AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
  -Bilgi Notları
  -Seri Katiller
  -Suçla Mücadele Metodları
  -Teoriler
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Kriminoloji Nedir? Yazdır 
 Yazar: Suç Ve Ceza 28.03.2006  
Kriminoloji Nedir?

Suç ve suçlu her zaman ilgi çekmiş bir konudur. Çünkü ünlü  bir hukukçunun söylediği gibi nerede suç var orada insan da vardır. Suçun türü ise o denli çeşitli ve farklı olabilmektedir ki  uzun zaman bu konuda çalışanlar standart tek bir tanım yapabilme konusunda başarılı olamamışlardır.

 

Suçun başlangıcının insanın var olmasına kadar dayandığını söylemek çok iddialı ve yanlış olmayacaktır.  Her zaman için farklı boyutlarıyla çok  farklı disiplinlerden çalışmacıların ilgisin çeken suç  kavramı ile  ilgili yapılan çalışmaların artmasıyla birlikte tüm bu çalışmaların tek bir başlık altında toplanması   Kriminoloji bilimini yaratmıştır. Kriminoloji   suç işleyen ve suça maruz kalan insanı inceleyen bilim daldır. Suçun işlenme yöntemleri ve ortaya çıkarılabilmesi ,ispatlanması için gereken çalışmaları kapsayan bilim dalı ise Kriminalistiktir. 

 

Kriminolojinin  temel tanımı suç ve suçlunun incelenmesidir.  Kriminologlar  bu temel iki terimin tanımında fikir birliği içinde değildirler.  Bu da suç ve suçlu terimleri kullanıldığında bu terimlerin  alternatif  tanımları  bulunması  sonucunu getirmektedir. Ancak geniş anlamda  suç  ceza kanununun ihlalidir. Suçlular  hüküm giymiş kişilerdir ve bu da kriminolojinin konusudur.  Öte yandan,  kriminoloji  insan haklarının ihlallerin  ve   tüm  şiddet olgularını  kapsamaktadır.

 

Kriminoloji  şu  konuları da kapsamaktadır ;

-Suç ve suçluların çeşitli şekillerinin boyutları, niteliği ve dağılımı ve analizi ,

- Suçun nedenlerinin analizi  ve ilgili  teoriler ,

-Ceza kanunları , 

-Polisiye işlemler, tutuklama gibi  kanun  ve cezai adaletin çeşitli süreçlerinin incelenmesi. 

-Cezalandırmada  farklı politika ve uygulamaların çeşitli şekillerinin analizi.

 

Penoloji , farklı ceza tedbirlerin etkililiği  ile farklı ceza rejimlerinin   toplumsal bakış açısıyla analizini kapsamaktadır.  Örneğin  suçun   meydana geldiği durumların çeşitli  boyutlarını  değiştirerek, suçluları tedavi ederek veya genel  sosyal politikaları uygulayarak suçu kontrol etme, azaltma ve önleme girişimi çalışması  bu  kapsamdadır. 

Viktimoloji , suç kurbanlarının incelenmesi-kurban durumuna düşürülmenin boyutları, dağılımı ve niteliği; suç ve cezai adaletteki rolleri ve onlarla ilgili politik  boyutları kapsamaktadır. 

 

Multidisipliner bir yaklaşım

Kriminoloji   multidisipliner çalışmalar yapan bir bilim dalıdır. Kriminoloji başka farklı  disiplinlerden yararlanmaktadır.  Bunlardan  öne çıkanlar   Adli tıp , sosyoloji ,psikoloji, psikiyatri, hukuk, tarih ve antropolojidir.  Bu disiplinlere biyoloji, coğrafya, ekonomi ve politik bilimler eklenebilir.  Çeşitlilik olumlu bir durum olabilir, ancak bu disiplinlerin her birinin kendi varsayımları, temel fikir ve kavramları, paylaşılan bir bilgi kümesi, incelemede belli bir odak noktasının bulunması, tercih ettiği inceleme yöntemleri ve politikalarını belirleyen, dünyaya bakış açıları vardır.  Disiplinler, aynı zamanda da kendi içlerinde de farklılıklar gösterebilirler.  Bütün bunlar kriminolojiyi entelektüel olarak zorlu bir disiplin haline getirmektedir. Kriminolojinin, belli bir konuya diğer disiplinlerin uygulanması olduğunu savunan görüş bunun bir disiplin değil bir çalışma sahası olarak görülmesinin daha uygun olacağını öne sürmektedir. 

