AkadeMilenyum




      
Ana Sayfa Yazılar Haberler Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Hukuk
 Kriminoloji
  -Bilgi Notları
  -Seri Katiller
  -Suçla Mücadele Metodları
  -Teoriler
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Suç Türleri
 Terör
 
 

forum
ARAMA
   Arama
 
   Yazılarda Ara

   Haberlerde Ara
 

ANKET
Soru:
 Yazarlarımız Önder AYTAÇ & Emre USLU´nun "Yalan: TSK, Başbakan, medya" yazısında da geçen "Yalancı Medya" ´nın varlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ve bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunlar yazıda belirtilen tarzda medya kuruluşları değil.

   Evet bu tarz medya kuruluşları var ancak bunları yazıda belirtilenlerle sınırlandıramayız.

   Hayır böyle medya kuruluşları olduğunu düşünmüyorum.

   
 
Son Üyeler
mehtap
mimresat
mrguardian
selcukokmen
enginakman
 
En Çok Okunanlar
Mutluluk Yoldur

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Aile İçi Şiddet

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Seri Katiller

 
Son Yorumlananlar Yazılar
Polisiye Roman Ve Hikayelerin Polis Gözüyle İncelenmesi

Hala İçeriye Tıkılmamış Ama Sırasını Bekleyen Ergenekonculara Tavsiyeler

Dış Politika´nın İç Politika´ya Etkisi

 

 Huzuru Arayan Bilim Üzerine-2 Yazdır 
 Yazar: Safa Tarık OĞUZ 19.08.2006  
Huzuru Arayan Bilim Üzerine-2


 
Platon ve Hippocrat’ın suç ve suçlu üzerine sunduğu fikirleri önceki yazımızda bahsetmiştik. Bu iki düşünürün yanısıra tarih öncesinde bir çok düşünür bu konuda araştırma yapmışlardır. Ancak bunda en büyük etmen suçu toplumu infiale uğratması değil, suç ve suçlu kavramının dinlerin konusu içerisinde yer almasıdır. İnsanlar kendi benimsedikleri kutsallarla uygun olan/olmayan davranışları tespit etmiş ve bu davranışlara karşı hareket edenleri suçlu olarak addetmişlerdir. İlk suçun ortaya çıkışına baktığımızda Hz. Adem’in çocuklarından Kabil’in Habil’i öldürmesi kabul görür. Ancak bunun yanısıra (teolojik açıdan ) Hz. Adem’in yasak elmayı yemesi sonucu cennetten dünyaya gönderilmeside (insan açısından) ilk suç ve ilk ve ceza olarak kabul edilebilir.

İlk Türk devletlerinden Hun İmparotorluğunda Hakanlar adına kuralları yarganlar uygulamaktaydı. Yazılı hukuk sistemi olmamasından ötürü örfi hukuka göre verilecek cezalar belirlenmekteydi. Devlete, aileye ve topluma karşı saygı eski türk toplumlarında önemli bir husustur. Cezalar, bu üç unsura karşı yapılan olumsuz hareketlere verilmekteydi. Verilen cezalar arasında ölüm cezasının yanısıra ( çeşitli şekillerde ) hafif suçlara hapis cezası da bulunmaktaydı.1
           
Orta çağ Avrupa’sında ise kilisenin üstünlüğünden dolayı suçlular topluma karşı menfi hareket işleyenlerden çok kilise ( din ) veya Kral’a ( o bölgenin hakimi ) karşı olumsuz davranışlar gerçekleştirenlerden oluşmaktaydı. Kutsal kitapların dezanformasyona uğramış olmasıda toplum endeksli bir ceza politikasının olmamasına sebep olan önemli bir etmendi. Ancak bunun yanında o dönem Avrupa’sında kilisenin önemli rolünden kaynaklanan din endeksli fikirlerde ortaya çıkmıştır.Ortaçağ Musevi ve Hristiyan öğretilerinde manevi ve ahlaki hayatı zengin olan ve sürekli bu hayatı geliştiren insanların suçtan uzak duracakları kabul edilmiştir.
2
           
