AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
  -Psikoloji
  -Sosyoloji
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Rusya ile Türkiye arasında çıkacak olan olası bir krizde kim daha çok zarar görür?
   Türkiye
   Rusya
   Komşu ülkeler
   
 
Son Üyeler
akademilenyum
mertkan4
poliCEM
canancoskan
polis_28
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

AKADEMİDEN "MESLEK"E

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Aile İçi Şiddet

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Normale Dönmek

Demokrasi ve Statik İdeolojiler

Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular

 

 Sanal Dünya Şiddet Sızdırıyor Yazdır 
 Yazar: Ömer KUPLAY 05.06.2007  
Sanal Dünya Şiddet Sızdırıyor

Gözleri acıyordu ekrana bakarken...Uzaktan hissedilebiliyordu ızdırabı. Parmaklarını ovuşturuyor,hatta sertçe kaşıyordu..Ringde 13 raunttur dövüşen boksör gibiydi görüntüsü. Oturduğu sadalyede doğrulmaya çalıştığında sırtına keskin bir bıçak saplanıyordu sanki...Klavye üzerindeki parmaklarının kontrolünü yitirmiş gibiydi. Bilinçsiz şekilde ekrana bakmaya devam ederken aniden bağırmaya başladı. Kendisine ateş eden oyuncuyu öldüremediği içindi aşırı tepkisi. Bir oturup bir kalkıyor, karşısındaki kişiyi yok etmek istiyordu. Rakibine ciddi zararlar vermişti. Karşısındaki adamın kanlar içinde kalmasıyla bir kahkaha attı. Bu olaylar tekrar tekrar devam etti. Ölesiye savaşıyor, düşmanlarına zarar vermek için elinden geleni yapıyordu. Annesi birkaç kere yemeğe çağırmasına rağmen masadan kalkmamıştı. Oyuna öylesine kapılmıştı ki başka hiçbir şey düşünmüyordu.

Bu ve benzeri sahneler artık birçok ev ve internet kafede sık sık yaşanıyor.Ebebeynlerin "Çocuğumuz yaşıtlarından geri kalmasın,çağın gereklerini yerine getirelim" düşünceleriyle sıcak baktıkları bilgisayarlar ve oyun konsolları modern dünyanın "şiddet ihtiyacı"nı karşılamaktadır.Gün boyunca, hatta çoğu kez gün ve gece boyunca şiddet ışınlarına maruz kalan bireyler bilgisayar başından kalktıklarında kendilerini "süper kahraman" olarak görmekte hatta oyunların oyuncuya tanıdığı sınırsız özgürlükten, başkalarının hayatlarını karartacak şekilde gerçek dünyada da yararlanmaya devam etmek istemektedirler. Masum olarak başlanan kullanma, zamanla maksadının dışına çıkmakta  ebebeynlerin ortak sıkıntısı olan 'kontrolsüz bilgisayar kullanımı' uzmanların bile çözümü zor bir problem olarak karşısında durmaktadır.

Bilgisayar oyunları(video oyunları) bireylerin bilinçaltlarına ve sonraki hayatlarına nasıl etki ediyor?Bireylerin gelişmesini sağlayan unsurlar bilgisayar aracılığı ile yeterince sunulabiliyor mu?

Prof. Dr.Nermin Çelen,Prof. Dr. Bekir Onur,Yard. Doç. Dr. Müge Artar'ın araştırmalarına göre çocuk oyunları üç kuçak şeklinde incelenebilir. 1. Ve  2. kuşak oyunlar 3. kuşak oyunlardan çok daha az oyun içermektedir. 1.kuşak oyunlarda fabrikasyon üretimi oyuncak hiç yok iken, 2.kuşak oyunlarda nadiren fabrika ürünü oyuncaklara rastlanmaktadır. 3.kuşak oyunlar hiç el yapımı oyuncak içermemektedir.Aynı araştırmaya göre oyunlar zeka,spor,şans oyunları olarak üç ayrı başlıkta incelenmiştir. Bu oyun türlerine "Bilgisayar Oyunları"nı ekleyebiliriz.

Film endüstrisinden daha fazla gelir

Günümüz teknolojsiyle oyunların gerçekçilik kazanmasıyla "video oyuları"nın popülaritesi artmış ve önem kazanmıştır. Kişiler,firmalar hatta devletler bu sektörden çok fazla para kazanmaktadır. Times dergisi yazarı Joshua Quittner ABD'nin 1998 yılındaki e-oyun'dan kazandığı parayı 5.5 milyar $ olarak belitmiştir. Hatta internet oyun üreticileri 2003 yılında dünya çapında 30 milyar frank ciroyla film endüstrisinin önüne geçmeyi başardı. TİEV başkanı(Türkiye İnternet Evleri)  Yusuf Andiç  bu pazarı "30 milyar dolarlık sahipsiz pazar" olarak nitelendirmektedir.

