Son yıllarda revaçta olan kapkaççılık olgusunun Türk Ceza Kanunu ve diğer özel ceza kanunlarında müstakil bir suç olarak yer almaması; toplumun değişik kesimlerine(akademisyenler,kolluk personelleri,hukukçular,toplum bilimciler vs..)bu sapmış eylemi, çeşitli hipotez, yaklaşım ve ifade tarzlarıyla tartışma alanı oluşturarak,masaya yatırma imkan ve zemini yaratmaktadır. Bu bağlamda; kimi akademisyen ve ceza hukukçularının fikir ve görüşleri, kapkaççılık konusu itibariyle, bir bütünlük oluşturamamış; dolayısıyla ilgili kesimler arasında fikir birliği sağlanamamıştır. Sonuç olarak, görüş ayrılıkları ortaya çıkmış ve kapkaççılık konusunda öne sürülen fikirler çeşitlenmeye başlamıştır. Bu itibarla, bazı ceza hukukçuları kapkaççılık eyleminin TCK md.142/2-b de bulunan nitelikli hırsızlık kapsamında değerlendirilmesinin yerinde ve uygun olacağını belirtirken, kimileri ise söz konusu eylemin TCK md.148 de yer alan yağma suçu kapsamında dikkate alınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Kapkaççılığın ayrı bir suç başlığı olarak TCK da yer almamsı,bu fiili gerçekleştiren kimselerin herhangi bir müeyyide ile karşılaşmayacakları veya karşılaşmadıkları anlamına gelmemektedir. Buna bağlı olarak,kapkaççılığın “sosyal çevrede karşılaşılan yeni bir suç türü ortaya çıktı”sloganıyla bağdaşmadığı açıkça farkedilmektedir. Söz konusu sloganın,toplumda bir takım endişelere sebep olduğunu öne süren çeşitli ifade tarzları mevcuttur. Bu sloganlar sonucu artan “suç çeşitliliği giderek artıyor,polis suçların çeşitlenmesinin ve yeni suçların ortaya çıkmasının önüne geçemiyor” tarzındaki polise yönelik yıpratıcı açıklamalar toplumu telaşa sürüklüyor ve kolluk kuvvetlerine;özellikle de polise,geniş anlamda;asayiş ve toplumun huzur,güven ve sükununun sağlanması bağlamında,dar anlamda ise;suç oluşumunun önlenememesi,belirlenen olayların faillerinin yakalanamaması ve bir takım olayların aydınlatılamaması bağlamında,toplumun duyduğu güven ve sorumluluk duygusu giderek azalan bir eğilim sergilemektedir. Bu açıdan,kapkaç faillerinin cezasız kalmayacağı göz önünde bulundurularak ,düşüncelerimizi bahsedilen sloganlardan soyutlamalı ve hatta arındırmalıyız. Suç çeşitliliğinin artması ve önüne geçilememesi gibi olgular,tek başına polise mal edilmemeli;suç ve suçluyla mücadele eden Ceza Adalet Sistemi içerisinde görev yapan diğer tüm kurum ve kuruluşların sorumlulukları göz önünde tutularak düşünülmeli ve değerlendirilmelidir.
Kapkaççılık konusunda ceza hukukçuları arasında hangi maddenin uygulanacağı hususunda görüş birliğinin olmaması ve çelişkiye düşülmesi,yukarıda bahsedilen şekilde,polise duyulan güveni ve desteği azaltma amacına yönelik slogan olarak değil de,polisin görevini daha iyi,daha kaliteli ve etkili bir biçimde yerine getirebilmesi ve yetkilerini gözden geçirerek daha rahat bir şekilde suç tasnifi yapabilmesi açısından “müstakil bir suç ve onun nitelikli halleri”olarak düzenlenmesi ve TCK da yer alması düşüncesini akıllara getirebilir. Böylece polisin görevi daha kolaylaşacak, yetki karmaşası ve sıkı ve yoğun bir iş temposu içerisinde görevini bir takım zorluklarla ifa eden polisin küçük bir alanda dahi olsa rahatlaması söz konusu olabilecektir. Bu bakımdan yapılacak olan müstakil düzenlemede kanun koyucu tarafından,kapkaççılık kavramının açık ve anlaşılır biçimde tanımının yapılması ve kavram kargaşalarının ortadan kaldırılması için ilgili kanunun gerekçesinde yeterli ve net açıklamalar yapma yoluna gidilmesi isabetli olacaktır. Bu bağlamda,kapkaç fiilinin;beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olanlara karşı ve gebe kadınlara karşı işlenmesi hallerinde ve çocukların araç olarak kullanılması,örgüt çerçevesinde eylemin gerçekleştirilmesi,kamu görevlisi tarafından işlenmesi hallerinde cezasının artırılması;dolayısıyla nitelikli hallerin düzenlenmesi maksimum faydayı sağlayacaktır. Ayrıca kapkaç eylemi sonucunda kişinin vücut bütünlüğünün kısmen ya da tamamen bozulması veya ölümü halinde de ceza artırımına gidilmesi gerekebilecektir. Bu açıdan kapkaç fiilini eyleme dönüştüren failin gerçek yüzünü maske ve benzeri değişik araçlarla gizleyerek bu suçu işlemesi hali de dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur.
