AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
  -Bilgi Notları
  -Seri Katiller
  -Suçla Mücadele Metodları
  -Teoriler
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Huzuru Arayan Bilim Üzerine-4 Yazdır 
 Yazar: Safa Tarık OĞUZ 20.09.2006  
Huzuru Arayan Bilim Üzerine-4

Çıktığımız Kriminolojinin tarihi gelişimi üzerindeki seferimizde son durağa gelmiş bulunuyoruz. Bu yazımızda Avrupa’da Topinard’la ilk kez Kriminoloji diyerek yıllardır düşünürlerin fikirler ortaya koydukları, ancak isimlendiremedikleri  “Huzuru Arayan Bilim’in” ülkemizdeki durumuyla yazı dizimizi sonlandıracağız.

Önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi aslında suçla mücadele insan oğlunun dünyaya gelmesi ile başlamıştır. Çünkü suçla mücadeleden geçen en önemli husus yapılan suça karşı bir ceza vermek, hem o kişinin  gerçekleştirdiği fiili bir daha yapmamasını sağlamak, hemde her hangi bir olumsuz fiil gerçekleştireceklerin bu cezadan etkilenerek o fiili işlemekten caydırmaktır.

Yıllardır süregelen suçla mücadele yolları toplumların yapılarına görede farklılık arz etmiştir. Biz önceki yazılarımızda, pek fazla üzerinde durulmayan İslam ve Osmanlı ceza hukuklarına değinerek geçmişimizdeki bu metodlardan örnekler vermeye çalıştık.Avrupa’ da ise suçla mücadele metodları Sanayi devriminden sonra gelişme ve değişme göstermiştir.

18.yy’da Sanayi devrimi ile birlikte şehirleşmeye doğru yönelme olmuş, insanlar daha sıkı ve samimi aile ilişkilerinin bulunduğu köylerinden ayrılarak, iletişimin daha az kurulduğu şehirlerde yaşamaya başlamışlardır. Sanayi devriminin beraberinde getirdiği zengin ve fakir arasındaki ekonomik fark artışı ile birlikte, insanların ahlaki hayatlarındaki değerlerin artık önemini yitirmesi karmaşık insan ilişkileri ortaya çıkmış ve suç oranlarında normal dışı artışlar görülmüştür. Bu ise beraberinde farklı suçla mücadele metodları geliştirilmesi gerekliliğini getirmiştir.

Avrupa’da Kriminoloji denildiğinde üç önemli isim karşımıza çıkmaktadır. Bunlar Lombroso, Ferri ve Garofalo’dur. Bu üç düşünürün suç ve suçla mücadele alanındaki fikirleri modern Kriminoloji’nin temellerini oluşturmaktadır.

Cesare Lombroso, Pesaro Üniversitesinde Adli Tıp profesörlüğü yapmakta iken bu şehir ceza evinde suçlular üzerindeki incelemeleri sonucunda 1876 yılında sonradan, büyük devrim yaratacak olan (L’Uomo Delinquente-Suç İşleyen İnsan) adlı büyük eserini meydana getirmiştir.

Lombroso’ya göre suç, ölüm, doğum gibi tabiî bir olaydır; hatta bitkiler ve hayvanlar aleminde bile vardır. Bir fiil belirli bir memleketin ve zamanın âdet, gelenek ve düşünceleriyle çelişme halinde bulunduğunda suç vasfını alır. Suç genel nedensellik kanunu içinde tabii bir olaydır. Zira suç önemli bir kısmı itibarı ile organizma şartlarının ürünüdür. Bazı insanlar, belirli hayvanların yırtıcı, bitkilerin parazit olması gibi, suçlu olarak doğarlar. Suç işleyen insan sui generis antropolojik bir tip teşkil eder ve bedeninde bulunan anatomik, biyolojik ve psikolojik olağan dışı özellikleri dolayısıyla suç işler. Kişileri suç işlemeye zorlayan bu stigmatlar’ın kökeni ataizm, dejenereleşme ve saradır.

Lombroso’ya göre ceza, suçu meydana getirmek hususunda birleşen fiil ve tabiî kuvvetleri yok edemez. Bu nedenle ceza yerine iyi bir sağlığı koruma, hijyen, suçları önlemekte daha etkili olur. Devlet suçla, bir kefaret, manevi ödetme amacı ile değil fakat sosyal savunmayı sağlamak için savaşmalıdır.

Raffaelo Garofalo fikirlerini (Criminologia) adlı eserinde açıklamıştır. Yazara göre ahlak dışılık serbest iradenin ürünü değildir; failin biyolojik teşekkülünün sonucudur. Öyleyse, cezalandırmada da ölçü tehlike hali olmalıdır; ceza sorumluluğunun dayanağını bu teşkil etmelidir. Zira suç serbest iradenin ürünü olmayınca manevî sorumluluk, suç ve ceza arasındaki oranı haklı gösteremez.

Enrico Ferri, düşüncelerini (Sociologia Criminale-Suç Sosyolojisi) adlı kitabında açıklamıştır. Kısaca fikirlerinin özetini şöyle verebiliriz:

Suçluluk olayının incelenmesinde esas, pozitif metod olmalıdır. Suçlu genellikle anormaldir; onu biyolojik, fizik ve sosyal etmenler, kendisine rağmen, iradesi dışında suç işlemeğe zorlar. Suçluluk istatistikleri cezanın suçları önlemek veya kişilerin suçlarının tekrar etmelerine engel olmak bakımından etki yapmadığını ortaya koymuş bulunmaktadır. Öyleyse toplum başka savunma araçları bulmak zorundadır. Bunlar sostitutivi penali adı verilen cezanın yerini tutan tedbirlerdir.[1]

Bu üç düşünürün fikirlerinden de, suçla mücadelede de o dönemin popüler anlayışı olan pozitivizm’den etkilenildiği görülmektedir. Bir eksiklik olarak, sürekli maddi gerekliliklerin üzerinde durulmuş, kişinin ahlaki değerlerinden yoksunluğunun suça etkisi irdelenmemiştir. Bunda Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketleriyle başlayan, dinden soğumanın (dolayısıyla manevi değerlerden) etkisi büyüktür.

