AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
  -Bilgi Notları
  -Seri Katiller
  -Suçla Mücadele Metodları
  -Teoriler
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Kırık Camlar Teorisi Hakkında Yazdır 
 Yazar: Okan ÖZTÜRK 21.12.2006  
Kırık Camlar Teorisi Hakkında

Öncelikle teori hakkında bilgisi olmayanları ya da kulaktan dolma bilgisi olanları bilgilendirmek için  kısa ve özlü bir açıklamaya  başvuracağım. Teori temel olarak Amerikalı suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında  yaptığı çalışmasına dayanmaktadır. Zimbardo  deneyinde fakirlerin yoğunlukta bulunduğu bir kentle zenginlerin yaşadığı kente birer otomobil bırakmıştır.Bıraktığı araçların kaputları aralıklıydı ve plakaları yoktu.Kısa bir süre  sonra yoksulların sokağındaki araç hurda halini alırken  diğer araçta değişiklik yoktu.Zimbardo daha sonra sağlam aracın  camını parçaladı  ve hemen sonra çevredeki insanlar  zengin elitler dahil olmak üzere  bu  “senfoniye” eşlik ettiler.Kısaca Zimbardo kuramında şunu dile getirmiştir.İlk vakanın oluşmasına izin vermemek gerek ,yoksa olayların kötüleşmesini engelleyemeyiz.

Bu kısa ön bilgiden sonra kuram üzerine  kafa yorabiliriz.Suç ve suçlu konusunda  başvurduğumuz  onlarca  metod bulunmaktadır ve bütün metodların başında   tolerans düzeyi  yani  suçlara  karşı   verilen  refleksin  boyutu   başka  bir söylemle güvenlik ile özgürlük arasındaki ince çizgi akla gelir.Güvenlik hizmeti veren kamu görevlilerinin bu konuda oluşturduğu  pozisyon oldukça mühimdir.Tekrar teoriyi sorgularsak, işlenen suçların küçük ya da büyük olmasına bakmadan sorunların üzerine aynı kararlılıkla mı  gitmeliyiz  yoksa suçları boyutlarına  göre sistematik olarak iyice  tasnif edip  daha sonra tolere edilebilir suçların üzerinden teğet geçmeli ve vaktimizi daha büyük balıklara mı ayırmalıyız?
     

İşte güvenlik teşkilatlarının enerjisini doğru istihdam etmesi bu soruya verecekleri cevapta saklıdır.

Teorinin uygulamasının pek fazla görülmediği ülkemizde ise durum çok çeşitlilik göstermekle beraber  ulusal  çapta  olmasa bile yerel düzeyde  kanun uygulayıcılarının kendi mıntıkalarında “sıfır  tolerans”  prensibiyle  hizmet sundukları görülmektedir.

Toplumsal  sorunlara bir bakış  açısı getirmek gerekir  ise polis teşkilatlarının temel düsturu  şu olmalıdır. Suçlu-polis ikilisine hasta-doktor ikilisinin diyaloğuyla bakmaları gerekmektedir.Teori olmasa bile yol göstermesi açısından dile getirmek istiyorum ki;

Nasıl bir doktor bir hastaya her uzvuyla yardımcı olmak ister tanı teşhis tedavi yöntemlerini  uygular ama aynı zamanda ne kadar çabalarsa çabalasın bazı konularda çaresiz kalır  ya da  kalıcı  çözüm yolu  bulmakta zorlanır ve bütün hastalara yetişemeyeceğini  bilir  benzer şekilde bir polis de toplumdaki mikroplarla   uğraşacağının   farkında olmalı  ve tüm suçları etkisiz   hale getiremeyeceğinin  bilinciyle  görev yapmalıdır.

İlk  bakışta son yazdıklarım konunun  destekçisi  olmadığım  ve hatta teoriye karşı olduğum düşüncesini uyandırmış olabilir. Mamafih,  suç psikolojisinin temsilcilerinin oluşturduğu bu kuramın da genel itibarıyla ölümü gösterip vebaya razı ettirmek temasıyla tasarlandığını düşünmekteyim ki zaten  hiçbir teorisyende teori(si)nin yüzde yüz uygulanacağını  iddia etmez.

Hayata geçirilen pratik olarak uygulamaya konulan her kavram sapmaya uğrar ki bu aslında olması gerekendir.Güvenlik konusunda söylenecek  her söz  her coğrafyaya uygun olmayabilir.Bu teorinin de Amerikan  topraklarında  çıktığını düşünürsek,yani liberal demokrasi anlayışıyla  yönetilen bir toplumda,otoriter ve  militer refleksle tepki veren bir güvenlik teşkilatı  ilk görüşte ürkütücü  algılanabilir.Fakat  kuralların sınıflandırılmasının sistemli bir şekilde  yürütüldüğü  böyle toplumlarda  adalet güçlü değil  haklı olanın yanındadır ve ürkütücülük ortadan kalkmaktadır.Fotoğrafı daha dikkatli  okuyacak olursak tetikleyici rol üstlenen bireyin etiketlenmesinin ve etkisiz hale getirilmesinin son derece  mühim  olduğuna  ulaşırız.Kıvılcımın çıktığı yer doğru tespit edilirse,başka bir deyişle yılanın başı küçükken  ezilirse büyük suçların önüne geçebiliriz  ve adaletin   devamlılığını , güvenilirliğini sağlayabiliriz.
  
Adalet mekanizmasının layıkıyla çalışabilmesi içinse gerek ve yeter koşul  güvenlik hizmeti sunan  bireylerle hukukçular  arasında çift yönlü  gerçekleşen  sıkı diyalog ve yapıcı işbirliğidir. İşin özünde  yatan  temel  konu ise, vatandaşların aldığı hizmete karşı  duyduğu memnuniyet  ya da  memnuniyetsizliktir.Yani en ufak kural ihlallerinin bile  cezalandırılacağı hissiyle  yaşanan bir  hayat  pek de özgür olmasa gerek diye düşünebilirdik eğer   demokrasi geleneği  tüm kurumlarıyla yerleşmiş ve  olgunlaşmış bir ülkede hayat sürüyor  olsaydık.Elbette  ki bunun tam tersini de  düşünebiliriz.

Sonuç olarak bahsedilen ince  çizgide (güvenlik ile özgürlük arasındaki sicim) düşmeden, dengede yürüyebilmek biraz zor  gibi  gözüküyor. Sözün bittiği  yere geldiğimizde; suç ve suçlu ile  alakalı ortaya atılan her fikir  dikkate alınmaya değerdir ve uygulamaya geçirilmeden önce  üzerinde  derinlemesine  kafa  yormayı gerektirmektedir.

* Kriminoloji Topluluğu Üyesi

 
 Yazar: Okan ÖZTÜRK 21.12.2006  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.