|
| Medya Ve Toplum |
|
| Yazar:
Fatih BALCI |
08.09.2006
|
 |
Sosyolog Ellis Cashmore “Ve Televizyon Vardi” adlı eserinde ABD kaynaklı televizyon ürünlerini uyarıcı kültür olarak tanımlıyor ve bu uyarıcı kültürün dünyayı çepeçevre saran uydular vasitasıyla dünyaya bir kültür satışı uyguladığına vurgu yapıyor.
Avrupa'da da bir kültür topluluğu olarak medya toplumda öncü bir rolü oynamakta. Sınırları olmayan televizyon, yayıncılık ve kültür alanındaki ihtiyacı karşılamaya yöneliktir.
Medya endüstrisi, Avrupa'da yeni bir oluşum olarak eski düzenden kurtulmayı ve yeni oluşumların önünün açılmasını kendisine hedef belirlemiş. Bu hedefte sınırların ortadan kalkması ve ortak bir Avrupa oluşması bir uç olarak belirlenmiş.
Tarihsel gelişim sürecinde de kitle iletişim araçları çağdaş Avrupa'nın siyasi hayatında temel bir rol üstlenmiştir. Medya burjuva demokrasisiyle doğmakla kalmamış, onların ayrılmaz bir parçası haline gelmiş ve onlarla birlikte gelişmiştir. Medya insanların birbirlerine bağlanmaları, içlerinde topluluk duygusunun oluşması adına öncü bir rol üstlenmiştir.
Avrupa Birliği'nin oluşturmayı planladığı oluşum, ulusal yayıncılık modelinin geliştirilmiş biçimidir. Avrupa insanının, uluslarüstü bir kimlik dayanışmasının oluşumundan zevk alır hale gelmesinin inandırılmasına çalışılmaktadır. Avrupa'da geçmişte hakim unsur olan ve ulusal yayımcılığa gücünü veren, ekonomik, politik ve kültürel uzamlar arasındaki tekabuliyettir.
Toplumsal kimlik oluşumunda önemli bir faktörü de ‘korku’ oluşturur. Öteki ile aradaki mesafe ve şiddet oluşumu, kimlik oluşumunda önemli bir basamağı teşkil eder. Şiddet ise beraberinde korkuyu getirir. Jacgues Ranciene ‘korku kaynağı itibariyle ötekinin kimlik figürü olması sorunudur’ der. “Kimlik öncelikle bir korku meselesidir. Öteki korkusudur, ötekinin bedeninde nesnesini bulan hiçlik korkusudur. Avrupa'nın sorunu ise korkuyu medenileştirip medenileştirememektir” şeklinde korku-kimlik ilişkisini ortaya koyar Ranciene.
İnsanlar kendi korku ve endişeleriyle uzlaşmak ve bunları degiştirmek zorunda kalmadan mevcut korku ve endişeleriyle uyum içerisinde bir topluluk halinde örgütlenirler. Boylelikle topluluk değişme ve değiştirilmeye karşı da dirençli hale gelir.
Avrupa'da kimlik ve topluluk konusunda iki önemli unsuru ‘toplum’ ve ‘medya’ oluşturur. Medyanın ele alacağı korku, şiddet ve endişelerle toplumu etkileme alanı ve ilişkiye geçiş tarzı önemlidir. Topluluk için ise önemli olan, kabul ettiği ile değil reddettiği ile ayakta durabilme özelliğinin olmasıdır.
Medyanın Avrupa'da toplumun ideallerine katkısı şüpheli iken, medyanın topluluğu etkilediği ve bilinçsiz süreçler içine ittiği gözlenmektedir. Hangi düzeyde olursa olsun topluluk sosyal savunma mekanizması olarak korku ve endişelerden kaçma mekanizması olarak işlev görebilir. Bu durumda aslında esas sorun Avrupa'daki korku ve endişelerin cografyası ve medyanın bu coğrafyadaki rolüdür. Bu Yazı www.mezunusa.com Adlı Siteden Alınmıştır.
|
| |
| Yazar:
Fatih BALCI |
08.09.2006 |
| |
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.
|
|