Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
 Sinema
 Suç Türleri
  -Asayiş Suçları
  -Bilişim Suçları
  -Cinsel Suçlar
  -Çocuk Suçluluğu
  -Mali Suçlar
  -Narkotik
  -Organize Suçlar
  -Şiddet
  -Terörizm
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

  Aile İçi Şiddete 8 Mart Penceresinden Bakış Yazdır 
 Yazar: Yasin YILMAZ 09.03.2010  
            Aile İçi Şiddete 8 Mart Penceresinden Bakış

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: 8 Mart 1857 tarihinde New York’ lu 40 bin tekstil işçisi kadının “insanlık dışı çalışma koşulları, düşük ücret ve uzun çalışma saatlerini” protesto ederek grev yapmalarına New York Polisinin müdahalesi ve çıkan yangın sonucu 129 kişinin yaşamını yitirmesini anmak üzere; 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen 2. Enternasyol’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Federasyonunda bu günü “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ilan etmesine dayanır. 1977 yılında Birleşmiş Milletler 8 Mart’ ı “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan etmiştir. New York’ ta meydana gelen vahim olay 8 Mart’ ın temelini oluşturuyor. Aslında günümüze baktığımızda nice 8 Mart olayları yaşanmaktadır. Kadınların günümüzde, iş ve aile yaşantılarında gördükleri şiddet, baskı ve dayatmalar aslında o günlerin mirasımıdır bilinmez ama dünyada hala “Kadına Yönelik Şiddetin” var olduğu bariz bir gerçektir. Afganistan’da sokakta vücudunun her yerini örten “Burka” giyerek dolaşabilen bir kadın ile Londra’da en şık elbiselerle özgürce alışveriş yapan bir kadının kaba bir mantıkla ortak probleminin “şiddet ve taciz” olduğu unutulmamalıdır.

Ekonomik ve Sosyo-Kültürel düzeyi her kesimden kadınlar; yaşamının bir bölümünde şiddete maruz kalmaktadır. Bu önergeme bir genelleme olmamasına rağmen yapılan anket ve istatistikler her kesimden kadının şiddete maruz kaldığını göstermektedir. Ne eğitim ve gelir düzeyindeki yükselmeler, ne bu yöndeki faaliyetler nede şiddete yönelik yaptırımlar kadına yönelik şiddete çare olmamaktadır. Kadına yönelik şiddet çeşitli şekillerde görülmekte olup, “fiziksel ve cinsel şiddet, tacizler, töre cinayetleri, zorla evlendirmeler, eğitim özgürlüğünün kısıtlanması, zorla çalıştırma, fuhşa zorlanma vs” gibi geniş bir yelpazeye sahiptir. Tüm dünyada Feminist grupların sürekli gündeme getirdikleri sorunlar da bunlardır. Bu sorunlar sadece kadın kadına oturulup konuşulacak ve bir çözüme ulaşılabilecek bir sorun ya da senenin sadece bir gününde gündeme alınıp gösterilerle ya da toplantılarla çözülebilecek sorunlar değildir. Uluslar arası platformda masaya yatırılarak ortak çözümlerin yanı sıra hükümetlerin ve STK’ nın ortak yerel çözümler oluşturması gereken sorunlardır. 1995 yılında Pekin’de düzenlenen konferansta “Pekin Bildirisi ve Eylem Platformu” kabul edilerek yayınlanmış, kadına karşı yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın-erkek eşitliği dahil olmak üzere birçok konuda hükümetlerin çözüm üretmeleri istenmiştir.

 

Pekin Bildirisi ve Eylem Platformu’nun yayınlanmasından 15 yıl geçmesine rağmen küresel açıdan kadınların sorunlarına hala çözüm üretilememiştir. Örneğin; Dünyada 776 Milyon okuma yazma bilmeyen çoğunluğun üçte ikisini kadınlar oluşturuyor yada her yıl 536 bin kadın tedavi edilebilir hastalıklar sebebiyle tedavi edilmeden hayatını kaybediyor.

 

Tabiî ki yerel bazda düşündüğümüzde Ülkelerin sahip oldukları ekonomik ve kültürel yapıları incelendiğinde bu şiddet türleri farklılıklar göstermektedir. Ülkemizde durum fiziksel ve cinsel şiddet ile töre cinayetleri, zorla evlendirme ve eğitim hakkının kısıtlanması şeklinde görülmektedir.

