AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
  -Meslek İçi
  -Önleyici Polislik
  -Polis Eğitimi
  -Toplum Destekli Polis
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 "Huzur" Kırmızı Çizgi, Proje "Kırmızı Alarm" Yazdır 
 Yazar: Ercan TAŞTEKİN 08.07.2007  

1-“Huzur” Kırmızı Çizgi , Proje “Kırmızı Alarm”

“Kırmızı Çizgi” ifâdesi, ister kişi bazında kullanılsın ister kurum bazında kullanılsın “olmazsa olmaz” ı, “vazgeçilmez” i ve hattâ “var oluş gerekçesi” ni anlatmaktadır. Bu tâbir, polisin “mıntıka” sına düştüğü anda “asâyiş ber-kemâl” tâbirini hatırlatabilir. Zîrâ, polisin kırmızı çizgisi “halkın huzûr”udur. Ve bu kırmızı çizgi ihlâlinin her santimetresi, polisi “sorgulanır” hâle getirebilecek ve halkı huzursuz kılacaktır.

Günümüzde “önleyici polislik” kavramı her ne kadar yükselen bir güvenlik anlayışı olmuşsa da, yaşanılan dünyâda insanları suça iten birçok faktör olduğu da inkâr edilemez. Ekonomik sebeplerin “mala karşı suçlar” ın zımnî azmettiricisi olduğu, bölücülük propagandalarının “devlete karşı suçlar” ın örtülü teşvikçisi olduğu düşünülürse, her birinin arka planında ayrı bir trajedi yatan cinâyet suçlarının önüne geçilmesinde de “önleyici polislik” ile nöbet değişimine her ân için hazır bir “adlî polislik” gerekmektedir. Yâni; muhtemel suçluları caydırma kodları barındıran bir polis soruşturması, bir olay çözme başarısı önleyici polislik hânesine kaydedilebilir.

Kamuoyu vicdânını derinden sarsan ve huzûr atmosferinde en büyük gedikleri açan “cinâyet” lere nihâyet verilmesi düşüncesi etrâfında örgülenen Konya Asâyiş Şûbe Müdürlüğü, “Kırmızı Alarm” ismini verdikleri orijinal proje ile olay sonrası süreci en rantabl şekilde değerlendirerek fâilleri en kısa sürede “meçhûl” lükten ve de “firârî” likten çıkarıp “tutuklu” durumuna getirebilmektedir. Cinâyet sonrası “sıcak saatler” in soğukkanlı bir titizlikle geçirildiği “delilden sanığa gitme-merkezli” bu projenin amacı; konu ile hazırlanarak dağıtılan ve www.konya.pol.tr sitesinde de yayınlanan kitapçıkta “Fâil-i meçhul cinayet olaylarını en kısa sürede delilleriyle birlikte aydınlatmak” şeklinde ifâde edilmektedir.

2-Projenin Doğuşu/İmkânların Keşfi

Suçlar ile çözümlerinin neredeyse “tek yumurta ikizi” hâline geldiği Konya’da, Asâyiş Şube Müdürlüğü “sokağı kitaplara taşıma” yı da bir “ek görev” olarak algıladığından “Kırmızı Alarm” isimli pratik uygulamayı açıkladığı kitapçığında projenin ortaya çıkışını aşağıdaki gibi izâh etmektedir. Özverili bir “fazla mesâi” anlayışı ile yapılan çalışmada görülecektir ki, konunun özünde eldeki imkânların keşfedilmesi söz konusudur.

Öncelikle geçmişteki faili meçhul cinayet dosyaları yeniden gözden geçirilmiş ve nelerin eksik olduğuna dâir şu sonuçlar elde edilmiştir:
1.Cinayetlerde asıl olan delildir. Deliller karartılmadan önce gerekli önlemler alınmalıdır. Cinayetlerin çoğunluğu bıçak gibi kesici aletlerle işlenmektedir. Dolayısıyla; kanlı elbise ve kanlı bıçak gibi kısa sürede karatılabilecek deliller en seri şekilde ele geçirilmeye çalışılmalıdır.
2. Delilleri toplamak sadece Cinayet Büro Personelinin gayreti ile mümkün olmayabilir. Diğer bürolar ve birimler gerektiğinde iyi bir koordine ile çalıştırılırsa deliler yok olmadan ele geçirilebilir
3.Yüzlerce alternatif denendiğinde doğru sonuca ulaşmak mümkün ise, tüm alternatifler denenmelidir.
4.İyi bir ekip çalışması yapmak gerektiği anlaşılmıştır.
5.Güçlü ve zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler tespit edilerek, analiz yapılmalıdır.
6.Personel bilgilendirilmeli ve onlara delil ve ekip çalışmasının önemi vurgulanmalıdır.


