Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
  -Asayiş Suçları
  -Bilişim Suçları
  -Cinsel Suçlar
  -Çocuk Suçluluğu
  -Mali Suçlar
  -Narkotik
  -Organize Suçlar
  -Şiddet
  -Terörizm
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
GÜRKAN
akademi17
Akademili
mustafa_bostanci2008
mesut.sg
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Aile Polisi

PKK Neden Kürtçe TRT´den Rahatsız

"Yaşasın Kötülük" Platformu

 

 Cevabı Zamanlamasında Yazdır 
 Yazar: Dr.Davut ŞAHİNER 24.05.2007  
Cevabı Zamanlamasında

Türkiye-Irak sınırından bol miktarda geçen patlayıcılar Irak Savaşı'ndan bu yana Güneydoğu-Doğu Anadolu bölgeleri üzerinden büyük şehirlere taşınmaya çalışılıyor. 2002 yılından bu yana bomba timleri kuran PKK çok sayıda intihar saldırganını Kuzey Irak'ta eğitti ve İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere çeşitli bölgelere gönderdi. Ancak gönderilen kişilerin tamamına yakını ya polis tarafından yakalandı, ya da yoğun takip sonucunda örgütün kontrolünden çıktı. 2002-2007 arasında PKK intihar saldırıları ve diğer bombalama eylemlerinde oldukça başarısız oldu ve bu nedenle daha kolay hedeflere yöneldi. Hareketsiz hedefler, kontrollerin yok denecek kadar az olduğu mahalleler vs. bu nispeten daha kolay hedefler arasında. Ulus'taki bombalamanın PKK eylemi olduğu yönündeki şüpheleri artıran bir diğer ipucu da patlayıcılara ek olarak saldırı şeklinin de PKK'nın daha önceki eylemlerine benziyor olması. Hedef alınan Ankara'nın gelir düzeyi en düşük kesimlerinin rağbet ettiği bir yer. Hedefteki kişiler karar alma mekanizmalarına yakın, etki güçleri çok yüksek insanlar değil. PKK'nın daha önceki eylemlerinde de buna benzer bir manzara ile karşılaşıyoruz.

Ulus saldırısının parde arkası

Ulus saldırısı ile kıyaslanabilecek önemli eylemler arasında Mavi Çarşı bombalaması, Çetinkaya mağazalarına saldırı ve Tuzla saldırısı var. Hepsinin ortak noktası ise sıradan insanların ayrım gözetilmeksizin ve kolay denebilecek saldırılar ile öldürülmesi. Bu saldırıların hiçbiri yüksek kalibreli saldırılar değil. Bu tür saldırıları gerçekleştirmek için kaydadeğer yetenekler ve organizasyon gücü gerekmiyor. Kalabalıkların arasında patlatılacak bir bomba ile sonuç alınmaya çalışılıyor. Ulus saldırısı sadece kullanılan patlayıcı değil, olay yeri ve saldırı şekli ile de PKK saldırısına benziyor. Ancak polisin büyük bir başarı göstererek saldırganı 24 saat içinde tespit etmesi soruşturmanın seyrini değiştirebilir. Özellikle zanlının geçmişte bazı aşırı sol terör örgütleri ile bağlantısı ve diğer özellikleri başka terör örgütlerini de akıllara getirebiliyor. Buna rağmen yazının kaleme alındığı ana kadar PKK bağlantısı daha güçlü duruyordu. Ancak başka bir örgüt de olsa, saldırı şekli ve zamanlaması bazı gerçekleri değiştirmiyor.

Saldırı konusundaki en dikkat çekici nokta zamanlamasıdır. Dikkat edilirse PKK saldırıları cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının krize dönüştüğü günlerde hız kazanmıştır. TBMM'deki oylama öncesinde başlayan ve bugüne kadar devam eden sürede hemen hemen her gün çatışma olmakta ve Türk güvenlik güçleri şehit vermektedir. Ulus saldırısı bu patlamaların en son halkası olmuştur. Anlaşılan saldırılar seçime kadar artarak devam edecektir. Tuhaf bir şekilde PKK aynı stratejiyi Türkiye'nin AB ile kritik görüşmeleri evvelinde de uygulamıştı. Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayıp başlamayacağına karar verileceği zirve öncesinde PKK'nın saldırıları yükselişe geçmiş ve 2006 yazının sonuna kadar zirveye ulaşmıştı. Türkiye'nin Kürtçenin kullanımı konusunda getirdiği her serbestinin ardından da PKK saldırıları artmıştır. PKK'nın geçmiş eylemleri dikkate alındığında PKK'nın Ulus saldırısı da dahil olmak üzere en son dönemdeki tüm saldırılarının hedefinde Türkiye'de istikrarsızlık oluşturmak vardır. Laik-anti laik kutuplaşmasının tartışıldığı bir ortamda eylemleri ile gündeme giren PKK kutuplaşmanın daha da derinleşmesine ve Türkiye'nin yönetilemeyen bir ülke haline gelmesine çalışmaktadır. Tıpkı geçmişte AB sürecine karşı çıkması gibi, bugünde 22 Temmuz seçimlerinin demokratik bir şekilde yapılmasını engellemeye, Türkiye'de aşırıların etkili olmasına çalışmaktadır. Eğer PKK eylemleri ve şehir mitingleri ile ortam gerilir ve bunun sonucunda bir askerî darbe olur ise, ya da iç savaşı andırır çatışmalar başlar ise bundan en çok mutlu olacak gruplardan biri de PKK'dır. PKK eylemleri istikrarsızlaştırma eylemleridir.