Şimdi ise o dönem arap yarım adasına bir göz atalım. İslam öncesi cahiliye devrinde Araplarda adli işleri hakemler yürütmekteydi. Kabile reisi,o bölgede yaşayan anlayış ve idrak sahibi kimse veya kahinlerden seçilen hakemler kadın ya da erkek olabilmekteydi. Yazılı herhangi bir kaynak olmamasından ötürü kararlar hakemlerin insiyatifinde olmaktaydı. İslam dininin bölgeye hakim olması ile birlikte Kur’an ve hadis kaynaklı bir hukuk sistemi  geliştirilmiştir. Kur’an’da sık sık bahsedilen adalet kavramı üzerine temellendirilen bu hukuk sisteminde Allah’tan korku, hesabın öldükten sonra dirilişte büyük mahkemede ( Mahkemetü’l Kübra ) Allah’a karşı verileceği, yargılama sistemi oluşturmaya çalışan Sahabelerin yararlandığı izahlardır. İslam hukunda toplum menfaatleri ile kamu çıkarları arasında denge sağlanmaya çalışılmış, müslüman olsun olmasın herkese özgürlükler verilip hukuk çerçevesinde sınırları çizilmiştir. ( Hz . Peygamber özgürlüğe düşkünlüğünü belirten bir hadiste  “Ben zindanda Yusuf’un kaldığı kadar kalsaydım, çıkarmaya gelen davetçiye (beraatimi istemeye bakmaz) hemen icabet ederdim” buyurmuştur. )
3

Hz. Peygamber ve Halifeleri diğer işleri ve görevleri yanında hakimlik görevini de yerine getirmişlerdir ve genellikle verdikleri kararlar tek celsede olmuştur. İslam hukuk teorisine göre, hüküm sebepleri mevcutsa hakim hükmü erteleyemezdi. Eğer hükmü ertelemesinden dolayı bir zarar ortaya çıkarsa bunu hakim karşılamak mecburiyetindeydi. Burada adaletin gecikmesi engellenmek istenmiş zanlı ile mağdur arasında herhangi bir olumsuz olay yaşanmadan hukuk yolu ile bir an önce davanın karara bağlanması amaçlanmıştır.

Bunun yanısıra Kur’an da iyi ve yeterli sayıda hukukçu yetiştirmenin toplum için bir görev olduğunu belirten ayetin varlığı( bu farz-ı kifaye olarak kabul edilmiştir ) o dönem müslüman toplumunda suç ve ceza ya yaklaşımın Ortaçağ Avrupasına göre daha gelişmiş olduğunu gösterir.( Hukukun temel prensipleri olan ‘cezaların şahsiliği’, ‘orantılılık ilkesi’ yanısıra belli tedbirlerin konulması(seyahat özgürlüğünün sınırlandırılması vs.) Kur’an da mevcut bulunan ayetlere dayandırılarak İslam hukuku içerisinde yer almıştır.)
Ceza yönünden islam hukukuna bakacak olursak, İslam dini konulan düzenlemelere uyulmadığı takdirde cahirette verilecek olan cezalara değinmekle birlikte dünyevi cezalarada yer vermiştir. Çünkü uhrevi cezalar herkes için caydırıcı olmamaktadır. İslam dininde verilen cezaların gayesi insanlara ceza vermek ve öldürmek değil, suçluyu cezalandırarak, hem onu suç işlemekten alıkoymak hem de toplumu onun kötülüklerinden koruyup ve suçların yayılmasına engel olmaktır.  Zira İslam, insanların kendisiyle dirilmesini, maddi ve manevi yönden hayat bulmasını vazgeçilemez bir ilke olarak ortaya koymaktadır. Ancak kötülüğe benzer şekilde karşılık vermek adaletin gereği olarak kabul edilmiştir.Usulüne uygun olarak  verilen cezayı Hz Peygamber şöyle ifade etmiştir: “Yer yüzünde uygulanan bir ceza yer yüzü halkı için otuz sabah yağmur yağmasından daha hayırlıdır.”