 

Bu yüzyılın ortalarından itibaren kriminoloji  kendi bilimsel dergileri, uzmanlık birlikleri, profesörlük ve enstitüleri vb. ile farklı bir kimlik ortaya koymuştur.  Bu disiplin üniversiteler ve devletler tarafından desteklenen onaylanan bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.  Bugün yöntemlerin incelendiği kriminalistik ile  insanın incelendiği kriminoloji  tüm boyutlarıyla en önemli  bilim dallarından birisi olmuştur.

 

Suç nedir? Suçlu kimdir?

 

Michael ve Adler (1933) suçun yasal tanımını  “ Suçun en kesin ve en az belirsizlik içeren tanımı onun ceza kanunu tarafından tarafından yasaklanan davranış olduğudur. ” şeklinde yapmışlardır.  Ayrıca “ suçluları suçlu olmayanlardan ayırt etmenin en kesin yolu suçlu bulunma ve bulunmama işlemidir’ şeklinde bir kategorizasyona gitmişlerdir. Suçun tanımı farklı zamanlara ve farklı toplumlara göre farklılık gösterebilir.  Bu da, evrensel tanımlar kullanan araştırmacıların işini güçleştirmektedir. Bu açıdan son yıllarda ortak  tanımlar üzerinde birleşilmeye başlanmış ,bu da  çalışmaların anlaşılmasını kolaylaştırmıştır.

 

Kriminoloji bilimi suç ve suçlu davranışlarını araştırma amacıyla çalışmaların yapıldığı bilim dalıdır. Başlangıcından itibaren çalışmaların büyük oranda   suçlu  popülasyonu üzerinde olduğu gözlenmektedir. Pratikte, uzun yıllardır kriminologlar cezaevindekiler ile araştırma yapmışlar; cezaevi araştırmalar için uygun bir örneklem sağlamıştır.  Ancak,  cezaevindekilerin  sadece suçlu bulunanlardan  bir örneklemi oluşturduğu  ve kanunu ihlal eden bütün kişileri temsil etmedikleri unutulmamalıdır. 

 

Suç kavramının genişletilmesi

“Suç, ceza kanununun ihlali yönündeki, savunma veya mazeret olmaksızın yapılan ve devlet tarafından ağır veya hafif suç olarak cezalandırılan kasıtlı bir harekettir”. 

 

Edwin Sutherland işadamları ve uzman kişilerin meslek yaşamları boyunca işledikleri suçları  beyaz yakalılar suçu  olarak tanımlamıştır.    Sutherland, yanlış reklam yapma, anti-tröst faaliyeti, emek/işçi sınıfı ilişkileri ve patentlerin, telif hakları ve patent haklarının ihlali konusunda mahkemelerin ve komisyonların aldıkları kararlar hakkında 70 tane büyük şirkette araştırma yapmıştır.  Bu tip ihlaller konusunda 547 karar alınmıştır.  Ancak, bu kararlardan sadece 49’u ya da % 9’u mahkemeler tarafından alınmıştır.  Sutherland, geri kalan kararların işaret ettiği davranışların aslında suç davranışı olduğunu gösterme girişiminde bulunmuştur. 

 

Bunu, suçun tanımını  genişleterek yapmıştır.  Sutherland’a göre bu tanım iki şeyi içine almaktadır: ‘bir hareketin sosyal açıdan  zararlı olarak yasal tanımı ve söz konusu hareket için verilecek cezanın yasal  açıdan oluşması ’  Bu tanıma göre, pratikte suç olarak işlem görmeseler de, şirketlerin bu geri kalan davranışları suç teşkil etmekteydi. 

 

Sutherland, suçun tanımındaki sınıf önyargısına işaret etmektedir .  Beyaz yakalılar hem yakalandıklarında daha yumuşak muamele görmekteydi hem de bu tip suçluların çoğu asla hemen tutuklanmamaktaydı.  Ayrıca, eğer kriminologlar dikkatlerini genel olarak yapılan suç tanımı ile sınırlı tutarlarsa çalışmaları bir tip sınıf önyargısı içerebilir.  Ayrıca, sözü edilen suçlar ve suçlular resmi suç istatistiklerinde nadir olarak yer aldıklarından kriminologlar tarafından da göz ardı edilme olasılıkları daha fazla olacaktır. 

 

 Ayrıca, Tapan (1947) mahkum edilmiş suçluların bütün suç işleyenleri temsil etmeyeceğini öne sürmektedir.  Bunun nedeni, suçluların bulunması, aleyhlerine dava açılması ve haklarında hüküm verilmesindeki seçici işlemlerdir. Ayrıca, “mahkum edilmiş suçlular gerçekte kanunları ihlal etmiş olanlara en yakın kişileri temsil etmektedirler ve bu nedenle de çalışmanın odağı olmalıdırlar” Birini (ya da bir şirketi) bir suçtan mahkum edilmedikçe suçlu diye belirlemek yanlış olur. 