Suça dönük olarak yaklaşıldığında “delil-merkezli”, polise dönük ele alındığında “kollektivite-merkezli” diyebileceğimiz bir anlayışın tetiklediği bu projenin hazırlık aşaması, her profesyonelce prosedür gibi belli şartlardan sonra gerçekleştirilmektedir. Lojistik unsurlar, personel niteliği, iletişim mekanizması gibi ciddî bir arka plan öngören “Kırmızı Alarm” projesi, aşağıdaki çalışmaların yapılmasından sonra fonksiyonunu icrâ etmeye başlamıştır:

Çalışma Ortamının İyileştirilmesi
1.Güvenilir vatandaşın desteği ile ekip otoları yenilenerek çalışmalara serîlik kazandırıldı.
2.Ekip otolarına fotoğraf makinesi ve kamera alınarak yaşananların delillendirilmesine yönelik kullanım hedeflendi.
3.Bina iç ve dış dizaynı değiştirildi.
4.Modern ifade odaları kullanılmaya başlandı.

Personelin Seçilmesi
1.Yaş ortalaması indirildi ;45 iken 35 yapılarak genç personel tercih edildi.
2. Büro personel sayısı 38 iken,26’ya indirilerek, az fakat yetenekli personel tercih edildi.
3.Diğer birimlerde çalışan personelin aylık icraatları kayıtlara geçirildi. En başarılı personel arasında sınav yapılarak seçimler yapıldı.
4.“Nasıl personel?”sorusuna cevap arandı:
—Güvenilir ve aile yaşamı örnek olan personel,
—Ekip çalışmasına yatkın personel,
—Teknolojik gelişmeleri takip eden ve kullanabilen personel,
—İstekli ve fedakâr personel,
—Kadroda fazla görev almamış ve yenilikler kazandırabilecek personel,
—Delil toplamada titiz, zeki, hızlı ve kararlı personel tercih edildi.

İletişimin İyileştirilmesi
a) Kurum İçi Örnek Uygulamalar
1.Bürolar ve şubeler arası yüz yüze görüşmeler yapılarak bilgi paylaşımı sağlandı.
2.Yemekli etkinlikler düzenlenerek birlik ve beraberlik duygusu oluşturuldu.
3.Büyük operasyonlar birim farkı gözetmeksizin tüm personelin katılımı ile gerçekleştirildi.
4.Sık sık bilgilendirme ve değerlendirme toplantıları yapıldı.

b) Kurum Dışı Örnek Uygulamalar
Savcı ve hâkimlerle yüz yüze iletişim
Örneğin: Tahkikat evraklarının içeriği hakkında birim amirlerince savcılarla yüz yüze görüşmeler yapılması.
Yeni yasaların uygulanılır hale getirilmesi.
Örneğin: Başsavcı, Nöbetçi Savcı ve Suçüstü Savcısına birer 505 hatlı telefon ve faks makinesi tahsis edilerek iletişim hızlandırıldı.
Gerekli izinleri alan basına doğru ve güvenilir bilgiler tek elden verildi.
Hastane polisi, sağlık kuruluşları ile iletişimde köprü fonksiyonu yerine getirdi.

Derinlemesine bakıldığında görülecektir ki, “proje” dendiğinde akılda uyanan bir çok soru, “Kırmızı Alarm” projesi için söz konusu değildir. En başta bu proje “abartılı bir masraf” gerektirmemektedir. Mevcut donanıma bir-iki katkı yapılarak proje işlerlik kazanabilmiştir. Elde olanın fonksiyonel kullanımı da gözden kaçmaması gereken bir diğer prensiptir.

Projenin “personel” boyutunda da durum farklı değildir. Meslekî heyecânı yüksek seviyede olan, psikolojideki ifâdesiyle “saygınlık beklentisini, iş tatmin” i olay aydınlatmaya bağlamış polislerin seçilmesi gâyet anlamlıdır. Elbette burada da “yönetim bilimi” nin işâret ettiği “ideal yönetici” nin varlığı söz konusu edilmelidir ki “sevk ve idâre” performansı “olağan” ın üzerinde olmayan bir müdürün/âmirin bu projeye liderlik etmesi düşünülemez. Projede istihdâm edilen personelin “özel hayat” ına belirleyicik atfedilmesi, “fedâkarlık, zekâ, çalışkanlık” gibi vasıfların aranması da “Kırmızı Alarm” projesinin “sağlam bir temel ile sağlıklı bir hedef” arasında oturtulduğunu göstermektedir.

İletişime dâir pratize edilenler ise “polisiye vizyon, mevzuatı yorumlamadaki ustalık ve de günü okuyabilmedeki başarı” nın bileşkesi olarak algılanabilir. Paylaşma, görüşme, teknoloji gibi anahtar kelimelerle izâh edilebilecek bu boyut, kurum içi ve kurum dışı uygulamalarda kat edilen mesâfe ile sonuç vermeye giden yolu açmaktadır.

