Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
  -Asayiş
  -dış görev
  -Güncel
  -Kitap
  -madde bağımlılığı
  -Mesai
  -PMYO
  -Polis Okulu
  -Polislik
  -Toplum Destekli Polislik
  -Yabancı Polisler
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 İNGİLİZ POLİSİ - 1 Yazdır 
 Yazar: ALPARSLAN ALTEKİN 03.03.2010  
İNGİLİZ POLİSİ - 1

İNGİLİZ POLİSİ - 1

- İNGİLİZ RALLİ YARIŞÇISI VE TÜRK ŞOFÖR -

 

Ralli yarışçısı ile normal bir şoförü karşılaştırmak ne derece mümkündür?

Her ikisinden de aynı şeyleri beklemek ne derece mantıklı ve hayatın gerçekleriyle ne derece uyuşur?

Dışarıdan bakıldığında, her ikisinin en belirgin ortak özelliği; ikisinin de görevinin ‘araç kullanmak’ oluşudur. Buna ilave olarak; ikisi de bunun için eğitim almış, ikisinin de altında donanımlı bir araç var, gidecekleri yollar hazırlanmış, yol haritalarını biliyorlar ve o yolda araçlarını kullanıyorlar, ikisi de araç kullanırken etrafta insanlar var, ikisi de haklarını ve yetkilerini biliyorlar, araç kullanmaya başlamadan önce gerekli zihni ve bedeni hazırlıkları yapıyorlar, araçlarını kullanma işi bittikten sonra bir sonraki göreve kadar dinleniyorlar, ikisinin de görevli oldukları kurum ve mensubu oldukları halk nezdinde bir itibarları ve değerleri var.

Tüm bu ortak özelliklerinin yanında, aralarında bir çok farklılıkların da olduğunu anlamak için, dikkatli bir gözle bakmak yeterlidir.

***

Ralli yarışçısının eğitimini verenler, işin uzmanı ve o birimde çalışmak için bu uzmanlık kriterine göre seçilmiş kişiler. Bu yüzden, verdikleri eğitim bilimsel temellere ve araştırma sonuçlarına dayanıyor. En ince ayrıntısına kadar eğitimin üzerine düşülüyor, uygulamaya ağırlık veriliyor. Antrenmanlar esnasında yarışmacıyı kontrol etmek, aksaklıkları tespit etmek ve gidermek, onun daha rahat bir yarış çıkartabilmesini sağlamak için uğraşan bir ekip var.

Şoföre gelince; eğitimi verenlerin seçiminde uzmanlıktan ziyade, o bölüm rahat olduğu için oraya geçmek isteyenlerin bir yarışı sözkonusu çoğu zaman. Eğitimden sorumlu olanların ekserisi, eğitim sorunundan bihaberler. Eğitim programının hazırlanmasında, son bir kaç yılda çağdaş atılımlar yapılmış olmakla birlikte, ondan öncesinde,  ‘eğitim süreci bir şekilde dolsun da nasıl ve neyle dolarsa dolsun’ mantığıyla hareket edilmiş. Eğitim müfredatını hazırlayanlar, bilimsel araştırmaları, şoförün ve onun hizmet sunduğu halkın istek ve ihtiyaçlarını değil, kendi zamanlarından kalma konuları ve yöntemleri koymuşlar müfredata. Araç sürme uygulamasından ziyade, asıl işle alakası olmayan konuların eğitimi, hatta sadece öğretimi yapılmış yıllarca. Şoförün, araç kullanırken karşılaştığı sıkıntıları tespit etmesi ve bu sıkıntıları gidermesi amacıyla kurulmuş olan bir ekip olmasına rağmen; bu ekibin uygulamada hiç bir etkinliği ve faydası görülmemiş.

***

İkisinin de altında donanımlı bir araç var. Ancak yarışçının aracı, normal araçlardan farklı bir şekilde özel olarak imal edilmiş, son teknoloji ürünü ve yarışçıya sürüş esnasında en rahat ortamı sağlayacak ilave donanımlarla, sensörlerle takviye edilmiş. Can güvenliğini ve sürüş emniyetini mükemmel seviyede sağlayan sistemler yerleştirilmiş, motoru normal araçlardan daha güçlü, vb. bir çok ekstraları mevcut.