 

Ama yeryüzündeki her kadının maruz kaldığı şiddet türü en başta “Aile İçi Şiddettir”. Birçok Uluslar arası Örgütün hem fikir olduğu ve ortak çözüm politikaları oluşturmaya çalıştığı bu şiddet türü diğer şiddet türlerinden daha farklıdır. Söz konusu aile olunca sorunun çözümü daha da zorlaşmakta, sorunun dile gelmesi yada adli boyuta taşınması imkansızlaşmaktadır. Aile bağlarının çok sıkı olduğu Türkiye gibi ülkelerde şiddete maruz kalan kadın hem çevresinden utanarak hem de aile içine müdahaleyi engellemek amacıyla maruz kaldığı şiddeti saklamakta ve paylaşmamaktadır. Fiziksel şiddeti en azından aile büyükleriyle paylaşabilen kadın cinsel şiddete maruz kaldığını ise kendinden bile saklamayı tercih ediyor. Bir aile bireyi tarafından (genellikle koca tarafından)  zorla çalıştırılan kadınların yanı sıra çalışma ve ekonomik özgürlüğü kısıtlanan kadınlarda mevcut. Töre cinayetleri ve zorla evlendirmeler ise halen devam etmekte.

 

Kayseri’ de yapılan bir araştırmada “şiddeti haklı görmeyi gerektirebilecek herhangi bir nedene evet diyenlerin oranı yüzde 52,1 olduğunu gösteriyor. Kadınların yüzde 49,9’ unun aile içi şiddete maruz kaldıklarını söyledikleri; bu kadınların ise yüzde 32,4 ünün sözel, yüzde 26,5 inin fiziksel, yüzde 23,1 inin duygusal, yüzde 12,7 sinin ekonomik, yüzde 4,5 inin ise cinsel şiddete maruz kaldıkları belirlenmiştir. Kadınlar, “şiddet görmenize neden olan faktörler nelerdir?” sorusuna; yüzde 38,6 ile kendilerini suçlu olarak gördükleri, yüzde 18,2 ile eşinin ailesi etkisi altında kaldıklarını, yüzde 13,6 ile erkeğin psikolojik olarak sorunu olduğu cevabını vermişlerdir. “Fiziksel şiddete maruz kaldıklarında ne yapacakları? Hakkındaki soruya ise yüzde 46,1 ile kabullenecekleri, yüzde 29,7 ile polise başvuracakları, yüzde 16,5 ile evi terk edecekleri şeklinde cevaplamışlardır.

 

Ülkemizde bu sorunların varlığı artık aşikâr. Ancak çözüm üretmeye gelince pek fazla bişey yapılamıyor. Kimileri kadına şiddet gördüğü eşinden boşanması konusunda tavsiyeler verirken, kadının geride bıraktığı yaşantısı ile çocuklarının durumuna nasıl yardım edileceği söylenmiyor. Bu yüzden kadınların yüzde 68,7 si şiddete maruz kaldıkları halde evliliklerini çocukları için devam ettirebileceklerini söylemektedir. Yüzde 16,5 lik bir kısım ise kadın haksızsa eşi tarafından şiddete maruz kalabileceğini kabullenmiş durumda. Kadın kendi iç yalnızlığında bu sorunlara çözüm üretmeye çalışırken de yasal haklarının ne olduğunu bilmiyor. Sadece eğitimsizlik yada bilinçlendirme eksikliği mi tartışılır ama kadının bu problemine çözüm üretebilecek bir mekanizma henüz gelişmemiştir. Çözüm üretecek mekanizmaların ahlak ve değer yargıları ışığında çözüm üretmesi gerekmektedir. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), UNICEF, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) gibi uluslararası kuruluşların Türk Hükümeti ile ortak geliştirdiği projeler var. Bu projeler sadece Aile İçi Şiddet açısından olmasa da kadınların ortak sorunlarına bir çözüm getirebileceği kanaatindeyiz.

NOT: İstatistiki bilgiler 09.03.2010 tarihli Zaman Gazetesinden alınmıştır.

 
 Yazar: Yasin YILMAZ 09.03.2010  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  selcan
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.