AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Cinayetlerden Mesajlar Yazdır 
 Yazar: Ömer Faruk GÜLTEKİN 14.06.2007  
Cinayetlerden Mesajlar

Ülkemiz, dünya ve özellikle de Avrupa Birliği karşısında son yıllarda işlenen meşum cinayetler nedeniyle çok zor bir durumda kaldı.1Yalnızca son iki yılda, Türkiye açısından oldukça kritik bir pozisyona haiz üç kişi öldürüldü.

Bu olaylar ülkemizin uluslar arası platformdaki yerine olduğu kadar, milletimizin diğer inançlara karşı asırlar boyu göstermiş olduğu saygı ve hoşgörüyle kazandığı haklı onuruna da büyük bir darbe vurmuş oldu. Millet olarak tam da dünyaya açılma ve uluslar arası muvazenede yerimizi bulma adına hamleler gerçekleştirmeye çalıştığımız bir dönemde, bir taraftan imajımız dünya çapında zedelenirken, öte taraftan diğer toplumların hafızalarına da bize karşı nefrete yol açabilecek bir antipati daha yerleşmiş oldu.

Sonuçları açısından bize çok pahalıya mal olan Rahib Andrea Santoro, Hırant Dink ve Malatya cinayetlerin kamu oyununda malumu olduğu üzere:

Faillerin küçük yaşlarda olmaları,

Olay zanlılarının çelişkili ifadeler vermeleri,

Zanlıların eylemleri dini ve milli duyguları incindiği için geçekleştirdiklerini söylemelerine rağmen bu yönde bir yaşam tarzına sahip olmamaları ve olay anını hatırlayamamaları2 gibi birçok dikkat çeken yönleri var. Bunlardan ötürü, olayların zaten planlı bir şekilde gerçekleştirildiğinin ve genç canilerin de kullanılan birer piyondan ibaret olduklarının toplum da farkında.

Ayrıca cinayetlerin zamanlamasının mükemmel olduğunu belirtmeye gerek var mı bilmiyorum, zira karikatür olaylarıyla dünyayı medeniyetler arası bir kaosa götürebilecek kadar tansiyonların yükseltildiği bir dönemin hemen akabinde Müslüman bir halkı olan Türkiye’de Hıristiyan inancı taşıyan insanlar katledildi. Bu da olayın Türkiye ayağı. Ülkemiz ve insanımızın bu olaylara tepkisinin, diğer Müslüman toplumlara nazaran daha aklı selimce olduğu hatırlanacaktır. Dünya çapında başlayan oyunun ilk perdesinden ülkemiz açısından beklenen verimi alamayanlar ikinci,üçüncü….. derken birçok perdeyi sahnelemeye koyuldular. Çünkü içte ve dışta, bu ülke ve milletin belinin doğrulmasına tahammülü olmayanlar mevcut.



Neyse bu konular çok su götürecek, bir dokunup bin ah işiteceklerimiz kategorisinde olduğundan, konuyu biraz daha spesifikleştirerek olayların fazla tartışılmayan bir yönüne dikkatleri çekmek istiyorum.

Peş peşe, birbirini tamamlayıcı mahiyette meydana gelen bu cinayet vakalarına, hepsi Hıristiyan olan maktullerin bir de mezhepleri açısından bakılmasını teklif ediyorum. Her cinayette farklı bir mezhep mensubunun katledilmesi açısından değerlendirildiğinde, olayların hiç boşluk bırakılmayacak şekilde tasarlandığı fark edilebilir.



5 Şubat 2006’da Trabzon'da Santa Maria Katolik Kilisesi’nde öldürülen şahsın3, bir Katolik kilisesi rahibi olması nedeniyle Katolik mezhebe müntesip olduğu aşikar.

19 0cak 2007 tarihinde İstanbul’da Genel Yayın Müdürlüğü'nü yaptığı Agos Gazetesi girişinde öldürülen Hrant DİNK’in ise, Protestan kültürüyle büyümesi açısından durumu her ne kadar biraz karışık gibi görünse de, Ortodoks Ermeni kilisesine bağlı olan bir Ortodoks olduğu bilinmektedir4.

18 Nisan'da MALATYA'da Zirve Yayıncılık bürosunda öldürülen Alman Tilmann Geske ile Türk Necati Aydın ve Uğur Yüksel’in ise Protestan mezhebine mensup oldukları biliniyor.5

Bu bilgiler ışığında bakınca lafın nereye geleceği husussunda tablonun biraz daha netleştiğini düşünüyorum. Nefreti celbetmek için kapsamlı bir operasyon değil mi?

Çok değil üç-dört yıl öncesine bir göz gezdirildiğinde, ülkemizde Yahudi ibadethaneleri olan Sinagog’ların6 hedef alındığı ve Yahudi iş adamının öldürüldüğü de hatırlanacaktır. Bu olaylarla da Türkiye’de ve Türk milletinde bir Yahudi düşmanlığı olduğu ve bu ülkenin Yahudiler açısından hiç de emin diyarlar olmadığı fikrini uyandırarak, bu inancı taşıyan toplumların nefretinin de milletimizin üzerine çekilmesi amaçlanmıştı.