Vicdanı sızlamayan çocuklar

Bu kadar büyük pazarın sahipsiz olması düşünülemez. Türkiyede 2-3 ile sınırlı kalan oyun yapımı firmalarının sayısı Avrupa,Güney Kore,Kuzey Amerika ve Japoya'ya doğru gidildikçe inanılmaz rakamlara ulaşmakta fakat oyun sektöründen kar eden firmalar sınırlı sayıda kalmaktadır.Bu firmalar şüphesiz ilgi çeken oyunlar yapmakta ve bu geliri elde etmeketedir. Bu anlayış çocukların oyun yerleri değişmekle kalmadı, oynadıkları oyunlarda bir hayli farklılaşmaya ve bu durum büyükleri de düşündürmeye başladı. Bir şekilde Counter-Strike oynayan çocuklarla doldu bir anda her yer. Ebebeynleri bu konuda endişelendiren yaşanan şiddet olaylarının artmasıydı. Counter-Strike'a özenip amcasının oğlunu öldüren çocuğun babası "Suç bu oyunlarla çocuklarımızın beynini yıkayanlarda" dedi. Oluşan şiddet ebebeynlerin korkusunu artırıyor. Öyle ki günümüz artık sanal oyunlarının şiddeti özendirmedeki rolü yadsınamayacak kadar büyük. Çünkü bu oyunlarda oyuncu,şiddeti en uç noktalarına kadar uygulayabiliyor ve gerçekle sanal arasındaki farkı ayırabilecek bilince sahip değilse, şiddet uygulama konusunda çocuk veya genç hazır duruma geliyor. Böylece çocuklar oyunları sadece oynamakla kalmıyor vicdanlarınıda kaybediyolar.

Çocuklar için şiddet normal

Oyun ve şiddet konusunda yapılan bilimsel araştırmalar "New Scientist" dergisinin internet sitesinde yayımlandı. Bilim adamları, araştırma kapsamında, bir görüntünün insan üzerindeki duygusal etkilerini yansıtan ve P 300 adı verilen bir beyin faaliyetini gözlemlediler. Deney sırasında şiddet içerikli video oyunları oynayanlara, gerçek yaşamdan şiddet görüntüleri gösterildiğinde, daha düşük bir tepki verdikleri görüldü.

Yine aynı şekilde Indiana Üniversitesi Tıp Okulunun araştırmalarına göre, rastgele seçilen 44 ergenden 30 dakika boyunca şiddet içeren veya içermeyen video oyunu oynamaları istendi ve beyinleri fMRI cihazıyla incelendi. Ölçümler sonucunda, şiddet içeren video oyunu oynayanların "amigdala" bölgesindeki faaliyetin, oynamayan çocuklara oranla daha yüksek olduğu görüldü.

Oyunların içerdikleri şiddet konusunda Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Klinik Şefi Doç. Dr. Kemal Sayar, video oyunlarının önemli bir kısmında şiddetin çok fazla olduğunu söylüyor. Sayar, "Özellikle çocuk bu tür oyunları daha kolay ve çabuk benimsiyor. Çünkü çocuklar şiddet içerikli video oyunlarını oynarken canı yanmadığı için o şiddetin can acıttığını bilmiyor. Bu sayede de şiddeti daha kolay benimsiyor ve günlük hayatta bunu bir çözüm olarak kullanmakta sakınca ve yanlış görmüyor." diyerek çocuklar için oyunlarda uygulanan şiddetin artık normal katogorisinde değerlendirildiği beliriyor.

Oyunlar ideoloji enjekte etmek için ideal

Çocuklar oyun oynarken büyük bir haz alıyorlar fakat nasıl bir bilgi bombardımanına tutultuklarından bilinçsiz bir şekilde devam ediyor bu süreç. Hatta dış dünyayla ilgili tüm ilgilerini kesiyorlar ki Koreli oyuncular gibi yemek yemeyi unutup ölen çocuk sayısı yılda 55'e ulaşabiliyor. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay’a göre ; günümüzde bilgisayar kullanımının artması, özellikle de internet kafelerin yaygınlaşmasının, küçük yaştaki çocuklar ve gençlerin bilgisayar oyunlarına olan talebini arttırmıştır. Çocukların şiddet içerikli oyunlarının zararlarının farkına varamadıkları söylenen Aktay sözüne şöyle devam ediyor:

"Oyun eşliğinde bir ideoloji de veriliyor. Şiddet oyunları, alıştıra alıştıra bir ideoloji aşılamanın en basit yollarından birisidir. Özellikle Hristiyan-Müslüman çatışması üzerine kurulu oyunlarda gençlere farklı bir ideoloji empoze edilerek Türklere ve Müslümanlara düşman bir bakış açısı veriliyor. Evrensel bir bakış açısı benimsenmiyor bu oyunlarda".