Tüm bu anlatılanlar ışığı altında,kapkaççılık kavramının ceza hukuku alanına kanunlar çerçevesinde bir terim olarak dahil edilmesi bir zorunluluk olmasa da gereklilik boyutuna ulaşmıştır. Dolayısıyla bu gerekliliğin bir sonucu olarak-ceza kanununda yer almasa dahi,değişik maddeler kapsamında değerlendirildiği için;yani TCK da aslen var olduğu için-polise düşen görev;kapkaççılığın önlenebilmesi açısından gerekli tedbirleri maksimum düzeyde almak ve kapkaç terörünün önüne geçebilmektir. Bunun için de yapılması gereken ilk şey,kapkaççılığın ön hazırlığını yaparak mevcut durumunu belirlemektir. Bu bağlamda,kapkaççılığın neden ve nasıl işlendiği,kimlerin bu davranıştan ne şekilde menfaat ve kazanç sağladığı,kimlerin araç olarak bu fiili gerçekleştirmede kullanıldığı;kullanılan araç kimselerin yaş,cinsiyet,aile nüfusu gibi demografik kriterlerin göz önünde bulundurulması gerektiği,yapılacak olan stratejik planlama kriterlerine uygun bilimsel çalışmalarla ve üniversiteler ve polis arasında yapılacak işbirliği ve koordinasyonla belirlenmelidir. Böylece kapkaççılığın sosyal çevreyle olan ilişkisi belirlenecek,dolayısıyla sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel boyutların ele alınmasının zemini hazırlanmış olacaktır. Sonuç olarak kapkaççılığın nedenleri,yukarıda bahsedildiği üzere,ilk olarak hukuk düzeninden kaynaklanan eksiklikler;ikinci olarak ise bireysel ve toplumsal nedenler olarak sınıflandırmaya tabi tutulabilecektir. Bu ise,polisin yani kolluk kuvvetlerinin kapkaççılığın önüne geçme harekatı bakımından önemli bir adım niteliğinde olacaktır. Problem ve nedenlerinin en başta belirlenmesi her zaman için,yapılacak olan bilimsel analizlerde vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu zorunluluğun bize kapkaç bakımından geri dönüşümü ise,-özellikle suç ve suçlu analiziyle ilgili bilimsel çalışmalarda-sapıcı davranışın önlenebilmesi bağlamında ,gerekli tedbirlerin alınması bakımından güçlü bir spot görevi görmesidir. Dolayısıyla kapkaççılığın sosyo ekonomik/kültürel/siyasal faktörlerden kaynaklanan nedenlerinin belirlenmesinin önemi göze çarpmaktadır.
Buna göre,ülkemizin mevcut durumunu göz önünde bulundurmak burada isabetli olacaktır. Türkiye açısından bakıldığında kapkaççılığın senelere göre değişim gösterdiği;kimi zaman arttığı,kimi zaman ise azaldığı farkedilmektedir.
Bölgelere göre kapkaççılığa baktığımızda Marmara Bölgesi,Ege,İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinin önünde yoğunluk bakımından ilk sırada yer alırken;Karadeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri,yoğunluk bakımından son sıraları paylaşmaktadır.kent bazında düşündüğümüzde ise,tahmin edildiği üzere en çok kapkaç olaylarının yaşandığı yer olarak İstanbul ilk sırada yer almaktadır. Ancak bu,bütün kapkaççılar istanbul da barınıyor veya kapkaççılığın asıl merkezi İstanbul demek değildir. Aksine, yaptığı eylemde profesyonelleşen kapkaççıların bir çoğu,profesyonelleşme sürecinden önce Diyarbakır,Gaziantep,Batman,Siirt gibi doğu ve güney doğu illerinde staj eğitimi görmektedir.işin ilginç tarafı,staj eğitimine dolayısıyla kapkaççılığa katılan kimselerin çoğunun çocuk olması ve bu çocukların da önemli bir kısmının 12 yaş altı çocuklar olduğudur. İşsizlik,parasızlık,geçim sıkıntısı,aile üyelerinin sayıca çokluğu,iklim,etnik yapı,aşiret sisteminin halen uygulamada olması,eğitimsizlik gibi sosyo ekonomik ve sosyo kültürel nedenlerden dolayı aile reisleri,kolay yoldan para kazanabilmenin yolunu kapkaççılık yapmakta bulmuş; bunun için de kendi öz çocuklarını bu hususta eğitime tabi tutmuştur ve tutmaktadır. Ayrıca doğudaki çocukların bir çoğu bizzat aile reisleri tarafından eğitilip bu amaç için kullanılmasa da , ülkenin çeşitli yörelerinde görev paylaşımı yapmış ve yapmaya devam eden kapkaç çetelerine belirli bir meblağ karşılığında kiralanması da söz konusu olmaktadır.