3-Aşama aşama “Kırmızı Alarm”

Cinâyetin haber alınmasını müteâkip sürâtle devreye giren proje, belli aşamaları içermektedir. Yazılınca uzun gibi görünen bu aşamalar, aslında umulandan çok daha kısa sürede cereyân etmektedir. “Kırmızı Alarm” a geçen polis, aşağıdaki yol haritasını tâkip etmektedir.

a)Cinayet Olayları Meydana Gelir Gelmez;

1.Olay mahallinde kısa bir görev paylaşımı yapılır. Olay yeri, olayın tahminî oluş biçimi, olay yeri çevresi, maktûl ve varsa tanıklar hakkındaki detaylı bilgilere en kısa zamanda ulaşılmaya çalışılır.
2.Cinayet fail-i meçhul ise Asayiş Şube Müdürü’nün başkanlığında tüm büro amirleri ile birlikte kısa bir toplantı düzenlenir.

Yapılan Toplantıda:

1.Elde edilen deliller,
2.Olay yerinden ve çevresinden toplanan bilgiler,
3.Olayın tahmini oluş şekli
4.Kimliği belli ise maktul ve çevresi hakkındaki bilgi,
5.Olay çözümlemede izlenecek alternatif yöntemler,
6.Uygulanacak ilk yöntemin belirlenmesi,
7.Personelin bir plan doğrultusunda görevlendirilmesi,
8.Operasyonu yürütecek alt amirin koordinesi ile hareket, gibi konular kısa zamanda görüşülür ve karara bağlanır.
9.Toplantıda karara bağlanan tüm konulardan bir bilgi havuzu oluşturulur;
10.Daha sonra elde edilen yeni bilgiler anında operasyon amirine aktarılarak bu bilgi havuzu doldurulur
11.Yeni bilgiler geldikçe operasyon amiri bunlar ışığında personele yön verir.
12.Hangi delillerin ele geçirileceği ve nasıl davranılacağı personele anlatılır.

Toplantının Aşamaları

a)Bilgilendirme Aşaması:

Bu aşamada meydana gelen fail-i meçhul cinayet olayının ne şekilde polise intikâl ettiği (ihbar veya istihbârî) ,cesedin kimliğinin belli olup olmadığı, kimliği belirli ise maktulün kim olduğu (işi, medenî hali, sâbıka durumu, tehdit alıp almadığı, almış ise yazılı bir müracaatının olup olmadığı, kimlerle problem yaşayabileceği…vs.),olay yerinin özellikleri, tahmini oluş şekli, olay yerinden elde edilen deliller, olayda kullanılan suç aletinin ne olduğu, tahmini olarak olayın zamanı, görgü tanıkları ve toplantı ânına kadar alınan bilgiler ile gelinen son aşama hakkında Cinayet Büro âmiri ön bir bildirimde bulunur. Katılımcılar (diğer büro âmirleri ) bu bilgilendirme esnasında not alırlar. Eksik kalan noktalar ve son kanaatler Asayiş Şube Müdürü tarafından toparlanır. Son bilgilendirme bizzat şûbe müdürü tarafından yapılır. Bu esnâda diğer katılımcılar konu hakkında eklemek istedikleri bilgileri söyleyerek “Bilgi havuzu”na katkıda bulunurlar. Bu aşamada sadece net olan verilerden bahsedilir.

b)Görüş bildirme Aşaması:

Bu aşamada Şûbe Müdürü, toplantıya katılan Cinayet Büro Amiri ve diğer büro âmirlerinin konu hakkındaki görüş ve önerilerini dinler. Bir cinayet olayı ile ilgili her büronun vereceği bilgiler ayrı ayrı önem taşır.Çünkü öldürmelerin temelinde “kumar, fuhuş, tehdit, hırsızlık, dolandırıcılık, namus, alacak verecek meselesi ve organize oluşumlar” gibi birçok neden bulunmaktadır. Ahlak Büro Amiri, maktulün daha önce kumar ve fuhuş olayına karışıp karışmadığını, hayat kadınları ile ilişkisinin olup olmadığını, hangi umuma açık içkili yerlere gelip gittiği gibi konularda varsa bilgi ve görüşlerini iletir. Hırsızlık Büro Amiri maktulün daha önceden hırsızlık, dolandırıcılık ve yankesicilik türünden bir suça karışıp karışmadığını veya böyle bir konu ile ilgili şikâyetçi olarak müracaatta bulunup bulunmadığını, çevresinde bu tip sabıkalıların olup olmadığı hakkında bilgi ve görüşlerini bildirir.
Oto Hırsızlık Büro Amiri, maktulün adına kayıtlı otosunun bulunup bulunmadığını, oto hırsızlığı ve dolandırıcılığı ile ilgili şüpheli veya şikâyetçi olarak işlem görüp görmediğini, varsa şüphelilere ait olabileceği otolarla ilgili polnet oto sorgu sistemi aracılığı ile ulaşılan bilgiler görüşlerini iletir.
Aranan şahıslar Büro Amiri, maktul veya şüpheli olabilecek kişilerin en son oturdukları adresleri, haklarında daha önceden yakalama işlemi yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi ve görüşlerini iletir.
Devriye Ekipler Amiri ise, olay yeri çevresinde resmi ekiplerin topladıkları istihbarî bilgileri, maktulün devriye ekiplerince tanınan ve bilinen şahıslardan olup olmadığı ve varsa daha önce o bölgede müdahale ettikleri olaylar ve kişiler hakkında bilgi ve görüşlerini iletir.
Katılımcıların vermiş oldukları bilgi, görüş ve önerilerde herhangi bir sınırlama yoktur. Her katılımcı kendisini Cinayet Büro Amiri gibi düşünerek hareket eder. Tüm Büro Amirlerinin görüşleri dinlendikten sonra Cinayet Büro Amiri, ileri sürülen görüşleri toparlar ve bir müddet karşılıklı fikir alış verişine girilir. Bazı görüşler onaylanırken bazı görüşler çürütülebilir. Burada önemli olan ortak kanaattir. Mantıklı görülen çözüm yöntemleri ve operasyon şekilleri hakkında ortak kanaat geliştirilir. Bir cinayet olayında birden fazla takip edilecek yol ve yöntem tercih edilebilir. Bu yol ve yöntemlerin öncelik sırası da önemlidir. Son söz Şûbe Müdürünündür. Hangi yöntem en kısa sürede delil ve şüphelilere ulaştıracaksa o yöntem tercih edilir.

