AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
  -Ceza Hukuku
  -Hukuk Genel
  -Yönetmelikler
 Kriminoloji
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Asker Ve Mahkeme Yazdır 
 Yazar: Sanem ÖZDURAL 17.05.2007  
Asker Ve Mahkeme

Şimdi Tükiye’de de gördüğümüz, bir ülkenin mahkemesinin politikaya katılması olağanüstü bir olay olmayabilir. Bildiğimiz gibi, Amerikan seçimlerinde de yüksek mahkemenin yeri çok önemli olabilir. Seçimde bozukluk ya da uzlaşmazlık olduğu halde problemin yüksek mahkemeye sevkedilmesini herkes normal karşılar. Yüksek mahkemeden beklenen, sorunun adaletli ve yasalara uygun bir şekilde çözülmesidir. Adalet ne demektir ama?

Özel olarak Türkiye’de yakından izlediğimiz olaylara değinmek istiyorum. Türkiye’de yaşanan olaylar, önemli bir yönden Başkan Bush’un seçiminde yaşanan olaylardan farklıydı.Yüksek mahkemenin Cumhurbaşkanlığı konusunu ele alması politikacılar tarafından getirilmiş olsa da, esasında Türk vatandaşının büyük bir kesiminin istediği için gelişti. Yani, Türkiye de bir tür popülist, kansız darbe gördük. Ayaklananlar taş sopa yerine, kendi saflarında olarak gördükleri yüksek mahkemeye baktılar, sorunun çözümü için. Amerikan seçiminde böyle halktan gelen bir istek yoktu çünkü Amerikalılar günlük hayatlarını etkileyecek bir tehlike görmediler. Cumhurbaşkanlığı mitinglerinden gördüklerimiz, Türkiye’de halkın büyük bir kısmı, baş partiden böyle bir hayati tehlike görüyor.

Bildiğimiz, sivil toplumda yaşayan normal bir insanın hayat biçimine karşı bir tehlike gördüğü zaman ne yapması beklenir?

İlk önce, tehlikenin uzaklığına göre kişinin reaksiyonu değişir. Mesela, komşumuz bahçeye bir duvar örmek istediğini bildirirse, mahkemeye gideceğimiz düşünülür. Ama komşunun bize ya da ailemize karşı şiddet kullanacağını düşünürsek, polis çağırırız -özellikle kendi silahımız yoksa. Amerikan anayasasının, çok tartışılan, ikinci maddesi herkese silah bulundurma hakkını verir çünkü bir toplumun reaksiyonları da bireylerininkinden çok farklı değildir.

Toplum kendisini tehdit altında hissettiği zaman ne yapabilir? Eğer imkanı varsa –yani toplumun tehdit altındaki hislerini yansıtan politikacılar bulunuyorsa- ilk başta, tehditin atlatılması için yüksek mahkemeye gidilir. Aynı zamanda, toplumun da polis çağırma yeteneği olabilir. Çok ender görülen bir şeydir ama, Türk askeri, bu günlerde görüldüğü gibi, halkın koruyucusudur. Toplumun silahı ne olabilir? Bazı devrimlerde görüldüğü gibi –yani halkın koruyucusu asker olmadığı zamanlarda– bu silahlar çok ilkel olabilir. Bir daha Amerikan anayasasının ikinci maddesini ele almak istiyorum: anayasa yazılırken düşünceli insanlar biliyorlardı ki bazen –çok ender de olsa– halk ve hükümet arasında bir uçurum oluşabilir. Bu durumlarda, hem kendilerini, hem de hayat biçimlerini koruyabilmesi için, halkın silah bulundurabilme hakkı Amerikan psikolojisine derinden yerleşmiştir. Türkiye’de ise, TSK’nin Atatürk ilkelerini sonuna kadar koruyacağını bilmek, toplumun psikolojisine derinden yerleşmiş bir güvencedir.

Her toplumun, bireyleri kadar, kendini koruma hakkı olması gerek.

 
 Yazar: Sanem ÖZDURAL 17.05.2007  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Ziya Korkmaz
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.