Merhaba Suç Ve Ceza Üyeleri;
İnternet aleminin yaklaşık %80’inin porno sitelerin istilasına uğradığı ve arama motorlarında en çok aratılan kelimelerin müstehcen içerikli kelimelerin olduğu günümüzde birkaç fedakar arkaşımızın günlerce hatta bazen gecelerce kafa patlatıp , emek verip oluşturduğu bu siteye ve bu sitenin entelektüel üyelerine yazı yazmak benim için büyük onur. Ülkemizin bilişim aleminde yavaş yavaş kurulmaya başlayan Suç Ve Ceza vb. sitelerimiz bataklığı kurutma yolunda önemli mesafeler kat edeceği inancındayım.
Sizlere bu köşede ülkemizde değeri pek fazla anlaşılamayan, üzerinde pek fazla durulmayan, ancak “İnsanlığın Huzuru” için uğraşan bilim dalı, Kriminoloji hakkında elimden geldiğince temel bilgiler vermeye çalışacağım. Kriminoloji ve alt dalları yanısıra sosyoloji ve ceza hukukunada değinerek sahip olacağımız bilgi ile ülkemizde suçun önlenmesi ve suçlunun ıslahına yönelik temel bilgilere sahip olabileceğiz. Evvela Kriminoloji biliminin ne anlama geldiği ve tarihçesine bir göz atalım.
17 yy. sonlarına doğru sanayi devrimi ile şehirleşmenin hız kazanması sonucu insan ilişkileri karmaşıklaşmış, bu karmaşıklaşma ile doğru orantılı olarak suç oranlarında önemli bir artış görülmüştür. İnsanların gerek ailesel, gerek toplumsal ve gerek ekonomik sebeplere dayanarak işlemiş olduğu suçlar toplumda infial oluşturmaya doğru yol almıştır. Bu süreç içerisinde Avrupalı sosyologlar ve ceza hukukçuları bu gidişat üzerine bir şeyler yapma yolunda çalışmaya başlamışlardır. Suçla mücadele eden ve suçlunun hangi sebeplerden dolayı suça yöneldiğini araştıran ve bu nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetler yürüten bilim anlamına gelen Kriminolojji kelimesi ilk olarak Topinard isimli bir Fransız hekimi tarafından kullanılmıştır. Ancak buradan suç üzerine düşünen insanların 18yy. ortaya çıktıklarını söylememiz yanlış olur. Eski Yunan uygarlığında Platon Kanunlar adlı eserinde suçu ruhun bir tür hastalığı olarak saymış ve bunun üç kaynağı olduğunu belirtmiştir: İhtiraslar (istek, arzu, kıskançlık, hiddet ve başkaları gibi), zevk aramak ve cahillik. Platon’a göre ceza suçluyu aydınlatarak ıslah eder ve onun üzerinde, hiddet, zevk arzusu gibi etmenlerin kurduğu baskıları ortadan kaldırır demiştir. Bunun yanısıra Hippocrate da Platon ile beraber adeta Suç Antropolojisinin varlığını ilk defa hissetmiş bir yazar sayılabilir. Zira her iki yazar da beden şekilleri ile karakter arasında bir ilişki gözleminin yapıldığını eserlerinde belirtmişlerdir.
Aklınıza “Sadece suç üzerine düşünen Avrupalı bilim adamları mı?” diye bir soru gelmiş olabilir. Gerek bizdeki Batı hayranlığının getirmiş olduğu Türk-İslam hukukuna olan uzaklığımız, gerekse Batının kendi propagandasını iyi yapması sonucu, sadece onların bu konulara eğildiği zannını doğurmuş, bundan ötürü Avrupalı bilim adamlarını ismi Kriminolog olarak adlandırmışızdır. Oysa bu noktada şunu söylemek gerekirki İbn-i Haldun’un Mukaddime isimli kitabında suç fiilinin bölgelere göre yoğunluğunda bahsetmiş ve suçluların ıslahına yönelik önemli bilgiler aktarmıştır. Belki özel bir bilim altında bu fikirleri ortaya koymamış olabilir ancak bu konuda önemli orijinal fikirler ortaya koyduğu muhakkaktır.(Örneğin sıcak bölgelerde suç yoğunluğunun soğuk yerlere göre fazla olması. Geçtiğimiz günlerde Emniyet Genel Müdürlüğünün sunduğu bildiride yaz aylarında suç oranlarında belirgin bir artış olduğu aktarılmıştır.) İbn Haldun gibi mütefekkirlerimizin sayısı az değildir. Ancak isimleri ve düşünceleri değerlerinin anlaşılacağı zamana kadar ne yazık ki tozlu raflarda kalacak gibi görünüyor. Maalesef Türk ve İslam hukukunda suç ve suçlu üzerine fikirler ortaya koymuş bilim adamlarımıza araştırıp bu çalışmaları ortaya koyacak akademisyenlerimiz yok denecek kadar azdır. Bu konuda çalışma yapan büyüklerimiz atıflarını şimdiye kadar sürekli Avrupalı bilim adamlarından yapmaktadırlar.
Suçla Az Karşılaştığınız Bir Hafta Dileğiyle.