c)Operasyon Planlanma Aşaması:

Bu aşamada; A,B,C…olarak adlandırılan planlar sıralanır. A planı delil ve şüphelilere en yakın zamanda götürecek öncelikli ilk operasyon planıdır. Diğer alternatif planlar ise A planı başarıya ulaşmadığı takdirde devriye sokulur. Bu aşamada yapılacak olan operasyonda:
Operasyona katılacak amir ve ekipler, operasyonun yapılacağı yerler, operasyonun nasıl yapılacağı, sorumluluklar, ele geçirilmesi gereken deliller, şüpheli olabilecek kişilerin özellikleri, operasyon sırasında iletişimin ne şekilde kurulacağı ve lojistik konular önceden belirlenir. Operasyonun durumuna göre ekip ve ekipmanlar sayıca belirlenir. Operasyon esnâsında emir ve komutanın en üst noktasında Şube Müdürü yer alır. Uygulama amiri ise Cinayet Büro Amiridir.

d)Operasyon Aşaması:

Bu aşamada belirlenen plan doğrultusunda; operasyon amirleri ve ekipler kendilerine verilen görevleri eksiksiz yerine getirirler. Operasyonda beklenen sonucun çıkması veya bir aksamanın olması halinde sorumlu amire derhal bilgi verilir. Bu durumda hazır olarak bekletilen takviye ekiplerin devriye girmesi gerekebilir. Muhâbere genellikle telefonla yapılır, telsiz çok zorunlu olmadıkça kullanılmaz. Operasyonun gidişâtına göre “Geri Bildirim” yani operasyonun hiyerarşik uzantısının her iki ucundan bilgi akışı hiç kesilmez.

e)Sonuç Aşaması:

Bu aşamada ele geçirilen delillerin muhafazası, şüphelilerin can güvenliğinin sağlanması, şüphelilerin ifadelerinin en sağlıklı ortamlarda alınabilmesi için uygun koşulların sağlanması, meydana gelebilecek muhtemel olaylarla ilgili üst düzey güvenlik önlemlerini almak gibi çalışmalar yapılır. Doğru planın uygulandığı anda, sonuç aşamasına geçilir. Aksi durumda yani operasyon başarısızlıkla sonuçlanmışsa alternatif olan sıradaki plan devriye girer. Bir diğer plana geçmek için tekrar bir Kırmızı Alarm Toplantısı yapmak gerekir.

4-Projektör niteliği taşıyan proje

Her ne kadar “meslek sırrı” gibi görünse de, alanında ayak basmadık yer bırakmayan bir polisiye anlayışla uygulanan “Kırmızı Alarm” projesinin aşamaları, bütün polislere örnek olması bakımından açıklanmaktadır. Aşamalarda dikkati çeken önemli bir husus şudur ki; hemen her birimin “âtıl” durumdaki bilgisi olay sonrası toplantı ile berâber “aktif” hâle gelmekte ve neredeyse hiçbir birim duruma kayıtsız kalmadan yukarıda bahsi geçen Bilgi Havuzu’na katkıda bulunmaktadır.

Fâillere dâir bu ilk “beyin fırtınası” ile elde edilen veriler, bir sonraki aşamadaki “plan” a intikâl etmekte ve kolluk kuvvetlerinin bir çok koldan müdâhale edebilmesi mümkün olabilmektedir. Birimlerin sâhip oldukları sorgulama sistemlerinin derhâl devreye sokulması, fikir alış-verişi sırasında alınan eş-zamanlı notlar, bir bilginin diğerini tetiklemesi gibi “sinerji” ortaya çıkaran atmosfer netîcesi, sonuca en hızlı götürebilecek plan uygulanmakta ve doğabilecek en küçük olumsuzlukta “yedekte bekletilen alternatif” devreye sokulmaktadır.

