Geçen haftaki yazıma daha yapıcı bir yaklaşımla devam etmek istiyorum. Her toplumda yozlaşma –yani bir tür hırsızlık– görülür. Bunu önlemek kanuni yollardan başka mümkün mü? Bence evet; okulların işbirliğiyle.
Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir habere göre, Amerika’da bir çok MBA (işletmecilik) okulu, sınavlarda kopya çeken ya da başka yollarla hilecilik yapan öğrenciler hakkında istatistik vermekten kaçınıyor. İşletmecilik okumak isteyen başka öğrenciler, okul seçerken bu tür istatistiklerden yararlanabilirler. İşverenler içinde, değişik okulların “dürüstlük” derecesi önemli olacaktır; özellikle ticari suçluların 15-20 yıl hapis yediği bir ortamda.
Ben üniversitede okurken sınav sonunda her öğrenci, sınavın sonuna, “Honor Code,” yani “Şeref Kodu” denilen, sınav sırasında kopya çekmediğine dair yemin eden bir yazı yazardı. Hiç öğretim üyesi gezmezdi sınav sırasında. Sınav salonunda kalmak bile zorunlu değildi. Ve öğrencinin kopya çekmesi en yüz kızartıcı suç sayılırdı. Hukuk fakültesinde bu “Şeref Kodu” yoktu. Profesörler sınav sırasında salonu kesinlikle bırakmazlardı. Bence bu “güvensizlik”, psikolojik olarak kopya çekmeye daha yatkın bir ortam yaratır, çünkü insanlar kendilerinden beklenti azaldıkça, başkasına güç verildikçe, daha az utanırlar ve yaptıkları için daha az sorumluluk alırlar. “Profesör görmedi” deyip kopya çekmek, sadece akranları arasındayken kopya çekmekten daha kolaydır diye düşünüyorum.
Avukat olacak öğrencilerin dürüst olmasını, işletmecilik okuyanlar kadar isteriz tabii ki. Belki bu “görmezliğin” bir nedeni, Amerika’daki profesyonel okulların çok büyük masrafı. Üniversiteler için büyük gelir kaynağı olan bu öğrencileri belki de üniversiteler soğutmak istemiyor. Öğrencilere, seçtikleri dalda, daha büyük ahlaki sorumluluk verilip ve aynı zamanda, bu tür hile yapmak, kopya çekmek en yüz kızartıcı suç haline getirilirse, daha dürüst bir profesyonel kadro yetiştirmek mümkündür. Hırsızlık yapıldıktan sonra kanuni müdahele gerekli, ama hırsızların sayısını baştan azaltmak daha verimli sonuç verir.