AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
  -Ceza Hukuku
  -Hukuk Genel
  -Yönetmelikler
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:  Son günlerde güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırılarda ne amaçlanıyor?
   Ordumuz Kuzey Irak'ta pusuya çekilmek isteniyor
   Teskerenin onaylanmasına tepki olarak saldırılar yapılıyor
   Ergenekon operasyonuna tepki olarak gerçekleştiriliyor
   Güvenlik güçlerininin zaafiyet içerisinde olduğu gösterilmek amaçlanıyor
   
 
Son Üyeler
mrguardian
selcukokmen
enginakman
mustafa
ekonyar
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Seri Cinayetlerin Psikolojik Sebepleri

İl Emniyet Müdürlerimizin Dikkatine !

Polis Amirlerinin Eğitimi ve Öneriler

 

 Osmanlı'nın Yükselme Dönemi İle Günümüz Ceza Uygulamalarının Mukayesesi-IV Yazdır 
 Yazar: Safa Tarık OĞUZ 22.05.2007  
Osmanlı'nın Yükselme Dönemi İle Günümüz Ceza Uygulamalarının Mukayesesi-IV

Cinayet

Cinayet kapsamına giren cezalar, insan vücuduna karşı işlenen suçlar için kullanılır. Kısas yapılmasını veya para cezası uygulanmasını gerektiren bu cezalar, cana veya vücudun herhangi bir organına karşı yapılan saldırıların tümünü kapsamaktadır. Burada saldırıdan kasıt saldırı karşılığında ceza uygulanmasıdır. Bu cezalar ise kulun hakkıdır. Dolayısıyla kul, bu cezaları affetme ve hakkından vazgeçme hakkına sahiptir. Kur’an’ da: ‘...Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür ile hür (insan), köle ile köle, kadın ile kadın...’ (Bakara 2/178) ifadesinden sonra ‘...öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa...’ (Bakara 178) buyurulmaktadır. Yani dileyen kimse, dinde kardeşi olan kimseden, kısas hakkından vazgeçebilir. Ayette yer alan bu ifade, hak sahibinin cinayetlerde, hakkından vazgeçme ve affetme yetkisine sahip olduğuna işaret etmektedir. Hak sahibinin affetmesinin caiz olduğunu açıklayan birçok hadis vardır. Örnek olarak Ebu Şüreyh el-Huzaî'den: ‘Kim bir kan hakkı veya yaralanma ile karşı karşıya kalırsa üç şeyden birisini seçebilir: Ya kısas uygulanmasını, ya diyet bedelini isteyebilir ya da affedebilir. Şayet dördüncü bir istekte bulunursa onu engelleyiniz.’

Ebu Hüreyre:’ den: ‘Uğradığı bir zulme rağmen affeden kimsenin affından dolayı Allah izzetini artırır.’

Hadislerden de gördüğümüz gibi affetmenin dinen uygun olduğu ve bu şekilde uygulandığı bilinmektedir. Karşılaştığı meselede Allah'ın hakkı olmadığı sürece hak sahibinin affetmesi durumunda hakimin de fıkhen affetmesi gerekmektedir. Hak sahibinden affetme kararının çıkması ile bir başka şeye gerek kalmaksızın hakim de suçluyu tamamen affeder. Bu türden olaylarda, ‘kamuoyunun güvenlikten kaynaklanan hakkı vardır, yani kamu davası söz konusudur’, denilemez. Zira böyle bir iddiada bulunabilmek için, buna işaret eden bir delilin bulunması gerekir. Sahabe zamanında yapılan uygulamalara bakacak olunursa hak sahibi, saldırganı affettiği zaman ceza otomatikman kalkmaktadır. Örnek olarak Taberani’ den rivayet edilen: ‘Hz. Ali’ ye, zımmilerden bir adamı öldüren müslüman bir kimse getirildi. Aleyhinde deliller ortaya konuldu ve bunun üzerine, adamın öldürülmesini emretti. Ölen kişinin kardeşi gelerek: ‘Ben onu affettim’, dedi. Hz. Ali: ‘Belki onlar seni tehdit ettiler, korkuttular ve vazgeçmeni istediler’, deyince adam: ‘Hayır. Ancak onun öldürülmesi kardeşimi geri getirmez. Bana bunu anlattılar, ben de razı oldum.’ dedi. Bunun üzerine Hz. Ali : ‘Sen bilirsin. Ancak bizim zimmetimiz altında bulunan kimsenin kanı bizim kanımız, diyeti de bizim diyetimiz gibidir’, dedi.’ olayına bakacak olursak, mağdur veya yakınları tarafından affedilen kişinin cezai müeyyideye tabi olmayacağı görülmektedir.