Hatâ payını sıfıra/en aza indiren bu mantık örgüsü ile sonuç aşamasına gelinmekte ve “şûbe” de polislerin toplantısı ile başlayan süreç, suçlunun/suçluların göz altına alınması ile yine şûbede son bulmaktadır.Bunca somut çalışma, bu projenin olayları aydınlatmada “projektör” niteliği taşıdığını göstermektedir.


5-Göz Kamaştıran Sonuçlar

“Kırmızı Alarm” projesinin sağlaması yapıldığında isâbet oranının değeri de anlaşılacaktır. Son 3 yılda hiçbir cinâyet fâil-i meçhûl kalmadığı gibi, konu artık “çözülüp çözülmeme” çizgisinden taşarak “en kısa sürede çözülme” yarışına gelmiştir. Ayrıca komşu bölgelerin “cerâim defterleri” ne de yardımda bulunulmuş ve jandarma bölgesi ile taşra ilçelerinde işlenen çeşitli cinâyetler de aydınlatılmıştır. İstatistik şu şekildedir:

Konya’da son 3 yılda Faili Meçhul Cinayet yok!
Son 3 yılda Konya Şehir Merkezi Polis Sorumluluk Bölgesinde meydana gelen 68 cinayetten;
1)53 tanesi faili meçhul olarak,
2)15 tanesi faili belli olarak intikal etti.
3)3 yıldır faili meçhul oluşmadı.
4)53 faili meçhul cinayetin 48’i yirmi dört saat içerisinde;
5)5 tanesi en geç bir hafta içerisinde, çözüme kavuşturuldu ve failleri yakalandı.
6)Geçmiş yıllara ait 5, jandarma bölgesinde 3 ve taşra ilçelerinde 3 olmak üzere;11 faili meçhul cinayet olayı aydınlatıldı.

Projenin yararlarını sâdece “hızlı cinâyet çözme” ye de indirgemek haksızlık olacaktır. Belki daha önemli bir gelişme olarak şu denilebilir ki; delilden şüpheliye gitme anlayışı tüm cinâyetlerde uygulanarak polisin olumlu değişimi pekiştirilmiş ve hukûk sistemimize önemli bir kazanım hediye edilmiştir.

Belki bundan da önemlisi; tüm bu çalışmalar halkta “yapanın yanına yaptığının kâr kalmadığı” hissini oluşturmuştur. Mağdûrların ikinci bir mağdûriyet yaşanmasının önüne geçilmiş ve kamuoyu nezdinde açılan gedikler kapatılmıştır.

6-“İlke”lerle gelen İlkler

“Kırmızı Alarm” projesi gelişigüzel ortaya çıkmış bir uygulama değildir. Belli ilkelere istinât etmekte ve bu ilkelerden tâviz vermediği oranda verim alınmaktadır. “Kırmızı Alarm” projesinin, yönetim, psikoloji, istatistik, güvenlik gibi bir çok sosyal ve pozitif bilimden devşirilen donanımın proje fertlerince “huzûr” lehine kullanılmasından başka bir şey olmadığını söylemek her hâlde yanlış olmaz. Son yıllarda olumlu bir değişim geçiren polislerin bilim dallarında elde ettiği “bilim adamı” konumu ve zâten “kanun adamı” oluşu, iki statünün kotarılması ile sonuçlanmış ve bu ve benzeri projeler ortaya çıkmıştır.

Aşağıdaki satırlar, işte böyle projelerin mîmârlarını mezun eden Polis Akademisi’nin 70. yılı münâsebetiyle Emniyet câmiasından oluşan Akademilenyum haberleşme grubunda yazılmıştır. Bu ve benzeri projelerin hayata geçirilişi ile aşağıda yazılanların havada kalmadığı anlaşılacaktır.

Doktr “in”, konuşma “out”

“ Polisin , “değişim” i yaşayıp “gelişim” i yaşaması ve yaşatmasıyla ilgili en etkili anekdot şu anlatacağımız olsa gerek:

Türkiye’de sosyalizm ve komünizm rüzgârlarının etkili ve polisin de yetkili olduğu yıllarda, polis arama yapmak için bir eve gelir.Bir zaman Osmanlı’da “fethine gidilen yer” anlamında kullanılan “Kızıl Elma” ideali gibi, Marksist-Leninist söylemi çokça dillendiren sosyalist ve komünist insanların ağızları da o günlerde “Kızıl Devlet” demektedir. İşte , arama esnâsında polis , Platon’un , nâm-ı diğer Eflâtun’un , Devlet’in nasıl olması gerektiğinden bahseden kitabına rastlar . Kapak aynen şöyledir: “EFLâTUN-DEVLET”…Ve der ki polis:
-“Biz kızıl devletle uğraşırken bir de eflâtun devlet mi çıkardınız?

