Ülkemizde Terör Örgütleri Tarafından Gerçekleştirilen İntihar Saldırıları Şunlardır:


DHKPC’ nin Düzenlemiş Olduğu İntihar Saldırıları:


1. 
Tarih          :  03.01.2001 günü saat 14.00
Yer            :  İstanbul Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü
Ölü            :  1 Polis Memuru
Yaralı         :  2 Polis Memuru, 2 Çarşı ve Mahalle Bekçisi, 3 Vatandaş
Terörist      : Gültekin KOÇ

2. 
Tarih         :   10.09.2001
Yer           :    İstanbul Taksim Gümüşsuyu Çevik Kuvvet Bekleme Noktası
Ölü           :    2 Polis Memuru, 1 Avustralya Vatandaşı
Yaralı        :    13 Polis Memuru, 8 Vatandaş
Terörist      :   Uğur BÜLBÜL

3. 
Tarih         :  20 Mayıs 2003 günü saat 09.15
Yer           :  Ankara-Çankaya-Kızılay-CROCODİLE Cafe

Ölü           :  Sadece terörist öldü
Yaralı        :   Yok
Terörist      : Şengül AKKURT
Canlı bomba Şengül Akkurt'un hedefinin Adalet Bakanlığı olduğu tespit edilmiştir.

 

4. 
Tarih          :  24.06.2004 günü saat 15.15
Yer            :  İstanbul - Çapa Kan Merkezi Önü – İETT Otobüsü
Ölü            :  3 Vatandaş
Yaralı         :  26 Vatandaş
Terörist      : “Behice ÇATALÇAM” sahte kimlikli “Semiran POLAT”
İntihar saldırısının 2004 yılındaki NATO Zirvesi idi fakat yanlışlıkla otobüste patladı.

5. 
Tarih          :  01 Temmuz 2005  günü saat 09:20 sıraları
Yer            :  Adalet Bakanlığı – Ankara
Ölü            :  Sadece terörist öldü.
Yaralı         : Yok
Terörist      : Eyüp Beyaz


PKK’ nın Düzenlemiş Olduğu İntihar Saldırıları:


1. 
Tarih  : 30.06.1996 günü
Yer  : Tunceli
Ölü  : 3 astsubay, 5 er şehit olmuş
Yaralı  : 29 er de yaralanmış
Terörist : Ayten-Gülistan Kod adlı Zeynep KINACI

2. 
Tarih  : 25.10.1996 günü
Yer  : Adana Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü
Ölü  : 3 polis memuru, 1 vatandaş
Yaralı  : 9 polis ile 3 vatandaşımız yaralanmış
Terörist : Revşan kod adlı, Leyla KAPLAN

3. 
Tarih  :  29.10.1996 günü
Yer  :  Sivas'ta
Ölü  :  3 polis memuru şehit olmuş ve 1 vatandaş
Yaralı  :  10 vatandaş yaralanmış
Terörist : Bermal, Zekiye ve Şükran kod adlarını kullanan Güler OTAŞ

4. 
Tarih  :  17.11.1998 günü
Yer  :  Hakkari Yüksekova ilçesi Jandarma Komutanlığı
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  :  3 askerimiz ve 2 vatandaş
Terörist :  Rojbin-Amanos kod adlı Fatma ÖZEN

5. 
Tarih  :  01.12.1998 günü
Yer  :  Diyarbakır-Lice ilçesi
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  :  2’si asker, 10 kişi yaralanmıştır
Terörist :  Binevş-Amed kod adlı Hüsniye ORUÇ


6. 
Tarih  :  24.12.1998 günü
Yer  :  Van
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  :  14 asker ve 10 askeri personel yaralanmış
Terörist :  Hamdiye KAPAN

7. 
Tarih  :  20.03.1999 günü
Yer  :  Van-Başkale ilçesi
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  :  3 polis memuru ile 1 vatandaşımız yaralanmıştır
Terörist :  Ferhat kod adlı Tacettin ŞAHİN

8. 
Tarih  :  27.03.1999 günü
Yer  :  İstanbul-Beyoğlu, Taksim meydanı
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  :  3 polis memuru ile 8 vatandaş yaralanmıştır
Terörist :  Meral MAMYAK

9. 
Tarih  :  05.04.1999 günü
Yer  :  Bingöl-Vali konağı
Ölü  :  1 vatandaş
Yaralı  :  12 vatandaş yaralanmıştır
Terörist :  BANAN-ŞAHAN kod adlı Baki TATLI