Doğu illerinde ikamet eden ailelerin, özellikle 12 yaş altı veya 12-15 yaş arası çocukları kapkaç çeteleri tarafından kiralandıktan sonra staj eğitimiyle önce Diyarbakır,Gaziantep gibi illerde tecrübe sahibi olmaları sağlanıyor,buralardaki görevini başarıyla tamamlayan çocuklar çete kadrolarına aslen kaydedilerek İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara gibi büyük şehirlerimize naklediliyor. Buralardaki görevinde de yoğun başarı gösteren ve profesyonelleşme sürecini tamamlayan çocuk ve yetişkinler , diğer bölgelerde bulunan ve faaliyet içerisinde olan kapkaç çeteleri tarafından transfer edilmek isteniyor. Transfer bedelleri ise 100 bin YTL ye kadar çıkabiliyor.böyle bir döngü içerisinde baş parmağı kesilmiş çocukların ve yetişkinlerin daha iyi yankesicilik yaptığı gerekçesiyle daha çok rağbet gördüğü de bir başka mevzudur.
12 yaş altı çocukların kapkaç teröründe kullanımının sebebi ise,bu yaş grubundaki çocukların TCK ya göre cezai sorumluluğunun olmamasıdır. Yakalanan çocukların sadece adı, soyadı ve adres bilgileri belirlenerek ailelerine haber veriliyor. Ve ardından serbest bırakılıyor. Kolluk görevlilerinin tek başına çocukların ifadelerini alma yetkisinin bulunmaması, bu işlemi sadece savcı gözetiminde gerçekleştiriyor olması kapkaççılığın önüne geçilememesinde veya da önüne geçme sürecinin yavaş işlemesinde bir etken olarak düşünülebilir. Çocuk dendiğinde sadece erkek çocuklarının değil, kız çocuklarının da akla gelmesi gerekir. Kapkaççılıkta 5 yaşına kadar varan kız çocuklarının da kullanıldığı göz ardı edilmemelidir. Bu gibi örneklere geçtiğimiz yıllarda Sakarya ilinde ve değişik illerde rastlanılması bu ifadeyi destekler niteliktedir. Yakalanan çocukların yağma suçu kapsamında değerlendirilerek 6 yıl ceza aldığını düşünsek, çeşitli indirimler sayesinde ve çocukların infaz kurumlarında geçirdikleri 1 günün 2 gün olarak değerlendirilmesiyle birlikte alınan cezanın 5-6 aya kadar düştüğünü görürüz. Çocukların kapkaççılıkta kullanımının bir nedeni de çabuk hareket etmelerinin yanında, bu etkendir. Değişik kent merkezlerinde profesyonelleşen kapkaççı çocukların, ilerde kapkaç çetelerinin kurucuları olacağı göz ardı edilmemeli, hiç değilse alttan yetişen çocukların bu yola sapmamaları veya saptırılmamaları için, gerekli idari, kişisel ve toplumsal tedbirlerin acilen alınması yoluna gidilmelidir. Bu bağlamda, kapkaç komisyon ve kurulları oluşturularak , suçluları yeniden topluma kazandırmak için gerekli hamleler yapılmalıdır. Aksi takdirde kapkaççılık, bir terör olarak tüm ülke topraklarını yoğun bir şekilde sarmaya devam edecek ve kapkaç failleri az bir cezanın infazından sonra aramızda dolaşarak kişisel güvenliğimizi tehdit etmeye devam edecektir.
SONUÇ:
Kapkaççılık, toplumda yeni meydana çıkmış bir suç değildir. Her ne kadar ceza kanununda ayrı bir suç olarak yer almasa da değişik suçlar kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak bu da kavram kargaşasına yol açabilmektedir. Bu sebepten dolayı kapkaççılığın müstakil bir suç olarak TCK da yer alması ve nitelikli hallerinin düzenlenmesi düşünülebilir.
Kapkaççılığın önüne geçilememesinde polis tek başına sorumlu gösterilmemeli; bunun için Ceza Adalet Sistemi içinde görevi olan tüm kurum ve kuruluşların sorumlulukları gözden geçirilmelidir.
Türkiye de kapkaççılığın sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal nedenleri bilimsel çalışmalara dayalı olarak araştırılmalı; bu konuda sürekli olarak değişebilen dinamik bir veri tabanı oluşturulmalıdır. Böylece kapkaç terörünün önüne geçebilmek bağlamında alınması gereken tedbirler belirlenecek ve azalması sağlanabilecektir. Bu açıdan, özellikle doğu ve güney doğu illerinin sosyolojik, etnik, ekonomik ve kültürel yapısı iyi araştırılmalı; büyük illerimize kaynaklık sağlayan doğu illerimizin bu misyonu sona erdirilmelidir. Bu itibarla; çocukların suçtan korunabilmesi açısından risk grupları belirlenmeli, oluşturulacak olan dinamik veri tabanlarıyla bu risk gruplarının kontrol altında tutulması sağlanmalıdır. Aksi takdirde çocuklarımızı bile bile , geniş anlamda suça; dar anlamda ise kapkaççılığa itmiş veya itilmelerine göz yummuş oluruz.
* Kriminoloji Topluluğu Üyesi