 

Ancak, Tapan’ın görüşü anahtar niteliğinde bir sorun içermektedir: mahkum edilmiş suçluların ceza kanununu bile ihlal edenleri temsil etmeme olasılığı olabilir ve bu suçlular hakkında genellemeler yapma girişiminde bulunanlar için ciddi bir problem oluşturabilir.  Kanunu ihlal edip yakalanmamış olanların, kişinin kendi beyanlarına dayanan araştırmalar aracılığıyla  (self-report studies) bulup çıkarılması girişiminde bulunulabilir.  Ayrıca, bu şekilde kanun uygulayıcıları ve cezai adaletin işleyişlerine bakılarak hangi yönlerden seçici olduklarını tespit etme girişiminde bulunulabilir.

 

İnsan hakları ihlali olarak suç

Herman ve Julia Schwendinger (1970) suçu tanımlama yolu olarak yasal kurallardan çok temel insan haklarını  (örneğin, kişisel güvenlik) belirleme yaklaşımı içerisindeydiler.  Bu yazarlara göre, suçun tanımı kaçınılmaz olarak politiktir.  Devletçe tanımı yapılan, kanuna tıpatıp riayet eden suç yaklaşımını kabul edenler belli bir devlet, statüko ve hizmet ettiği menfaatlerin işine yarama riskini almış olurlar.  Örneğin, belli grupların insan haklarına saldırıda bulunulduğu 1930’ların Nazi Almanyası’ndaki bir kriminoloğun konumu  buna iyi bir örnektir.  İnsan hakları bakış açısından, devlet suçu tanımlayan bir otorite değil, suçun faili olarak kabul edilebilir.   

 

Bir sosyal yapı olarak suç

Eğer suç ceza kanunu tarafından belirleniyorsa, bunun nasıl ortaya çıktığı sorusu araştırılabilir.  Ceza kanunun kendisi de sosyal olarak, özellikle sosyal, ekonomik ve politik olarak oluşturulduğu göz önünde bulundurularak incelenebilir.  Bu bakış açısından suç, çeşitli güç derecelerindeki amillerin faaliyetlerinin sonucu olarak, belli tarihsel koşullar ile tanımlanır. 

 

Eğer ceza kanunu sosyal bir yapı olarak inceleniyorsa, suç ve suçlu da bu şekilde incelenebilir.  Bazı hareketler ve kişiler cezai adalet sistemi tarafından olası adaylar arasından suçlu olarak nasıl belirlenmişlerdir?  Bu bakış açısından, suç ve suçlu üzerinde, geleneksel yaklaşımdan çok daha farklı bir şekilde odaklanılmaktadır.  Örneğin, ırk, sınıf veya cinsiyetin kişinin bir suçun şüphelisi durumuna gelmesi üzerinde ne gibi bir etkisi olduğu gibi sorular sorar.  Bu yaklaşım suçlu hale getirme (criminalization) süreci ile ilgilidir.  Böyle bir yaklaşım, kuralları kimin ihlal ettiğinden çok kimin koyduğu, kimin zorunlu kıldığı üzerine odaklanır. 

 

Bu yaklaşımın başlıca odak noktası suçlu hale getirme (criminalization) süreci olduğundan suçlunun ilk  hareketini, anlamını ve arkasındaki nedenleri ihmal edebilir.  Suçlu hale getirme (criminalization) çalışmasının geleneksel cezai adalet sisteminin ve çoğu kez de kriminolojinin dikkatinden çoğu kez kaçan alanların (çocuk istismarı, aile içi şiddet, beyaz yakalı suçu ve işkence, ortadan yok olmalar, etnik temizlik ve soykırım gibi devlet suçları) çalışılması ile desteklenmelidir.  Belki de, tartışmalarda çoğu kez birbirleriyle karıştırılan üç soruyu ayırt etmek yararlı olacaktır:

·         Suç nedir?

·         Suçlu kapsamına ne girmelidir?

·         Kriminoloğun çalışma kapsamına ne girmelidir ?

 

Bu sorular çağdaş kriminolojide hala önemli bir yer tutmaktadır ve özellikle politik olarak radikal bir konumdan çalışan ve beyaz yakalı suçu gibi alanlarda çalışanlar tarafından sıklıkla  yeniden gündeme getirilmektedirler.  Kriminoloji her geçen gün kriminalistik yöntemlerle birlikte en  çabuk gelişen ve dinamik bilim dalı olma özelliği göstermektedir.

 

 

Bu Çalışma www.adlitip.org Adlı Siteden Alınmıştır.

 
 Yazar: Suç Ve Ceza 28.03.2006  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.