10. 
Tarih  :  08.04.1999 günü
Yer  :  Hakkâri-Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğü
Ölü  :  Makam şoförü Çetin DENİZ
Yaralı  : Vali Nihat CANPOLAT hafif şekilde yaralanmış, Alay Komutanı Tahir ÇEBİ, 1 polis memuru ile 5 vatandaşımız yaralanmıştır
Terörist :  Ferhat ve Ferhenk kod adlı Turab MAHMUDİ


11. 
Tarih  :  02.06.1999 günü
Yer  :  Şırnak
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  :  1 vatandaş
Terörist :  Kimliği tespit edilememiştir

 


12. 
Tarih  :  05.07.1999 günü
Yer  :  Adana-Seyhan ilçesi eski Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü
Ölü  :  Sadece terörist ölmüştür
Yaralı  : 1 şube müdürü, 6 polis memuru, 2 teknisyen, 1 bekçi ve (4) vatandaş yaralanmıştır
Terörist :  Kimliği tespit edilememiştir.

 

El-Kaide Terör Örgütünün Düzenlemiş Olduğu İntihar Saldırıları:
1) Neve Şalom Sinagogu'na Yönelik Bombalı Saldırı
15.11.2003 günü saat:09.30 sıralarında Beyoğlu İlçesi Berekzade Mahallesi Büyük Hendek Caddesi No:67 sayılı yerde bulunan Neve Şalom Sinagogu'nun önünde kamyonette bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu (13) vatandaşımız ölmüş, (186) vatandaşımız yaralanmış, çevrede büyük çapta maddi hasar meydana gelmiştir. Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Bingöl ili Merkez Olukpınar nüfusuna kayıtlı, Şefik-Sabite oğlu 1971 Bingöl doğumlu Gökhan ELALTUNTAŞ tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
2) Beth İsrael Sinagogu'na Yönelik Bombalı Saldırı
Şişli İlçesi Efe Sokak No:4 sayılı yerde bulunan Beth İsrael Sinagogu arkasında saat:09.30 sıralarında kamyonette bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu (13) vatandaşımız hayatını kaybetmiş, (117) vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralanmış ve çevrede büyük çapta maddi hasar meydana gelmiştir. Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Bingöl ili Merkez İnönü Mahallesi nüfusuna kayıtlı Hüseyin-Fahriye oğlu 1974 Bingöl doğumlu Mesut ÇABUK tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Her iki patlamada toplam (26) vatandaşımız hayatını kaybetmiş, (303) vatandaşımız ise yaralanmıştır.
3) HSBC Bankası Genel Müdürlüğüne Yönelik Bombalı Saldırı
20.11.2003 günü İstanbul ili Levent Semtinde bulunan HSBC Bankası Genel Müdürlüğü'ne saat:10.55 sıralarında, kamyonette bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu (14) vatandaşımız ölmüş, (192) vatandaşımız ise yaralanmış ve binada maddi hasar meydana gelmiştir. Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Ankara ili Dikmen nüfusuna kayıtlı Hacı Bayram-Sultan oğlu 1956 Dikmen doğumlu İlyas KUNCAK tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
4) İngiltere Başkonsolosluğuna Yönelik Bombalı Saldırı
20.11.2003 günü saat:11.05 sıralarında Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde bulunan İngiltere Başkonsolosluğu'na yönelik bomba yüklü kamyonette bulunan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosu Roger SHORT ile (2) polis memurunun da aralarında bulunduğu (18) vatandaşımız ölmüş, (258) vatandaşımız ise yaralanmış, Konsolosluk binasında maddi hasar meydana gelmiştir. Eylemde kullanılan araçtan alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesi sonucu eylemin Eskişehir ili Han ilçesi Hacılar Mahallesi nüfusuna kayıtlı Ahmet oğlu 1976 doğumlu Feridun UĞURLU tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
15–20 Kasım 2003 tarihinde İstanbul'da meydana gelen 4 intihar saldırısı El Kaide Türkiye yapılanması tarafından gerçekleştirilmiş ve saldırılarda toplam (58) şahıs hayatını kaybederken (753) şahıs da yaralanmıştır.

Sonuç

Ülke gündeminin terör örgütleri tarafından rehin alınmasını sağlayan ve ‘ölümler üzerinden propaganda’ yapmanın etkili yollarından bir tanesi olan intihar saldırıları, meydanında katkısıyla-ekranda hiç çekinmeden parçalanmış insan cesetlerinin ve kanlar içindeki insan görüntülerinin yayınlanmasından dolayı- kamuoyu üzerinde büyük bir etki bırakmakta ve hatta medya örgütler adına bilmeyerek propaganda yapmaktadır. İntihar saldırıları yüzünden birçok masum insan ölmekte ve eylem yetişkin çocuk ayrımı yapmadan birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olmaktadır; bu nedenden dolayı intihar saldırıları ahlak dışı kabul edilir.