Malum cinayetlere yakın geçmişin tedaileri de göz önünde bulundurularak daha bütüncül bir açıdan bakıldığında, aslında kurulan kumpasların, oynanan oyunların birbirinden çok da farklı olmadığı görülür. Bu ülkeyi ve milleti asırlardır yok etmeye çalışan mihrakların kesinlikle boşluk bırakmayan tarzda darbeler indiren bir hareket stratejisiyle çalıştıkları ortadadır. Bugünlerde de hain planın oyun tarzı terör örgütlerinin kullanılarak eylemler gerçekleştirilmesi kisvesine bürünmüş olabilir. Yapılan haince saldırılar yetmiyormuş gibi, millet için canını feda eden gerçek vatan evlatlarının cenazesinde dahi büyük bir yüzsüzlükle provokasyonlar gerçekleştirilerek, hiçbir terbiye anlayışına sığmayacak derecede hem şehitlerimizin aziz ruhuna saygısızlık ediliyor hem de milletimizin şehitlerine karşı kutsal vazife olarak gördüğü bir mefhumu dahi habis emellere alet edilmeye çalışılıyor. Bunları yapanlar, kendi çıkar ve iktidarlarını yürütmekten başka hiçbir kutsallığı olmayan ve bu uğurda her türlü yolu mubah sayan -her ne kadar kendilerini temizliğin simgesi “beyaz” olarak da ifade etseler- kirli karakterlerdir ve tabi ki karakterlerinin gereğini sergileyeceklerdir.

Zaman zaman sahneye konanlar suikast, cinayet, terör ve sağ-sol veya laik-anti laik çatışması gibi farklı şekillerde arz-ı endam etmiş olsa da biliyoruz ve bilmeliyiz ki, aslında her biri aynı oyunun değişik perdeleri. Millet olarak bunun farkında olmalı ve Atatürk’ün de ifade ettiği gibi “harici ve dahili” düşmanların bu milletin sırtında onun kanını emerken bir taraftan da zehirlemeye çalışan -haberlerde sıkça gündeme gelen-“kene” misali asalakların oyunlarını boşa çıkarmalıyız.

Belki, kimler olduğu ya da hangi karanlık güçlerden oluştuğu net olarak görülemeyebilir ancak bu o kadar da önemli değil. Toplum olarak, düşmanın kimliğinin bilinmesinden ziyade, kötü emellerine ulaşmak için izleyecekleri yöntemlere dair bir fikir sahibi olarak hareket edilmesi ve savunma mekanizmaları ile toplumsal bilincin bu yönde geliştirilmesi daha önemlidir. Zira önemli olan millet olarak başımıza örülmek istenen “çorabın” farkında olmak ve biraz dikkatlerimizi toplayarak o çoraptaki çirkin desenleri seçmeye çalışmaktır. Bu tarzda bir yaklaşımla hareket eden sağduyulu bir milletin, kurulmak istenen tuzaklara da kolay kolay düşmeyeceği inancındayım.

Atışta da öyle değil midir? Hedefi net göremesek de nişan hattının düzgün kurulması ve net görülmesi her zaman iyi bir sonuç almamızı sağlar bize…..









1 “Malatya cinayeti İtalya meclisinde” http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=235566

“Malatya Cinayeti Dünya Medyası'nın da gündeminde” http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?

2 “Günaydın sorgusunda, öldürmeyi hiç düşünmediklerini ancak, Necati ve Uğur’un sürekli olarak İslamiyeti kötülemeleri karşısında tahrik olduklarını, daha sonra olayların kendiliğinden geliştigini anlattığı kaydedildi. Günaydın cinayetlerle ilgili olarak da, olay anını hatırlamadığını söyledi.” http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=239572

3Trabzon'daki Santa Maria Katolik Kilisesi'nin İtalyan papazı, kilisede tabancayla vurularak öldürüldü.” http://www.cnnturk.com/arama/haber_detay.asp?PID=00318&haberID=156082

5MALATYA’da Zirve Yayınevi bürosunun basılarak 3 Protestan misyonerin öldürülmesi” http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2007/Nisan/22/

615 Kasım 2003'te Neve Şalom Sinagogu ve Beth İsrail Sinagoguna düzenlenen saldırılar sonucu 27 kişi öldü.” http://tr.wikipedia.org/wiki/2003_%C4%B0stanbul_Sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1

 
 Yazar: Ömer Faruk GÜLTEKİN 14.06.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Hasan YAĞIZ
 
Yorum: 
 
İsim:  Said
 
Yorum: 
 
İsim:  İSMET KAPLAN
 
Yorum: 
 
İsim:  Kürşat ertuğrul
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.