|
| Jüri mi, Hakim mi? |
|
| Yazar:
Sanem ÖZDURAL |
06.10.2006
|
 |
Kim daha iyi yargılar? Jüri ya da hakim mi, yoksa bir hakim paneli mi? Özellikle beraatla sonuçlanan davalarımda, jüri yerine hakim önüne çıkmış olsaydık, sonucun farklı olup olmayacağını çok düşündüm. Sunduğum delillerin doğruluğuna inandığım için, doğal olarak, iddiamı ispatlayamadığıma karar veren insanlarla aynı görüşte olamadım. Taraflı davrandıklarını ve muhtemelen yasaları ya da karmaşık bir gerçekler dokusunu tam olarak anlayamadıklarını düşündüm.
Taraflı Olmak
Jüri üyeleri objektif değildir. Onlar sadece belli bir toplulukta yaşayan insanlardır. Jüri odasına, kendileri ile birlikte kişisel önyargılarını da getirirler. Bazılarının yasalarla ve avukatlarla kötü deneyimleri olmuş olabilir; bazıları sanığın görünüşünü beğenmez, bazılarına avukatların davranışları ters gelebilir. Fakat bir jüride bu insanlardan en az altısı, genellikle de onikisi bulunur. Daha çok sayıda insan, daha çok sayıda önyargı demektir; önyargı yelpazesi genişler. Jüri üyeleri doğru olduğuna inandıkları hususlarda kavga edebilirler, genellikle de ederler.
Hakimler de önyargılı olabilir. Onlar da beraberlerinde kişisel önyargılarını getirirler. Pekçok yargı bölgesinde, hakimler seçimle iş başına gelir. Bu da seçmene sadakat konusunu beraberinde getirir. Sonunda hakim de bir insandır ve hakimin "kararsız" kaldığını açıkladığı bir olay dışında (sanığın suçlu olup olmadığına karar verememişti), hakimlerin kavga edebileceği, ne denli önyargılı da olsa başka bir görüş ileri sürebilecek kimseleri yoktur. Bu açıdan, hakimler paneli karar verme aşamasına değişik görüş açılarını getirmede bir çözüm gibi görünse de, hakimler, benzer eğitim ve sosyo-ekonomik duruma sahip olduklarından önyargıları da benzer olabilir.
Önyargı, hiç istemediğimiz bir şey midir? Bunun yanıtı kişinin bakışına göre değişir: Bütün yargı sistemine akademik açıdan bakıldığında, "önyargısız" bir sistemi hedeflediğimiz düşünülebilir; özgür olmak isteyen birey açısından ise, nihai tarafsızlık tümüyle konu dışıdır. Ben her mahkemeye çıkışımda, jüri üyelerini tarafsız olacaklar beklentisi ile seçmezdim; anlatacağım olaylara inanacakları ve davanın benim anlattığım şekline katılacak olanları seçmeye çalışırım. Gerçek şu ki, o gün ilk kez tanıştığım bir grup yabancıya kıyasla hakimin dava konusundaki eğilimlerini daha kolayca tahmin edebilirdim. Savcılıkta çalışırken, seçim hakkım yoktu, çünkü hakim tarafından mı, yoksa jüri tarafından mı yargılanmak istediğine (ağır ceza davalarında) sanık karar verir. Kolayca görüleceği gibi, bir sanık da (en azından onun avukatı) bir hakimin eğilimlerini, bir grup yabancıya kıyasla, genellikle tahmin edebilir. Tazminat davalarında her iki taraf da jüri isteyebilir.
Yasalar ya da Deliller Konusunda Bilgi Eksikliği
Genellikle, yasalar konusundaki üstün bilgileri nedeniyle hakimlerin karmaşık yasal argümanlara dayanan davaları daha başarı ile yargılayacağı düşünülür. Aynı argüman, karmaşık ya da teknik delil sunumuna dayanan davalarda da kullanılır. Hakimin yasaları çok daha iyi kavradığı bir gerçekse de, deliller konusunda aynı şey söylenemez. Örneğin, patentle ilgili bir davada, hakim de (avukatlar da), jüri kadar, teknik terimler içinde kaybolabilir. Hakimin üstün hukuk bilgisine gelince, avukatların görevi dava ile ilgili yasaları izah etmektir. Bir avukat davası ile ilgili yasayı yeterince izah edemediği takdirde bundan müvekkili zarar görür - kimin önüne çıkarsa çıksın.
Türkiye'de Juri Sistemine Geçilmeli midir?
Bu soruyu sormama rağmen cevabını bilmiyorum, çünkü Türkiye'de avukatlık yapmadım. Ancak, genel olarak, ABD'deki gibi tarafların karşılıklı iddialarını ortaya koyabildikleri bir sistemde, hakim ya da jüri tarafından yargılanma seçeneğine sahip olmak daha iyidir diyebilirim. Bunu, hukukçuların herkes için adalet şeklinde ifade edilebilecek yüksek emelleri ya da yargı sisteminin tarafsızlığı amacıyla değil, sadece müvekkilim için en iyi sonucu almak istediğim için söylüyorum. Sonuçta her şey, avukatsanız müvekkiliniz, savcı iseniz devlet adına, kazanmaya indirgenebilir. Aynı şekilde, karşınızdaki sanık ya da avukat da kendi davasına yatkın bir durum yaratmaya çalışacaktır. Bu çelişkiden belki de “tarafsızlık” doğar. Akademik açıdan böyle düşünmek mümkün tabii ki.
Sanem Özdural, Esq. Vernon & Ginsburg LLP261 Madison Avenue, New York, NY 10016 Sanem_Ozdural@yahoo.com
Bu makale genel bilgi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Yasal yardım ya da tavsiye olarak alınmamalıdır. Yasal haklarınızı öğrenmek, ya da özel durumunuzda bir harekat planı hazırlamak için bir avukata danışmanız tavsiye edilir. Bu Çalışma www.mezunusa.com Adlı Siteden Alınmıştır. |
| |
| Yazar:
Sanem ÖZDURAL |
06.10.2006 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
|