Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
  -Asayiş
  -dış görev
  -Güncel
  -Kitap
  -madde bağımlılığı
  -Mesai
  -PMYO
  -Polis Okulu
  -Polislik
  -Toplum Destekli Polislik
  -Yabancı Polisler
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

  ETÜT SAATİ-4 Yazdır 
 Yazar: Sınıf Komiseri 04.03.2010  
  ETÜT SAATİ-4

ETÜT SAATİ – 4

- ANTLAŞMA -

Merhaba arkadaşlar,

Bu okulda geçireceğiniz iki yıllık süreç, öyle yada böyle bir şekilde geçecek.

Şimdi ilk adımlardasınız ve önünüzde çok uzun bir yol var gibi görünüyor. Ama emin olun, yarın şu alanda mezuniyet töreniniz yapılıp, kapıdan son defa çıkarken, arkanıza dönüp baktığınızda, şu günlerinizi ‘Sanki dün gibi’ diyerek yadedeceksiniz. ‘Nasıl da geçti?’ demekten kendinizi alamayacaksınız.

Şimdi bunlar size inanılması zor sözler olarak geliyor ama emin olun tecrübe konuşuyor. Daha kolejdeki ilk günlerimizde, son sınıf öğrencisi olan etüt mümessili abimiz, bu sözlerin aynısını bizlere söylemişti. Sizin şimdi benim bu sözlerim karşısında düşündüklerinizin aynısı, o zaman da benim aklımdan geçmişti. O yüzden, sizi gayet iyi anlıyabiliyorum.

Bunun gibi daha pek çok konuda sizin halinizden, ben ve diğer sınıf komsierleriniz, emin olun çok iyi anlıyoruz, anlayacağız. Hani Nasreddin Hoca damdan düşmüş, hekim çağırmak istemişler. Hoca müdahale etmiş ve ‘Bana hekimi değil, damdan düşeni getirin, damdan düşenin halinden damdan düşen anlar’ demiş. Aynen öyle; biz de sizin yaşadığınız hemen her şeyi, aynısıyla yaşadık. Hem de sekiz yıl. Yani sizin yaşayacağınız sürenin tam dört katı. Aynı şekilde, bu okulda başınızdan geçeceklerin ve yaşayacağınız acı veya tatlı hemen her türlü olayı da sizden belki de dört kat fazla yaşadığımızı söylemek hiç de abartılı olmayacaktır.

Bunları niçin söyledim?

Size hava atmak veya başka bir sebeple değil. Bu okuldaki hayatınız boyunca, yaşayacaklarınızı çok iyi anlayabileceğimizi ve sizin her halinizde size en çok yardımcı olabilecek kişilerin, sınıf komiserleri olduğunu belirtmek için söylüyorum. Buna emin olun.

Okul hayatı konusunda sizden kat be kat tecrübemiz olduğuna göre; sizin bu okulda neler yaşayabileceğinizi, nelerle karşılaşabileceğinizi, vb. bir çok konuyu sizden daha iyi biliyoruz diyebiliriz. Ve bunları size anlatmak, size sadece amirlik değil, aynı zamanda, yetişmeniz için rehberlik yapmak da bizim görevimiz.

Madem ki bu iki yılı birlikte geçireceğiz, o zaman sizinle daha işin başında bir antlaşma yapacağız. Sizi ideal bir polis olarak yetiştirme yolunda, biz sizden istediklerimizi açıkça söyleyeceğiz, sizin de bizden isteklerinizi dinleyeceğiz.

Bizim sizden ilk ve en büyük isteğimiz ve beklentimiz; ahlaklı, dürüst, kibar, terbiyeli, vatanını milletini seven, milli ve manevi değerlerine bağlı, samimi ve doğru insanlar olmanızdır. Kısaca, adam gibi adam olmanız, önce iyi bir insan, ondan sonra iyi bir polis olmanızdır.

Şunu hiç unutmayın; siz bize karşı nasıl olursanız; biz de size karşı aynı şekilde davranırız. Her işinizde olduğu gibi, bizimle olan ilişkilerinizde de, daima doğru sözlü ve dürüst olun. O zaman bizleri, size canı gönülden yardımcı olmak için çalışan, sizin her sözünüze sonsuz itimadı olan, önce  abileriniz-ablalarınız, ondan sonra amirleriniz olarak göreceksiniz.

