Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
  -Çeviriler
  -Duyuru
  -Güncel
  -Gündem
  -Hatıra
  -İstihbarat
  -Kitap İncelemesi
  -Röportaj
  -Suikastlar
  -Yorum
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 `Benim Oğlum Şehit Olmadı!` Yazdır 
 Yazar: Ahmet Haşim ALAGÜNEY 09.09.2006  
`Benim Oğlum Şehit Olmadı!`

     1 Eylül’ü 2 Eylül’e bağlayan gece Hakkari Çukurca’da bir asteğmen ve iki er hain bir pusuya düşürüldü. Olay yerinde üçü de hayatını kaybetti. Ertesi gün cenazeleri memleketlerine gönderildi. Ancak şehitlerden birinin cenazesinde, Jandarma Asteğmen Zeki Burak’ın yaslı evinde yakılan ağıtlar hiç de alışık olduklarımıza benzemiyordu… 

     Asteğmen Zeki Burak Okay, üniversitesinin bilgisayar mühendisliği bölümünden yeni mezun olmuştu. İyi derecede İngilizce biliyordu. Kendisini eğitimi açısından çok iyi yetiştirmişti. Mezun olduktan sonra askere gitti. Asteğmen olarak yapıyordu vatani görevini. Ve genç adam bu görevini ifa ederken hain bir pusuda hayatını kaybetti. 

     Okay ailesinin evinde evlatlarını kaybetmelerinin acısıyla gözyaşları sel olmuş akıyordu. Evladını kaybetmiş her acılı ana-baba gibi ağlıyordu Nermin-Sezai Okay ve yakınları. Ama her şehit yakını gibi ağlamıyorlardı. Çünkü onlar oğullarını şehit olarak görmüyorlardı.  

     Acılı anne Neriman Okay “şehit olunacaksa vatan için savaşılmalı” diyordu. Yani doğuda terör örgütüyle çarpışanların vatan için çarpıştığına dair inancını çok öncelerden kaybetmişti. Oğlum vatan için öldü, vatan sağ olsun diyemiyordu gözü yaşlı anne. 

     Baba Sezai Okay da eşi Neriman Hanım gibi düşünüyordu.“Şehitliğiyle övünmeyelim. Benim oğlum Anafartalar’da, Çanakkale’de savaşmadı. Benim oğlum şehit olmadı" diye düşündüklerini dile getiriyordu.  

     Üst düzey bir parti yetkilisinin ulu orta “Lübnan’a gönderdiğimiz askerimiz ölürse ABD için ölmüş olacak” deme sorumsuzluğunu gösterdiği bir ortamda, evlat acısıyla yanıp tutuşan bir ailenin böyle düşünmesi çok normal.  

     Ve bu feryadın haklı olduğu o kadar çok nokta var ki… 

     Zeki Burak kendini bir çok açıdan geliştirmiş, başarılı bir gençti. Ancak silahla alakalı ya da operasyonel düzeyde hiçbir bilgisi yoktu daha önce. Anne Neriman Okay, oğlunun kendisini dahi koruyamayacağını söylüyor ve yetkilileri oğlunu ölüme göndermekle suçluyordu.  

     Asteğmen ve erlerle terörle mücadelenin başarıyla sürdürülemeyeceği ortada. Profesyonel askerlerle bu mücadele sürdürülmelidir. 

     Acılı annenin feryatları, suçlamaları bununla da bitmiyor, suçlamalarına niye bizim gibilerin çocukları doğuya gönderiliyor diye devam ediyordu. "Bizim çocuklarımızı doğuya gönderiyorlar. Önce Başbakan’ın oğlu Bilal gitsin, doğuda savaşsın" diyerek sitem ediyordu Neriman Hanım.  

     Bu feryatlar bir şehit annesine, Jandarma Asteğmen Zeki Burak Okay’ın annesi Neriman Okay’a ait.  

     Nermin Hanım’ın bazı suçlamaları belki de çok ağır, ancak acıların en büyüğü evlat acısını içinde, yüreğinin en derinlerinde hisseden kişi olarak bunları dile getirmesi çok doğal. 

     Şehitlik en yüce mertebe, vatan sağ olsun, şehitler ölmez diyerek olayları geçiştirmemeli, gözü yaşlı anaların, içi yanmış babaların  feryatlarına kulak verilmeli. Eleştirilemezlik zırhından kurtulup bazı şeyler gözden geçirebilmeli. 

     Bu feryadın haklılığı ya da haksızlığı değil bu yazının konusu. Millet olarak nasıl değiştiğimiz anlatılmak istenen. Birbirimize, devlete, devletin kurumlarına ne kadar güvenemez olduğumuz. Değerlerimizin ne kadar yıpratıldığı. Oğullarını kurbanlık koyun gibi kınalayan anaların, kuzularının uğruna canlarını verdikleri toprakları yönetenlere haklarını helal etmeyişi. 

     Burada ayıplanması gereken de vatan sağ olsun demeyenler değil, insanları en kutsal değerleri hakkında şüpheye düşürenlerdir.

 
 Yazar: Ahmet Haşim ALAGÜNEY 09.09.2006  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.