|
| Jet Kararın Çağrışımları |
|
| Yazar:
Ömer Faruk GÜLTEKİN |
31.05.2007
|
 |
Geçenlerde gazetelerden birinde bir haber başlığına ilişti gözüm; “CHP'li vekili çarptı, jet hızıyla ceza aldı” Haberin başlığı bu şekilde olunca merakımı celbetti ve ayaküstü hemen okuyuverdim. Haber İstanbul’un artık günlük hayatında neredeyse normal karşılanmaya başlayan hırsızlık veya kapkaç olaylarından biri gibi gözüküyordu. Fakat haberi diğer olaylarından farklı kılan yanı bu sefer hırsızın başlıktaki tabiriyle bir Vekili çarpmasıydı. Haber kısaca şöyle; Yaklaşık üç buçuk ay önce İstanbul’da kapkaç ve hırsızlığı meslek edinmiş vatandaşın biri, bir milletvekilinin otomobil camını kırarak çantasını kapkaç yapar. Ancak bu sefer çetin cevize çarpmıştır. Zira zanlı olaydan dört gün sonra tutuklanır ve Türkiye’de mahkeme sonuçlarının ortalama süresini göz önünde bulundurduğumuzda, rekor sayılabililecek bir zaman zarfında, 3 ay içinde 3 yıl 4 ay hapse çarptırılır. Tabi ki suçlulara müstehak oldukları ceza-i müeeyyidenin bu kadar kısa zamanda verilmesi normal her vatandaş gibi bizi de mesrur etmiyor değil. Yalnız normalde bu kadar hızlı işlemeyen bir mekanizmanın böyle bir süratle işlemesi ve semere vermesinde bir hikmet olsa gerek diye düşünmeden de edemiyor insan. Herkes adalet organlarımızın bu süratle işleyişindeki katalizör unsurunu olaydaki mağdurun kimliğine bağlayabilir, fakat gazetenin yorumlarına yer verdiği ve bu hızlandırıcı unsuru olay delillerinin çok hızlı ve sağlam olarak elde edilmesine bağlayan bazı hukukçuların, hiç de ammenin kanaatini paylaşmadıklarını görebiliriz. İşte tam haberin hukukçuların yorumlarının verildiği bölümü okuduğum zaman hayrette kaldım ve haberin bende hasıl ettiği tedaileri paylaşmak istedim. Şöyle ki: İlk önce; Türkiye’de işlenen binlerce suçtan hiçbirinin mi delilleri bu kadar hızlı elde edilmiyor ya da hiç meşhut suç yani suçüstü yapılan olay yok mu da hukukçular böyle bir yorumda bulunuyor diye düşündüm. Velev ki öyle olsun, olay delillerinin böyle tez elden toplanmadığını varsayalım. O zamanda akla şu soru geliyor; savcılar söz konusu olayda delilleri bu kadar hızlı bir şekilde elde etmek ve mahkemeye sumak, mahkemede kararı ivedilikle vermede neden bu kadar üstün bir gayret göstermiş olabilir? Yirmi altıncı silahla yaralamasını yaptıktan sonra, delilleri ve tanıklarıyla suçüstü yapılmış bir şahsın aylarca sürecek bir tutuksuz yargılamayla savcı huzurundan ayrılmasını müşahede etmiş biri olarak benim aklıma gelen sebep de, Milletimizin zekasına hakaret etme niyeti taşımayan herkesin aklına gelebilecek sebeple tabi ki aynı. Acaba dediğim olayda yaralanan şahıs bir Vekil olsa zanlı aynı muameleyi mi görürdü? Yoksa o zanlı içinde bir jet karar çıkar mıydı? Cevap herkesin malumu? Ama ne yazık ki Vekillerin Asılların efendisi olduğu bir toplumda yaşıyoruz maalesef.
|
| |
| Yazar:
Ömer Faruk GÜLTEKİN |
31.05.2007 |
| |
| |
| İsim: |
Ziya Korkmaz |
| |
| Yorum: |
|
|
|
|