Şimdi, zihnimizi o günlerden “zoom” layarak bugünlere geliyoruz. Ne isâbettir ki ; ”Akademi” kelimesi , bilirsiniz, yukarıdaki düşünürü , Platon’u hatırlatır ; zîrâ , Akademi adıyla okul açıp , “öğreti” lerini anlatan filozof olarak tanırız biz Eflâtunu. Bugünse Polis Akademisi’nden mezun olan ve öğretilerini değil belki ama “öğrendiklerini” sergileyen yeni milenyumun güven verici sîmâları ile karşı karşıyayız ; daha doğrusu yan yanayız. Nitekim, Polis Akademisi mezunlarının vizyon ve misyonu incelendiğinde görülecektir ki, hizmet ettiği halkla iç içe olmak ile teknoloji ve bilimle iç içe olmak aynı potada eritilmiştir.

Mezun ettiği komiser yardımcıları, yaşamın bir çok karesinde çalışmakta ve bahsettiğimiz ivmeye paralel olarak “sokağı satırlara” taşımaktadır. Polisin yaşadığı onca debisi yüksek olay, yüzlerce aksiyon, binlerce gözlem ve tecrübe, Polis Akademisi’nde alınan entelektüel formasyonun uzantısı olarak “internet sitesi, kitap, dergi, makâle…vb.” hâline dönüşmekte ve sanal sörf âleminde “emniyetli limanlar” oluşmaktadır.Konya’dan Kenyâ’ya, yurt içi ve yurt dışındaki neredeyse bütün Polis Akademisi mezunları, bulundukları “mıntıka” larda “polis başına düşen görev” konusunda “gereğini yapmaktadırlar”.

Hem “police” , hem de “polite”

Polis Akademisi, “amacı ile imajı” çelişki oluşturmayacak güvenlik fertleri yetiştirmektedir. Emniyet ve güven telkin etmekte “ilk izlenim” in önemini anlayan Adâletin ilk karşılayıcıları, “Halkla İlişkiler” alanında kat ettiği mesâfede “police” olmasına “polite” (centilmen,kibar,nezâketli) sıfatını ekleyerek suçla mücâdelenin yanı başında toplumla muhâbereyi sağlamıştır. Halk için yaptığı görevini “halk ile” yapmayı ideal sayan Polis Akademisi’nin mezunları, halk için “mütebessim bir çehre” , “suç” için “mütecessim bir cephe” dirler.

Polis Akademisi’nden mezun olan komiser yardımcıları, “kolluk” görevlerini Halkla münâsebetler adına bir fırsat kollayıcılık olarak algılayarak insan ilişkilerinden “dostluk” elemekte ve muhatap oldukları olaylardan “tecrübe” devşirmektedirler.

Kamu personeli olsa da bir özel sektör çalışanı gibi “müştekî velînimetimizdir” diyen Bilgi Toplumu Polisleri, deniz rengi kıyafetleri ile bizlere hukûkun timsâlleri olarak “Denizyıldızı hikâyesi” nin uygulayıcıları olduklarını göstermektedirler.

“Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir nesne atan başka bir adama rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sâhile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve
-“Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?” diye sorar. Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi ,
- “Yaşamaları için” yanıtını verince, adama şaşkınlıkla
-“İyi ama , burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi fark ettirecek ki?” der. Yerden bir denizyıldızı daha alan kişi onu denize atarken,
-“Bak , onun için çok şey fark etti!” karşılığını verir.”


Devletin “parmak uçları” olarak nitelenen polis, parmaklardan oluşan bu “el”i halkla “tokalaşmak”, “suç” u ise “tokatlamak” amacıyla kullanmaktadır. Polis Akademisi’nde alınan eğitimin somut göstergelerinden birisi budur. Polisin bu polite “tutum” u, “tutuklayıcı” algılanmasını yıkmada önemli bir faktördür.

“Gez” kelimesini bir emir bilip yeryüzünün değişik yer ve yüzlerini gören polis, “göz” ü gibi baktığı halkı ile ilişkilerde hedefine, Polis Akademisi’nce verilen “gez-göz-arpacık” stratejisi ile nişan almakta ve olumlu yaklaşım ile artık bir “arpacık” değil kilometrelerce yol kat etmektedir.


Teoride “doktor”, pratikte “operatör”

Polis Akademisi mezunlarının meslekî durumlarına bakılırsa, suç dünyâsındaki virüslerle, hastalıklarla mücâdelede bir “hekim” i andırmakta, suça müdâhalede ise “hâkim” pozisyonda durmaktadırlar.

Yukarıdaki cümleyi biraz açarsak; “bataklığı kurutma” esprisine yönelik olarak günümüz polisleri, güvenliği bir bilim olarak benimsediklerinden “suç” alanına dâir teşhislerini bir “doktor” gibi yapmaya gayret etmektedirler. Yurdun ve dünyânın bir çok üniversitesinde yüksek lisans ve doktora bitirerek “doktor” ünvânı kazanan Polis Akademisi mezunları, bu kazanımı suçun teorik altyapısına güdümlemekte ve her profesyonel gibi “günübirlik” değil uzun vâdeli ve sonuç alıcı açılımları meydana getirmektedirler. Önceleri yalnız “işlem” yapmak ile uğraşan polis, artık “önlem” e öncelik tanımaktadır. Farklı bir ifâde ile “önleyici polislik” artık polisin yükselen değeridir.