Aksi halde, bize karşı dürüstlükten ayrılmaya kalkışmanız, az önce kısaca değindiğim tecrübelerimizden dolayı, emin olun %99 başarısızlıkla ve sizin aleyhinize bir durumla sonuçlanacaktır. Biz böyle bir durumu asla istemiyoruz. Ancak, sizin henüz gitmeye başladığınız yolda, bizim dört kez gidip-döndüğümüzü de aklınızdan çıkartmayın.

Hastaneye sevk olma işleminde yoğunluk yaşanan bir öğrencimiz olmuştu. Haftada en az bir defa sabah okuldan hastaneye sevkli olarak çıkıyor, işlemlerinin bitmediği bahanesiyle, ancak akşam etüt saatinde okula dönüyordu. Bir iki geç gelmesinden sonra sınıf komiseri arkadaş, olayın altında hastende tedavisinden başka bir sebep olduğunu tahmin etti. Ve bu sebep de, büyük ihtimal, bir kız arkadaştı. Ve hatta belki de bu kız arkadaş, hastanede görevli bir bayandı. Öğrencinin hastaneye gittiği bir iki seferinde, sınıf komiseri de, sivil kıyafetli olarak çıkıp onu gizlice takip etti. Tahmini doğruydu. Öğrenci hastaneye bile uğramadan, çarşıda bir bayanla buluşmuş ve saatlerce gezmeşti. Hatta sınıf komiseri yanından bir iki defa geçmesine rağmen öğrenci, kendisini kız arkadaşaına o kadar kaptırmıştı ki, komiserini bile gözü görmemişti. Akşam öğrenci okula geldiğinde, sınıf komiseri çağırdı ve hastane işlemlerinin sonucunu sordu. Öğrenci de kendinden emin bir şekilde anlatmaya başladı. ‘Hastaneye gittim, saatlerce sıra bekledim, sıra gelmeyince öğlen hastaneden ayrıldım dışarıda yemek yeyip hemen geri hastaneye döndüm ve akşama kadar sıra beklediğim halde sıra yine gelmedi. O yüzden sevk kağıdım boş. Ama iki gün sonraya tekrar randevu aldım.’ Öğrenci o randevusuna tabii ki gidemedi. Herkesin izne mutlaka ihtiyacının olduğu zamanlar alacaktır. Ama bunun yolu, amirleri aldatmaya çalışmak değildir.

Güven inşa etmek zordur. Ama daha zoru, o inşa edilmiş güveni muhafaza edebilmektir. Biz size güveniyoruz. Hem de çok. Siz bizim gözümüzde sonsuz bir güvenle, sonsuz bir kredi ile okula başladınız. Bu güveni yıkmayın. Bazı arkadaşlarınız, okulda uygulanan disiplin cezalarını soruyorlar. Bence, bir öğrenci için en büyük ceza, amirinin güvenini sarsmış olmaktır. Hayatın her anında da öyle değil midir? Bir arkadaşınız size güvenip bir işe girişir, siz kendi menfaatiniz için, onu enayi yerine koyup kandırmaya çalışırsanız, belki o an işinizi halledersiniz, kazançlı çıkarsınız. Peki ya o dostunuzun güvenini sarsmış olmanın ızdırabı? Hele bir de bu yaptığınızın o arkadaşınız tarafıdan anlaşıldığında, içine düşeceğiniz durum, güvenilmez bir insan olma pisikolojisi?

Bu güveni yıkmama konusunda size tavsiye edebileceğim en önemli düstur;. amirden izinsiz iş yapmamaktır. Bu düstur, aynı zamanda bizim sizden ikinci önemli isteğimizdir. Ne yaparsanız yapın, insanlık ve disiplin kuralları içinde yapın ve mutlaka yetkili amirinizden izin alın. Aksi halde izinsiz birşeyler yapmış olmak ve disiplinsizlik, toplu halde yaşanılan yerlerde kargaşaya sebep olduğu gibi, aynı zamanda suçtur.