Verilen cezalar temelde 'akıl, din, can, ırz (namus) ve malın' korunmasına yöneliktir. Yani bütünü insan ve toplum için bir fayda temin etmektedir.(Akıl’ın korunmasına örnek verirsek alkol içilmesinin yasak olması.) Belirli suçlara ise ağır cezalar verilmiştir. Örneğin işlediği suçtan ötürü kısasa tabi olacağını bilen kimse o suçu işlemekten çekinir. (Toplumun nesebini ve ahlakını koruması açısından zinaya verilen ağır cezada bu kategoride sayılır.)4 Ancak burada şunu belirtmekte fayda var. Verilen cezalarda şahitlik müesesesi önem taşımaktadır. Örneğin zina suçuyla itham edilen bir kimsenin o suçu işlediğini tasdik eden dört şahit çıkması gerekmektedir. Ve bu şahitlerin toplum içerisinde güvenilir bir yere sahip olan kişilerden olması gerekmektedir. Aksi takdirde şahıs bu suçu işlemekten ötürü ceza alamaz. Bunun yanısıra verilen cezalarda çok hassas noktalara dikkat edilmiştir. Örneğin falaka cezasında hangi suçun cezasına hangi ağaç dalı ile ne kadar ağırlıkta ve ne miktarda vurulacağı, kimlerin vurabileceği ve kimlerin o esnada denetleyici olarak izleyeceği ayrı ayrı belirlenmiştir( Diğer cezalar içinde bu hassas uygulamalar mevcuttur.) Yani o dönemde her suç işlediği zannı taşıyan insanın ağır cezalara çarptırıldığı gibi durum söz konusu değildir.

Önümüzdeki hafta Osmanlı Devletinde suçla mücadele uygulamalarına değinmeye çalışacağız.
Suçla az karşılaştığınız bir hafta dileğiyle…

Not: Yazılarda genellikle İslam hukukundan bahsedilmesinin sebebi; ilk yazıda da belirtildiği gibi, bu zamana kadar suçla mücadelede Avrupa’dan örneklerin verilmesi İslam hukukuna pek fazla değinilmemesidir.



1 Dr. Mustafa AVCI, Ceza Yargılaması Hukuku Tarihimizde Koruma Tedbirlerinden Tutuklama

2 Ord.Prof.Dr. Sulhi DÖNMEZER’in bu yazısı kendisine ait “Kriminoloji” kitabından alınmıştır. 8.bası, Beta, İstanbul, 1994

3 Dr. Mustafa AVCI. Ceza Yargılaması Hukuku Tarihimizde Koruma Tedbirlerinden Tutuklama isimli Makalesinden alınmıştır.

4 Şemsettin AYVADERE, İslam Hukukunda Suç ve Ceza

 
 Yazar: Safa Tarık OĞUZ 19.08.2006  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş veya Eklenen Yorumlar Onaylanmamış.

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Yalan: TSK, Başbakan, medya
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Kadınlara Karşı İşlenen Suçlara Genel Bir Bakış: Şiddetin Sebepleri Ve Çözüm Yolları
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN Teçhizattan Teşkilata
Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR Emeklilikte Tabanca Yerine Bilgisayar
Fatih BALCI
Fatih BALCI Çocuk Suçları Ve Aile
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Bir Bağımlının Günlüğünden
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Amerika, Bazı Kürtler ve Prezervatif
Ali Kemal TERZİ
Ali Kemal TERZİ Kent ve Çocuk Suçluluğu
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN Türkiye Bir Milad Yaşıyor.
Özgün ERGİN
Özgün ERGİN İnsan Taklidi
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
Metin Murat ARSLAN
Metin Murat ARSLAN İngiltere´ de Toplum Destekli Polis-III
Halil YILMAZ
Halil YILMAZ ´Adli Kolluk´ Açısından Polis Teşkilatı
 
 

   designed and coded by aahmetyildiz © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.