Madalyonun diğer yüzü olan “sokak” ta, bu profesyonel yaklaşım “operatör” lük şekline dönüşür. Yâni doktorun “operatör” olmadan operasyon (ameliyat) yapamaması bilgisinden yola çıkarak diyebiliriz ki, günümüzde ardı ardına gelen ve ülke ve dünyâ huzûru lehine yapılan polisiye operasyonlar, polisin hem “doktor” hem de “operatör” ünvânlarını ne kadar hak ettiğini gösterir. İşte Polis Akademisi, geride bıraktığı yetmiş yılın birikimi olarak çok boyutlu bir anlayışı ülkesi ve milletine hediye etmektedir.

Başa dönersek,alınan eğitimin meyvesi olarak ortaya çıkan “Kırmızı Alarm” projesinin ana ilkeleri kitapçıkta şu şekilde yer almıştır:

a) Ekip Çalışması

1.“Ben değil Biz” anlayışı
2.“Ortak bir sorumluluk duygusu” geliştirmek
3.Dik yönetim değil, yassı yönetişim
4.Yaratıcı fikirlere açık olma
5.Olayın niteliğine göre takım büyüklüğü
6.Bireyin değil ekibin başarısı

b) Hız ve Titizlik

1.Her geçen dakika bizi delilden ve katilden uzaklaştırır.
2.Olay mahalline bir defa gitmek çözüm için yeterli olmayabilir, tekrar tekrar olay mahalline gidilerek yeni bilgiler elde edilebilir.
3.Öldürmelerde bilhassa bıçakla işlenenlerde, delillerin yok edilme ihtimaline karşı seri plan kurulmalı ve harekete geçilmelidir.
4.Ekipler çok iyi organize edilmeli ve görev karmaşası oluşturulmamalıdır.


7-Çözümlenen Örnek Olaylar

Bu bölümde “Kırmızı Alarm” neticesinde çözülmüş ve bir çoğu çeşitli medya organlarında haber olmuş olaylardan bir kısmı yer almaktadır.

25 Temmuz 2005 günü Beşyüzevler Semti’nde taksici Hakkı Ö.(33) gasp edilerek öldürüldü. Ticari taksiyi alarak kaçan kimliği belirsiz failler, otoyu bir müddet sonra başka bir mahallede boş bir arsaya terk ettiler. Ekipler faillerin üzerine kan bulaşmış olabileceği ihtimalinden hareketle, ticari taksinin terk edildiği Bosna Hersek Mahallesi’nde yüzlerce apartmanın asansör ve merdiven boşluklarında kan lekesi aradı. 25 polis ekibi ellerinde el fenerleri ile adeta samanlıkta iğne ararcasına çalıştı. Bir apartmanın asansöründe bulunan mercimek büyüklüğündeki kan damlasından hareketle failler yakalandı. Olay 3 gün içinde aydınlatıldı.


29 Temmuz 2005 günü kız arkadaşı Stela S. (24) ‘a şoförlük öğretmek için Aksaray yoluna çıkan Niyazi B.(32), otosunu önünü kesen bilinmeyen kişilerce gasp amaçlı öldürüldü. Ekipler, görgü tanığı Stela’nın “Atı görsem teşhis ederim, kahverengi bir attı. Alnında beyaz bir çizgi vardı “ demesi üzerine 20 polis ekibinin katılımı ile Konya’da yüzlerce at ve at arabası incelendi. Eşkâle uygun at, aslım çöplüğü civarında bir evin önünde görüldü ve olayın failleri yakalandı. Olay 3 saatte aydınlatıldı.

5 Şubat 2006 günü Fetih Caddesi ana yol kenarında üniversite öğrencisi Mehmet B. (25) ,kendisine ait otosunun hemen yanında bıçaklanarak öldürülmüş olarak bulundu. Ekipler fail-i meçhul kişilerin yakalanması maksadıyla çevre yolunda Belh kavşağına kadar araştırma yaptı. Olay yerine 500 metre geride bir benzinlik çalışanının “iki araba karşıda durdu, içinden şahıslar küfürleşerek indi. Otoların plakasını alamadım, iki oto vardı markalarını hatırlıyorum “ demesi üzerine, maktule ait olmayan diğer otonun markası ve rengi belirlendi. Konya’da 512 adet benzer otodan olduğu tespit edildi. Olay yerine gidiş istikametine adresi çıkan 37 oto üzerinde yapılan araştırmalarda, gidilen adreslerden birinin önündeki park halinde bir otonun arka kapısında kan lekesi görüldü. Şüpheliler ikametlerinde yakalandı. Olay 15 polis ekibinin katılımı ile 3 saatte aydınlatıldı.