 “Ülkemizde bölücü terör örgütü PKK ve yıkıcı terör örgütü DHKP-C terör örgütlerince gerçekleştirilen intihar saldırıları, gerekse başta Ortadoğu olmak üzere diğer bazı ülkelerde, radikal İslam ve etnik kökenli diğer terör örgütlerince gerçekleştirilen intihar saldırıları, bizlere terörün dini ve milliyetinin olamayacağını açıkça göstermiştir. En son 11 Eylül 2001 'de New York’ta meydana gelen intihar saldırıları ise, teröre karşı mücadele eden bütün devletlerin bu mücadelede işbirliği yapmalarının gerekliliğini ve bundan böyle "güvenli bir gelecek için, nerede ve ne şekilde olursa olsun, teröre karşı el ele" sloganının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur” .

Türkiye intihar saldırıları bakımından incelendiğinde, güvenlik güçlerinin gerçekleştirmiş olduğu başarılı istihbarat çalışmaları sonucunda canlı bombaları patlamadan önce etkisiz hale getirmeyi başarmış bir ülkedir. Bu haklı başarı göz ardı edilemez çünkü bu bombaların diğerlerinden farklı kılan özellik hareketli, canlı olmaları ve intihar saldırısı düzenleyecek kişinin ayrıca örgütle arasındaki bağı daha soyut hale getirmesi ve dolayısıyla istihbarat birimlerince tespit edilmesinin güç olmasıdır. Ülkemiz intihar bombacılarını canlı olarak yakalayabilen ender ülkeler den bir tanesidir. Türk Polis Teşkilatı’nın özverili çalışmaları sonucunda birçok canlı bomba patlamadan etkisiz hale getirmiştir.

Sorunu doğru okuyabilmek sorunların üstesinden gelme açısından hayati bir öneme sahiptir. Nev-i şahsına münhasır bir eylem çeşidi olan intihar saldırıları sadece psikolojik nedenlerle veya sosyolojik nedenlerle açıklanamamaktadır. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için ilk başta terörizmin nedenleri iyi araştırılmalı ve kurumlar arsı işbirliği içersine girilmelidir. Bu konuda önemli olan ilk önce insanların terörist olmalarını engellemektir, bundan sonraki aşama ise teröristleri eylem öncesi engellemektir. Bu konuda görüldüğü gibi son görev-yani canlı bomba olmuş ve patlama aşamasına gelmiş bir teröristi etkisiz hale getirmek- polisin görevidir; yani ilk başta soyo-kültürel manada insanları terör eylemlerine iten nedenler araştırılmalı ve daha sonra çözümler üretilmelidir.
 
KAYNAKÇA:


ALKAN, Necati
Psikolojik Harekât, Terörizm ve Polis, EGM Yayınları, 2000

BEŞE, Ertan
Terörizm Ders Notları(Yayınlanmamış Ders Notları), 2007

FULLER Graham E.
Siyasal İslam’ın Geleceği, çev: Mustafa Acar, Timaş Yayınları, 2005

GÖKÇE, Orhan- DEMİRAY Uğur (ed)
Terörün Görüntüleri, Görüntülerin Terörü, Çizgi Yayınları, 2004

KARADEMİR, Kemal
İntihar Saldırıları, TEMÜH Dairesi Başkanlığı Yayınları, 2003

May, T.
The Psychology of Suicide Terrorists, WebMD Health, Internet:
http://www.medscape.com/viewarticle/4048677


ÖZDAĞ, Ümit- ÖZTÜRK, Osman Metin
Terörizm İncelemeleri, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, 2000

TÜREL Yılmaz, ŞAHİN Mehmet
Ortadoğu Siyasetinde Suriye, Platin Yayınları, 2004

Kuran-ı Kerim

Suicide Terrorism(21–23 Şubat 2000) konferansı İsrail ICT Enstitüsü, Polis Dergisi, yıl:9 sayı:17

http://www.sucveceza.com/icerik-342.html

http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2005/02/050228_iraq_attack.shtml

www.focusdergisi.com.tr

http://www.milliyet.com

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr

 

 
 Yazar: Mehmet Emin ORHAN 01.08.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Ergenekoncu polisler Susurlukçu askerler ya da tersi
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 1
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Komser ile Memur - 16 (Kuru tuz, Kokan Tuz)
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN Bu Topraklarda Barışı Severler
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.