Cinayetlerin en büyüğü öldürmektir. Cinayet cezalarının en büyüğü de kasten insan öldürme suçuna karşı verilen cezadır. Yine dinen bilinmesi gereken en belirgin bilgilerden birisi de haksız yere insan öldürmenin haram oluşudur. Öldürmenin haram olduğu Kuran ve Sünnetle sabittir. Kuran’da şöyle buyrulmaktadır:

‘Allah'ın haram kıldığı bir canı, haklı bir sebep olmadıkça öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse biz onun velisine (mirasçısına öldürülenin hakkını talep hususunda) bir yetki vermişizdir.’ (İsra 33)

‘Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedi kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiştir, ona lanet etmiştir ve ona çok büyük bir azap hazırlamıştır.’(Nisa 93)

‘Bir müminin bir başka mümini hata ile olması dışında öldürmesi asla caiz değildir.’ (Nisa 4/92)

Öldürme Çeşitleri

Öldürme üç şekilde olur:

1-Kasten (amden) öldürme

2-Olası Kast (Şibh-i amd)

3-Taksirle (Hata ile)

Kasten adam öldürme suçunda, öldürülmesi hukuken yasak bir insanı silah veya öldürücü bir aletle kasten öldürmektir. Bu suçta kişinin yaşam hürriyeti ihlal edilmiş, dolayısıyla bütün haklarını kullanma hakkı elinden alınmıştır. Hz. Peygamber şirkten sonra en büyük günah olarak addedilen bu suç için en ağır cezayı öngörmüştür. ‘Kısasta sizin için hayat vardır’ (Bakara 179) ayetine göre öldürülen masum kişinin canının karşılığı olarak kısas yapılması gerekmektedir. Failin zımmi olması, kısas uygulanmasını etkilemez. Ebu Hanife’ ye göre bir müslüman’ın zımmiyi öldürmesi dinin alet edilmesi mevzu olduğunda daha ağır cezalandırılması gerekmektedir. Bununla beraber öldürme karşılığı olan kısas cezalarının tatbikinde cinsiyet farkı gözetilemeyeceği ve sağlık-hastalık, zenginlik-fakirlik, kölelik-efendilik gibi farklılıklarında kısası engelleyen sebepler olmadığı İslam hukukunda yerleşik bir kuraldır, dayanağı ise ‘Hür ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur’ (Bakara 178) ayetidir. Kısas cezasını uygulanmayacağı tek istisna akrabalık ilişkisidir. Usul-füru ilişkisi olanlar öldürme fiilini gerçekleştirirse kısas uygulanmaz, diyet, tazir ve mirastan mahrumiyet gibi cezalar uygulanır. Katil fiili İslam ülkesi dışında işlemişse kısas cezası verilmez.İslam hukukuna göre anne karnındaki cenin insan sayılmaz, onu anne karnında öldürerek annesinin düşük yapmasına neden olan kişi adam öldürme suçundan değil çocuk düşürme suçundan dolayı cezalandırılır.

Kasten öldürme içeriğinde üç hali barındırır:

1- Kılıç, bıçak, tabanca ve bomba gibi genelde ölüm ile sonuçlanacak bir aletle veya; demir bir örs, çekiç ya da ağır bir taş parçası, büyük bir kaya ve kalın bir ağaç gibi öldürücü nitelikteki büyük bir cisimle vurulmasıdır. Bu türden bir öldürme kasten öldürme türlerinden olup kasten öldürme ile ilgili hükümler uygulanır.

2- Üzerine ağır bir demir parçası bağlanmış veya ucuna kalın bir çivi çakılmış olan bir sopa gibi normal şartlarda öldürücü nitelikte olmayan ancak beraberinde bulunan bir başka madde ile öldürücü özelliğe sahip olan bir madde ile vurulması ya da genelde ölümle sonuçlanacak şekilde darbelerin tekrarlanması veya etrafı bıçak gibi keskinleşmiş olan bir taş parçası ile darbenin genelde ölümle sonuçlanacak şekilde birçok kereler tekrarlanması. Bu ve benzeri şekilde gerçekleşen öldürme eylemleri kasten öldürme sayılır.