14.01.2007 tarihinde evinin önünden kaçırılan ve aslım çöplüğünde bıçaklanarak öldürülen Ömer G. (65)’dan geriye, kaçırıldığı esnada evin önüne düşen ayakkabısı kaldı. Olay sonrası inceleme yapan ekipler, gece bir iş yerinin kamerasına adam kaçırıldıktan sonra takılan minibüsün arka sağ plaka lambasının patlak olduğun tespit etti. Konya’da bulunan aynı markadan 700 araç üzerinde inceleme yapan polis aracı tespit ederek olayın faili 4 kişiyi yakalayarak 4 günde adâlete teslim etti. Olayda kaçırma esnasında kullanılan ve hala kan lekeleri bulunan minibüs ele geçirildi. Olayın perde arkasında 10 yıllık intikam yatıyordu. Zanlılar msn aracılığıyla olayı planlamıştı.

5 yıl önce 10 yaşındaki Ebru Çiftçi ve 2006 Haziran ayında 9 yaşındaki Emine Dudu Ertekin’in esrarengiz bir şekilde kaybolması olayının izin süren ekipler, 20 ayrı yöntemle çalışmalarına başlamış, bu yöntemlerden, organ mafyası, fidye, aile ile bağlantılı kaçırma, sapık ve bunlar gibi konularda ağırlıklı olarak yoğunlaşmış, olaydan 20 gün sonra çocuk sapığı katil Ali Kemal Tufan hiçbir delil yokken profesyonel sorgu yöntemleri ile konuşturulmuş, Her iki çocuğu da tecavüz ettiğini boğarak öldürdükten sonra yakıp toprağa gömdüğünü itiraf etmiştir. Her iki ceset de katilin gösterdiği yerden çıkartılmıştır.

16.01.2007 günü evinde kafasına dambıl ile vurularak gasp amaçlı öldürülen Leyla Y.(30)’nin evinde inceleme yapan ekipler, salonda kurulu kahvaltı sofrasından yola çıkarak 35 kişilik şüpheli listesi hazırladı. Evde delil olarak peynir tabağının içerisine düşen sigara, sofradaki karşılıklı ekmek kırıntıları ve sofradaki çay kaşıklarının bardaklarının olmaması, maktulün birkaç kişiyle kahvaltı yaparken sigara içtiği, bu esnada başına sert bir cisimle vurulduğu ve elindeki sigaranın peynir tabağına düştüğü, bardaklarında failler tarafından parmak izi çıkar düşüncesiyle olay yerinden götürüldüğü şeklinde yorumlandı. Şüpheli listesinde olanlar maktulle bu derece samimiyet içerisinde olabilecek kişiler arasından seçildi. Olayın faillerine bu listeden ulaşıldı. Suç aletleri ve gasp edilen ziynet eşyaları ele geçirildi. Olay 6 saatte çözüldü.

25 Nisan 2006 günü Medet K. (36) İstanbul caddesi üzerinde kafasına sopa ile vurulmuş ve bıçaklanmış şekilde ölü olarak bulunmuştu. Olay yerinden alınan tahta bir sopaya ait kıymık parçası delil olarak alınmış, ekipler şüpheli olarak belirlediği birçok adreste yaptığı aramada bir evde kıymık parçası ile uyum gösteren tahta sopayı ele geçirmiş ve failleri yakalamıştır.15 polis ekibinin katılımı ile olay 8 saatte aydınlatıldı.

14 Şubat 2006 günü Erenköy Mahallesi’nde tabanca ile Rafet G.(48) kimliği belirsiz kişilerce öldürülmüş olarak bulundu. Geride hiçbir iz olmayan cinayetle ilgili Rafet G.’nin cenaze namazında polis kamera ile çekim yapıldı. Maktulün tarım Reform İl Müdürü iken 11 yıl şoförlüğünü yapan Sadık B.(38)’nın cenazeye katılmaması ve taziyede bulunmaması şüpheleri üzerine çekti. Konya polisi Antalya ilinde yaptığı operasyonla olayı aydınlattı. 10 polis ekibinin katılımı ile olay 2,5 günde aydınlatıldı .

Ölümlü fail-i meçhul trafik kazaları konusunda da çalışma yapan ekipler, meydana gelen 5 ayrı kazayı 3 bin araç üzerinde yaptıkları inceleme sonrası olay yerinde kırılarak düşen far, panjur, kaporta gibi parçalardan tespit ederek faillerini yakaladı.

 

 
 Yazar: Ercan TAŞTEKİN 08.07.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  gökhan
 
Yorum: 
 
İsim:  çnder aytaç
 
Yorum: 
 
İsim:  göktürk
 
Yorum: 
 
İsim:  gülçin
 
Yorum: 
 
İsim:  sinan müjde
 
Yorum: 
 
İsim:  Safa Tarık OĞUZ
 
Yorum: 
 
İsim:  İSMET KAPLAN
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.