Peki PKK neden böyle bir yol izlemektedir? Bundan temel gayesi nedir? Bu soruları tam olarak yanıtlayabilmek için elimizde sınırlı veri olduğunu kabul etmeliyiz. Ayrıca not etmemiz gereken bir diğer nokta da PKK'nın özellikle Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından sonra daha fazla 'taşeron örgüt' haline gelmiş olmasıdır. Diğer bir deyişle sadece kendi hedefleri için çalışmamakta, diğer grup ve hatta ülkeleri memnun edecek eylemler üzerinden hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadır. Manipülasyonlara daha fazla açık bir hale gelen PKK'nın son eylemlerinde şüphe en çok 4 grup üzerinde toplanmaktadır:

Siyasal gerginliği kullanıyorlar

1.Diğer ülkeler: Türkiye'nin K. Irak ve bölgede etkin olmasından rahatsızlık duyan bazı ülkelerin PKK'yı Türkiye içinde daha aktif hale getirmeye çalışması. 2. Barzani, Talabani ve K. Irak'ta barınmaya çalışan PKK'nın çatışmayı Türkiye içinde tutmaya çalışması, hatta yakın bir zamanda KDP'ye dönük gerçekleşen saldırılar nedeniyle Türkiye'yi sorumlu tutup intikam almaya çalışması. 3. 'Derin devlet çeteleri': Türkiye'yi 22 Temmuz seçimleri öncesinde daha fazla istikrarsızlaştırarak bir darbeye ya da olağan dışı yönteme zemin hazırlamak. 4. DTP'nin de parti olarak seçime doğrudan girmeme kararı ve yeni adaylar bulmakta zorlanan bu grubun durumunu da göze alan PKK'nın eylemleri vasıtasıyla varlığını hissettirerek tavizler koparmaya çalışması.

Her bir maddede gerçeklik payı olmakla birlikte özellikle son iki maddede belirtilen hususlar Türkiye için daha bir hayatidir ve önümüzdeki dönemde iktidara, muhalefete ve sivil-askeri bürokrasiye çok önemli görevler yüklemektedir. Eline bayrağı alarak miting meydanına koşanlara da hayati sorumluluklar yüklenmektedir. Türkiye'nin içeride kutuplaşması terör örgütlerine fırsatlar vermektedir. Türkiye'nin içerideki parçalanmışlığını artırmaya çalışan içerideki bazı güçlerin devlet adına hareket ettiği, en hassas dönemlerde nasıl provokatif eylemlere imza attıkları da bilinen bir gerçek. Anayasa Mahkemesi ve Genelkurmay bildirileri öncesinde YÖK başkanına saldırı girişimi izlenimi verilmesi, İzmir mitingi öncesinde bombalı saldırıda bulunulması bu durumun en açık kanıtları.

Genelkurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt yeni saldırıların olacağını açıkladı. Çünkü 1 tondan fazla A4'ün Türkiye sınırlarından içeri girdiğini çok net olarak biliyor. 22 Temmuz seçimlerine kadar saldırılarda artış olacağını diğer güvenlik güçleri de doğruluyor. Polis şu ana kadar çok başarılı operasyonlar gerçekleştirdi ve birçok şehir saldırısı bu gayretler sonucu kamuoyuna dahi yansıtılmadan önlendi. Ancak sınır güvenliğinde iyileşmenin olmaması, özellikle Irak sınırından sevkıyatın devam ediyor olması polisi zor durumda bırakıyor. Sınırdan geçen bombalar İstanbul, Ankara gibi Batı'daki şehirlere yüzlerce kilometre katederek geliyor. Bu da başka bir güvenlik zaafını ortaya seriyor ve yeni önlemleri gerekli kılıyor. Ulus saldırısı ilk değildi ve son olmayacak. Özellikle seçim öncesinde ve duruma göre seçim sonrasında da terör örgütleri benzeri eylemleri tekrarlamak isteyeceklerdir. Bunu ister kendi namına yapsın, isterse manipülasyonlar sonucu yapıyor olsun, burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta zamanlamadır. PKK da, onun gibi fırsatçılık yapmak isteyebilecek diğer örgütler de Ankara'daki siyasi gerilimi bir fırsat olarak görüyor ve mitinglerin istikrarsızlaştırıcı etkisini artırmaya çalışıyorlar. Bu nedenle iyi niyetli olarak siyasi kutuplaşmaya katkı sağlayanların neye hizmet ettiklerini düşünmeleri gerekiyor. Öylesine hassas bir dönemden geçiliyor ki elinizde silah ya da bayrak olması fark etmeyebiliyor. Çünkü hedef tahtasına Türkiye'nin istikrarı konulmuş durumda.

ULUSLARARASI GÜVENLİK UZMANI

Kaynak: Zaman Gazetesi

 
 Yazar: Dr.Davut ŞAHİNER 24.05.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR PKK Neden Kürtçe TRT´den Rahatsız
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Kürdistan Kurulursa Batı´daki Kürtler Dönecek Mi?
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN "Yaşasın Kötülük" Platformu
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.