3- Boğazını sıkması, iple asması, bir dağın veya yüksek bir binanın tepesi gibi yüksek bir yerden, trenden, hızlı giden bir arabadan atması veya boğulmasına yol açacak bir şekilde denize atması, ateşe atması, kafes gibi dar bir alanda bulunan aslan, kaplan ve leopar gibi yırtıcı hayvanların arasında bırakması, bir yere hapsederek ölünceye kadar yemek ve su vermemesi, zehir içirmesi, öldürücü bir yemek yedirmesi, genelde ölümle sonuçlanacak bir şekilde bir başkasını öldürmeye zorlayarak doğrudan öldürenle dolaylı bir şekilde ölüm olayına neden olması gibi genelde kişinin telef olması yani yok olması ile sonuçlanacak fiillerden birisini yapması. Genellikle ölüme yol açacak fiillerden birisinin işlenmesi sonucundaki öldürmeler kasten öldürme sayılır. İhmali hareketle öldürme fiili gerçekleşirse ( örneğin, doktorun acil hasta birisine bakmayarak ölümüne sebebiyet vermesi) Hanefi mezhebine göre kasten adam öldürme suçu içeriğinde yer almamıştır.

Netice itibariyle kasten öldürmenin cezası öldürenin (öldürülenin yakınları affetmezlerse) öldürülmesidir. Yakınları affederlerse (kısas uygulanmasını istemezlerse) öldüren, öldürülenin yakınlarına fidye öder. Ancak yakınlarının bunu sadaka olarak bağışlamaları durumunda fidye de ödemez. Buna dayanak şu ayettir:

‘Kim mazlum olarak öldürülürse biz onun velisine (mirasçısına öldürülenin hakkını talep hususunda) bir yetki vermişizdir. O da öldürmede ileri gitmesin’ (İsra 33)

Kastın aşılması suretiyle öldürme, genelde öldürücü olmayan bir şey kullanarak ve ortaya çıkan neticenin failin kastettiğinden daha ağır olmasıdır. Örneğin birisinin ya düşmanlığından dolayı ya da terbiye etmek amacı ile bir şahsa, kamçı ve sopa ile, küçük bir taş parçası ile, yumruk veya el ile veya bunun dışında genelde öldürücü olmayan ve beraberinde de ölüme yol açacak bir cisim bulunmaksızın bir aletle bir şahsa vurmada aşırı gitmesidir. İşte burada sayılanlar veya benzeri şeyler ile öldürdüğü zaman, kasta benzer öldürme fiili işlenmiş olur. Fiilde bulunan kasıt veya hata nedeniyle, kastın ve hatanın bir arada bulunmasından ötürü; ‘hata-en kasıt’ ve ‘kasten hata’ şeklinde isimlendirilmiştir. Kastın aşılması durumunu tespit etmek için kullanılan aletlere bakılarak kastının öldürme mi yoksa yaralama mı olduğu anlaşılmaya çalışılır.Kasta benzer öldürmenin cezası ağırlaştırılmış diyettir.

Taksirle öldürme (Hata en Katl) iradenin neticeye yönelmemesi, yani failinin neticeyi gerçekleştirmiş istemeden meydana gelmesine sebep olmasıdır. Hata iki çeşittir. Birincisi, neticesini istemeyerek işlemesidir. Örneğin ok atan biri, bunun bir insana isabet edeceğini bilmez ve istemez; ancak ok insana isabet eder. Buna kelamcılar ‘tevellüt’ derler. Hatanın bu çeşidi, hakkında nass olması sebebiyle diyet cezasını gerektirir. Fakat ikinci türü ise kişinin hareket ve neticeyi bilerek ve isteyerek yapması, ancak yanılgısı sebebiyle sorumlu tutulmasıdır. Örneğin bir kimse yatağında yatan yabancı bir kadını kendi karısı zannederek onunla münasebette bulunursa bu kişiye had ve tazir cezası verilmez. Nisa Suresi 4/92’ ye göre ‘Taksirle bir mümini öldürenin cezası maktulün ailesine (bu haktan vazgeçmedikçe) diyet ödemesi ve bir köleyi serbest bırakmasıdır.’ Bir köleyi bırakma kefaret olarak (Allah’tan affedilmesi talebiyle yerine getirdiği ibadet, ceza...) iki ay oruç tutma olarak da dönüştürülebilir. Gayri müslimlere bu ceza verilmez.

Osmanlı Uygulaması

Osmanlı siyasetnamelerinde kasten adam öldürme suçunun cezasının kısas olduğu açıkça belirtilmiştir. ‘Adam öldüren kimesneyi öldürdüğü kimesnenin yerine öldüreler, eğer bir kişi atasını ve anasını veya akrabasından birini öldürse emr-i şer’ nice ise öyle ola.’