Örneğin, Microsoft'un  "Age of Empires  III" adlı oyununda türklerin "barbar" olarak lense edilmesi çoğu Yürk oyun forum sitesinde yansıtılmış ve Microsoft'a kınayıcı mail'ler yollanmıştır. Aynı şekilde bakıldığında "Medieval Total War 2", "Generals" gibi milyonların oynadığı oyunlarda seçilen mekanların çoğu orta doğuyu yansıtmaktadır. Bu tip oyunlar Hristiyan-Müslüman çatışmasını körüklüyor ve çocukların bilinçaltlarına "dinsel şiddet" kavramı işlenmiş oluyor.

Küresel Problem Oyun

Oyun yüzünden evliliği tehlikeye giren yetişkinler,Okuldan kaçıp internet kafeye giden çocuklar,yemek yemeyi unutacak kadar oyun bağımlısı gençler...

Dünyanın yeni tehlikelerinden birisi olan bilgisayar oyunları dünyada çeşitli önlemler ile sınırlandırılmaya çalışılıyor.Dünya üzerinde piyasa sürülen tüm oyunları incelemeye alan ve yaş sınırlarnı belirleyen bir kuruluş olan ESRB(Entartainment Software Rating Board) oyunlar için şu yaş sınırlarını belirlemiştir. Oyun paketlerindeki işaret ve simgeler ile ebebeynler uyarılmaktadır. Bu semboller şunlardır:
C (Early Childhood):3 yaş ve üstü
E(Everyone):6 yaş ve üstü
T(Teen):Gençler için 13 yaş ve üstü
M(Mature):17 yaş ve üstü
A(Adult only):18 yaş ve üstü
RP(Rating Pending):Henüz yaş sınırı belirlenmemiş
K-A(Kids to Adult):Çocuk-Yetişkin arasında herkes için uygundur.

Dünya genelinde şiddet içeren oyunlara karşı büyük tepkiler gösterilmektedir.Bunun sonucunda birçok oyunun içeriği değiştirilmek zorunda kalınmıştır.Hatta bazı oyunlar piyasadan toplatılmıştır.

Çocukları şiddet içerikli oyunlardan korumak için öncelikle piyasadaki tüm oyunların oyun tasarımcıları tarafından oluşturulduğunu yani sanal yaşamın gerçek hayatın bir yansıması olduğunu unutmamak gerekir. Oyunlara karşı önyargısız yaklaşmak en mantıklı karar olacaktır. Çünkü yaşanılan gerçek dünya sanal dünyadan hiçte farklı değildir. 

İkinci basamakta ise oyun satın alınırken yapılan zamanlama çok önemlidir. Çocuğun ihtiyaçlarına ve gelişimine katkıda bulunacak oyunlar seçilmelidir. Bu konuda ESRB'nin belirlediği sembollerden faydalanmak yararlı olacaktır. Henüz bilinçli değerlendirme yapamayan çocukların bilinçaltlarına ulaşmanın ne kadar kolay olacağı tahmin edilerek seçilen oyunlar daha verimli olacaktır. Bilgisayar kullanımı sırasında çocuk ile ilgili olunmalı,çocuk kesinlikle denetim altında olmalıdır. "Bırak oyun oynamayı,daha iyi şeylerle uğraş" zihniyetinden uzak durulmalıdır. Sonuç olarak eğer çocuk aile bağlantılarını koparacak şekilde asosyalleşmiş ise hemen bir psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır. 

 

 
 Yazar: Ömer KUPLAY 05.06.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Hasan YAĞIZ
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyetin Aydınlık Çocukları; Siz de Çoook Oluyorsunuz Ama...
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN PPDS - 2
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Maaş Bahsine Nokta, Cevaplar-Sorular
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Sevinmek Bizim de Hakkımız
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Demokrasi ve Statik İdeolojiler
Fatih BALCI
Fatih BALCI Eskimeyen Öğüt
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Kendimi Takdimimdir!
Safa Tarık OĞUZ
Safa Tarık OĞUZ Polis Branşını Arıyor
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Adı Yücel Soyadı Tutkun
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007  Her Hakkı Saklıdır.