Bizim için önemli olan bir diğer husus da, biz küfre karşıyız. Küfür ve argo içerikli şakalaşmalara, rahatsız edici davranış ve sözlere de karşıyız. Bizden küfür duymayacaksınız. Biz de, karşınızdaki kim olursa olsun, sizin ağzınızdan küfür, argo, hakaret vb. kelimeler çıktığını kesinlikle duymak istemiyoruz. Arkadaşlarınız başta olmak üzere, mülaki olduğunuz herkese karşı hitaplarınızda, davranışlarınızda, hal ve hareketlerinizde daima medeni, ahlaklı, terbiyeli ve seviyeli olacaksınız.

Biz sizin sadece okuldaki veya meslekteki hal hareket, davranış ve eğitimlerinizle değil, tüm hayatınızla ilgilenmek istiyoruz. Bu sebeple; sizden okul dışı bir konuda istediğimiz ve bizim için çok önemli olan bir hususu da özellikle belirtmek istiyorum. Şahsım adına; okulla ilgili yaptığınız bir hayatı veya suçu anlayışla karşılayabilir, geçerli sebebiniz varsa, bir yere kadar müsamaha gösterebilirim. Ama belirteceğim bu konuda, sebep ne olursa olsun, yüzde yüz değil, yüzde bir milyon haklı bile olsanız, bir hata yapmanız halinde sizi kolay kolay affetmeyeceğimi bilmenizi istiyorum. Bu, ailedir.

Aileniz başta olmak üzere, sevdiklerinize ve diğer sizi sevenlere sevgi ve saygıda asla kusur etmeyin. Onları unutmayın. Haftada en az bir kaç defa anne babanızı, kardeşlerinizi, büyüklerinizi arayın, hal hatırlarını sorun. Bu sıklıkta olmasa da, akrabalarınızı da aramayı ihmal etmeyin. Ve telefonu kapatırken de, mutlaka anne babanıza ve büyüklerinize, ellerinden öptüğünüzü söyleyin, bizim de selamımızı iletin. Herhangi birinizin, ailesine karşı saygısızlık ve vefasızlık yaptığınızı duyarsam; o arkadaş bilsin ki, tekrar söylüyorum, o arkadaş yüzde bir milyon haklı bile olsa, benim gözümde haksızdır, sıfır derecesindedir.

Aile konusunda ileride de konuşacağız ama şimdilik sadece şu kadarını bilmenizi isterim; anne babalar, evlatlarını kendi canlarından çok severler. Bu sebepledir ki; bir tavuk bile civcivlerini kurtarmak için kendi canını hiçe sayarak tilkiye karşı koymaya çalışır. Anne babanız, siz daha el kadar bebekken (çok özür dileyerek söylüyorum) kıçınızdaki pisliğinizi seve seve temizledikleri gibi, emin olun şimdi de ne yapıyorlarsa mutlaka sizin iyiliğiniz için yapıyorlardır. Ama ortada bir sıkıntı varsa, yine emin olun ki, bu sıkıntı onların sizi ne kadar çok sevdiklerini ve sizin iyiliğinizi ne kadar çok istediklerini sizin anlayamamamız sebebiyledir.

Şunu da unutmayın ki; ailesinin kıymetini bilmeyen, dostunun da, vatanının da, milletinin de kıymetini bil(e)mez. Ailesine saygısızlık ve nankörlük edenin, haklarını helal ettirecek şekilde davranmayanın, vatanına da bir hayrı olmaz, olamaz.

Onlar bedenen burdan gittiler ama emin olun akılları sizde kaldı. Şu an sizi çok merak ediyorlar.

Etüt bitiş zili çalmak üzere. Bu günkü etüdümüzü aile ilgili bir hikayeyle bitirelim:

 

YILLAR SONRA

Yıllar sonra çocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş.

Bir gün, gecenin bir yarısı saat 3:30 civarları telefonu çalmış.

Telefondaki ses, annesinin sesiymiş.

Çocuk;

‘Ne var anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun? Sabah arasan olmaz mıydı?’ gibilerinden, annesini azarlayıcı sözler sarfetmiş.

Annesi, biraz buruk, biraz da ağlamaklı bir ses tonu ile;

‘Bundan 25 yıl önce de bir gece yarısı 3:30 da sen beni rahatsız etmiştin. Ama ben bundan çok mutlu olmuştum.

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM.’

 

 

 

 
 Yazar: Sınıf Komiseri 04.03.2010  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  gökhan demirtaş
 
Yorum: 
 
İsim:  serdar kamalı
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.