Osmanlı devletinin yükselme döneminde zımmilerin bir köleyi öldürmeleri sebebiyle faillerden birine idam diğerine kürek cezası verilmiştir. Meşru müdafaa durumunda örnek olarak bir kadın namusu için kendisine saldıranı öldürürse gaza etmiş sayılır ve ceza verilmez. Mesela kamu güvenliğinin korunması maksadıyla çapulcu levent taifesi ile mücadele sırasında leventlerden ölen olursa, öldürene ceza ve tazmin sorumluluğu verilmeyeceği bildirilmiştir.

Osmanlı hukuk doktrininde annesi, kız kardeşi gibi namahremlerini ve/veya suç ortaklarını zina halinde yakalayanın öldürmesi durumunda failin cezasızlık sebebinden yararlanacağı kabul edilmiştir. Kanuni Kanunnamesi m. 13’e göre ‘Bir kimse avretini veya kızını bir kimesne ile zina ederken yahut bile yatarken görse/bir yerde bulsa, dahi heman ikisini bile veyahut birisini katletse, heman evi içine cemaat getirip ve işhad etse ol maktullerin varislerinin davaları istima olunmaya, öldürene nesne demeyeler’ Bu maddeye göre namus cinayeti işlenmesi halinde ceza ve tazmin sorumluluğu yoktur.

Adam öldürmeye teşebbüs halinde yani birini öldürmek kastıyla icra hareketini yapan ölüm neticesi gerçekleşmezse, o ana kadar gerçekleşmiş olan neticeden sorumlu tutulur. İştirak haline örnek verecek olursak, birinin evini basarak öldürücü aletlerle şahsı öldürenlerden 20 tanesi kısasen ölüm cezasına çarptırılmıştır. Tekerrür durumunda ise kasten adam öldürme suçunda tekerrür veya itiyad haline siyaseten katl cezası verilmiştir.

Yükselme döneminde kasten öldürme suçlarına verilen cezalara bakacak olursak;

Fatih Ceza Kanunu II. Fasıl .2’ ye göre: Kasten adam öldürme suçunda kısas cezası uygulanmıyorsa zenginden 400, orta halliden 200, fakirden 100, çok fakirden 50 akçe almaktır.

II. Bayezıd Devri Kanunnamesi m.14’ e göre kasten adam öldürme halinde sırasıyla 200, 100, 50 akçe cürm alınır.

I. Selim’in oğlu Süleyman Manisa’ da sancakbeyi iken gönderdiği siyasetnamede adam öldürenin, kısasen öldürülmesini emretmiştir.

Kanuni Kanunnamesi m. 41’ e göre kasten adam öldürmede kısas uygulanmazsa mali durumuna göre, 400, 200, 100 ve 50 akçe cürm alınır. m.42: iştirak halinde adam öldürenler tek diyet ve tek cürm ödeyeceklerdir.

Faili meçhul adam öldürme suçunda özel bir yemin usulü ile ölenin diyetinin ödettirilmesi anlamına gelen kasame müessesi geliştirilmiştir. Bu uygulamya göe cinayetin faili bulunamazsa devlet diyeti kendisi öder. Bunun yanısıra eğer maktul bir evde ölmüşse ve öldüren belli değilse o evde bulunanlardan ölenin diyeti alınır. Kasame uygulaması için maktul yakınlarının şikayet hakkını kullanmış olması ve dava açmaları gerekli.

Günümüz Uygulaması

TCK 81. maddede ‘Kasten Öldürme’;

‘Bir insanı öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır’ olarak belirtilmiş, Osmanlı uygulamasında en ağır cezaların verildiği bu suç, şimdiki ceza kanunumuzda da ağır bir şekilde müeyyideye tabi tutulmuştur.

Kasten öldürme suçunun nitelikli halleri ise 82. maddede yer almıştır:

Madde 82: (1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla,

i) Kan gütme saikiyle,

j) Töre saikiyle,

İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Taksirle adam öldürme suçunun cezası ise;

Madde 85: (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi üç yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

olarak belirtilmiştir. Meşru müdafada ise öldürme fiilini gerçekleştirene ceza verilmemektedir.

Görüldüğü üzere en önemli ve temel haklardan olan yaşam hakkını ihlal, tarihin her döneminde en ağır ceza ile yaptırımı uygulanmıştır.

 
 Yazar: Safa Tarık OĞUZ 22.05.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by SucveCeza Ekibi © 2007  Her Hakkı Saklıdır.

Sitemiz hiçbir kurum veya kuruluşun resmi sitesi değildir.
Sitemizde yazılan yazılar hiçbir kurum veya kuruluşun genel görüşü veya politikası olarak sunulamaz.