Yukarıda saydığımız Avrupalı düşünürler suçu daha çok kişinin biyolojisine, fizyolojisine bağlarken, Amerikalı kriminologlar ise suç olgusunun meydana gelmesinde toplum faktörünü göz önünde tutmuşlardır. Sutherland, Sellin, Cohen gibi yazarlar suçun oluşmasında öğrenme, kültür çatışması, suçlu alt kültürünün etkileri üzerinde durmuşlardır. 1960’lardan sonra suç sosyolojisi, geniş ölçüde yerini “sapma sosyolojisine ve interaksiyonist okul”a bırakmış ve sonra “radikal kriminoloji” akımı ortaya çıkmıştır. 1960’lara doğru özellikle Amerika’da, suç teşkil eden davranışların temellerine ilişkin genellikle kabul edilmiş varsayımları değiştirmek amacını güden yeni bir takım gayretler ortaya çıkmıştır. Kriminolojik teori, metod ve uygulamalar yeni bir takım araştırmaların konusu haline getirildi; bazı sosyologlar bu yeni yaklaşımı “Radikal Kriminoloji” olarak adlandırdılar; bazıları ise “Eleştirisel Kriminoloji” dediler.[2]

Bu noktada Chigago Okulundan bahsetmeden geçilmemesi gerekir. Chigago’da bulunan Sosyoloji okulu bölgedeki suç oranlarının analizini yapıp, suç bölgelerini çemberler içerisinde açıklamaya çalışarak Kriminoloji tarihinde “Chigago Okulu Teorisi” olarak okutulan bir teori geliştirmiştir. İlk kent sosyolojisinin temellerini atıp, suç oranlarındaki artışı inceleyen bu okul, kriminoloji tarihinde önemli bir yere sahiptir. Burada asıl önemli olan ülkemizde sosyoloji, psikoloji ve kriminoloji ile ilgilenen eğitim kurumlarımız ve değerli hocalarımız olmasına rağmen, kriminoloji tarihinde önemli değişiklikler getirecek, bakış açılarını değiştirecek bir teori halen ortaya konulamamasıdır.

Kriminolojinin bir bilim dalı olarak gelişmesinde 1885 yılından itibaren toplanmış olan Suç Antropolojisi kongrelerinin de önemli yeri olmuştur.

I. Dünya Savaşının sonucu yaşanan duraklamadan sonra 1934 yılında Benigno di Tullio tarafından “Milletlerarası Kriminoloji Derneği” kurulmuş ve ilk Milletlerarası Kriminoloji Kongresi 1938 yılında Roma’da toplanmıştır. 1949 yılında Paris’te Milletlerarası Kriminoloji Derneği kurulmuş ve ilk olarak 1950 yılında Paris’te II. Milletlerarası Kriminoloji Kongresi toplanmıştır. 1955 Londra ve 1960 La Haye Kongrelerinde Milletlerarası Kriminoloji Komisyonunun kurulması mümkün olabilmiştir. Bundan sonra her beş yılda bir bu kongreler toplanmaya devam etmiştir. Avrupa Konseyi de 1960’dan bu yana her yıl Kriminolojik araştırma konferansları tertiplemekte bunlara sunulan raporlarla birlikte, tartışma tutanakları yayınlamaktadır.[3] En son 2005 Ağustos ayında düzenlenen Dünya Kriminoloji Konferansına 5 kişi olarak katılan Türk heyeti orada önemli bildiriler sunmuş, ülkemizinde Kriminoloji biliminde söz sahibi ülkeler arasında yer almasını sağlamışlardır.

Son olarak Kriminoloji biliminin ülkemizdeki geçmişine bakacak olursak maalesef çok fazla geriye gitmemize gerek kalmayacaktır. Ord. Prof. Sulhi DÖNMEZER hocamızın kişisel çabaları ile başlatılan Kriminoloji araştırmaları ülkemizde ilk olarak, 1943 yılında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Kriminoloji Enstitüsü, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde Kriminoloji eğitimi ile devam etmektedir.. Ord.Prof.Dr. Sulhi Dönmezer Kriminoloji’nin Türkiye’deki ilk kurucusu ve eğitimcisidir.[4]

Şu an ülkemizde değerli çalışmalar yapan ender Kriminologlarımız arasında aklımıza gelenler  Prof. Dr. Tülin Gülşen İÇLİ, Prof. Dr. Füsun SOKULLU-AKINCI, Prof. Dr. Timur DEMİRBAŞ ve Yrd. Doç.Dr. Mustafa Tören YÜCEL’dir.(İsmini hatırlayamadımız hocalarımızdan af dileriz.)


 

Suçla Az Karşılaştığınız Bir Hafta Dileğiyle.
toguz141@gmail.com


[1] Sulhi DÖNMEZER,  Kriminoloji, 8.bası, Beta, İstanbul, 1994

[2] Sulhi DÖNMEZER,  Kriminoloji, 8.bası, Beta, İstanbul, 1994

[3] Sulhi DÖNMEZER,  Kriminoloji, 8.bası, Beta, İstanbul, 1994

[4] Erol TUTAR, www.kriminoloji.com

 
 Yazar: Safa Tarık OĞUZ 20.09.2006  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  şerife
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.