Yoksulluğun iç karartıcı ümitsizlikle beraber getirdiği yüksek suç oranı bir gerçek. Mahkemelerde gördüğümüz suçlunun yüzü, genellikle genç, erkek ve yoksuldur. Orta halli, okumuş çevrede suçlu yokmudur? Doğru: insan öldürme, uyuşturucu ticareti ve birinin evine girerek hırsızlık yapmak gibi, bu tür okumuş, yoksul olmayan mahallelerde çok daha az bulunur. Yani mali güvenlik suç ihtiyacını neredeyse tamamiyle ortadan kaldırıyor mu? Kesinlikle hayır. Para güç demek olduğuna göre, mali durumu yüksek biri etrafına, yoksul bir katilden bile daha fazla zarar saçabilir. Kişinin karakteri mali durumuyla birlikte bütünsel değişikliğe uğramadığı varsayılırsa, parasal varlıklı insanlardanda suçvari davranış beklenmesi uygundur. Nitekim de aynen bunu görüyoruz: genellikle hırsızlığa yanaşan bu tür insanlarda görülen karakteristikler, yoksul mahallelerdeki kardeşlerine pek yakındır: davranışlarına hakimiyetin azlığı, yüksek derecede hedonism, yüksek derecede narşiszm.
Bu tür insanlar aynı zamanda çalışkan ve görünüşte kurallara uydukları için, onlara “White Collar” suçluları denir – yani memurların giydiği beyaz yaka. Bu memur tipi suçlular – mesela bankacılar, politikacılar, hatta bazen hakimler bile - yaşadıkları topluma değişik yönlerden çok büyük zarar verirler. Bir bankerin verdiği ekonomik zarar “soyulan” müşterilerin kişisel kaybından ötedir, çünkü bankalara karşı toplumda güvensizlik doğması, ekonomistlerin benden daha bilimsel bir şekilde anlatacağı gibi, topluma büyük kayıp verir. Politikacıların ve yasal sistemin baş tacı hakimlerin bile yozlaşmazsının topluma zararını anlatmama gerek yok.
Bu tür suçlular ne tür ceza hak eder? Her ülke “yozlaşmaya”, yani başka bir deyimle, yoksul olmayan suçlularına karşı değişik önlem ve tutum alır. Amerika’da bu tür suçlular, Avrupa’ya kıyasla çok daha ağır hapis cezasına çarptırılır. Avrupa’da banker suçluarı daha çok para cezası alırken, Amerika’da ticari suçluların 15-20 yıl –yani bir katil kadar – hapis cezası alması normal sayılabilir. Hapis cezasının, bu tür suçlulara uygun olmadığını savunanlar var tabii. ‘İnsan öldürmedi’ diyorlar, uyuşturucu satmadı, en fazla, bir sürü evrak değiştirdi. Ben böyle düşünmüyorum: bence insanların güveniyle –ve parasıyla- kendi çıkarı için oynayan birinin uyuşturucu satıcısından farkı, yetiştiği ortamdır, ama karakteri? O kadar büyük değişklik görmüyorum doğrusu.