Şoförün aracına gelince; o da normal araçlardan biraz farklı ama eksi yönde. Kullandığı araçların bazıları şirkete hibe yoluyla verildiği için, bunlar normal araçların sahip olduğu donanımdan bile yoksun. Havalandırma, klima gibi lüks imkanların yokluğu bir yana, sahip olduğu tek güvenlik sistemi, basınca durup durmayacağı bile garanti olmayan bir fren sistemi. Motoru diğer araçlar kadar ancak güç üretebiliyor, o da düzenli bir bakım yapılmadığı için çoğu zaman tekliyor.

***

İkisinin de gidebileceği bir yol hazırlanmış ve o yolda araçlarını kullanıyorlar. İkisi de araç kullanırken etrafta insanlar var.

Yarışçının kullandığı yol, aracın hızına, frenine, eğim açısına vb. şartlara uygun olarak tasarlanmış, her türlü uyarıcı tabelaları ve yol çizgileri standartlara uygun olarak hazırlanmış özel bir pist. Yarışçının araç kullandığı esnada yola kimsenin çıkmayacağı garanti altına alınmış. Yetkililer tarafından gerekli fiziki ve kanuni önlemler alınarak, etraftakilerin yola çıkması engellenmiş. Yine de bir şekilde etraftakiler tarafından, yarışçının görevini yapmasına engel olunması, bu konuda kazaya sebep olunması, yarışçıya veya etrafa zarar verilmesi gibi bir durumda, etkili cezaların uygulanacağı belirlenmiş. Ve bu yaptırımların uygulanmasında kimse tereddüt etmiyor, kimseye iltimas geçilmiyor.

Yani, yarışçıya yarışma görevini verenler, ona o görevini yapabileceği en uygun kanuni ve fiziki ortamı da çoktan hazırlamışlar. Yarışçıya engel çıkartmaya veya işine müdahale etmeye kalkan kim olursa olsun, bizzat yarışın başındaki kişi veya yarışın kanunlarını-kurallarını yapanlar ve bunların uygulanmasında hüküm verenler dahi olsa, kimsenin sürücü karşısında hiçbir ayrıcalığı bulunmuyor. Yetkililer de, yarışçı da, etraftaki vatandaşlar da bunun bilincindeler. Bu sebeple kimse, yarışçının görev yaptığı sırada yoluna çıkmak, işine engel olmak gibi bir hataya asla düşmüyor. Eskaza böyle bir şey olması halinde ise; yarışçının bu kişilerle kendisinin muhatap olmasına gerek kalmadan, doğrudan yetkili makamlar devreye giriyor ve yarışçıyı kanuni korumaya alıyor.

Şoföre görev verenler ise, ona yıllar önce sağlanmış ve çağın ihtiyaçlarının çok gerisinde kalan kanuni haklar, yetkiler ve imkanlar haricinde, yeni destekler sağlama konusunda oldukça isteksiz ve ilgisizler. Şoförün yolu, tabir yerinde ise, patates tarlası. Değil asfaltlanmış olması, koca çukurlara dikkat etmezse, aracını çukura düşürüp, tekerleği kopartması işten bile değil. Yolda ışıklandırma, yol çizgisi, yön ve bilgilendirme tabelaları, uyarı levhaları gibi hiçbir donanım olmadığı gibi, yol zamanın standartlarına da hiç mi hiç uymamakta.

Şoföre araç kullanma görevi verenler, ona bu görevini yapabilmesi için gerekli olan asgari hukuki ve fiziki şartları bile sağlamaktan uzaklar. Şoförün araç kullandığı esnada etraftakilerin yola çıkamayacağına ve şoförün görevini yapmasına engel olamayacağına dair kanunlar-kurallar olmasına rağmen; yetkililerin etkisizliği, ilgisizliği vb. sebepler yüzünden, bu müeyyideler ya eksik uygulanıyor yada hiç uygulanmıyor. Uygulandığı zaman da, çoğunlukla ideolojik sebeplerden dolayı, şoförün aleyhinde uygulanıyor. Bu müdahaleleri engelleyecek yeterli fiziki önlemler de bulunmuyor.

Bütün bu eksiklikler üst üste gelince; şoför görevini yaparken etraftakilerin olur olmaz müdahalelerine maruz kalıyor, görevini yapması engelleniyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, yine de şoför, görevini yaparken, kurallar içinde kalmaya ve halka karşı insani davranmaya azami özeni gösteriyor. Fakat bazı cahiller, şoförün bu anlayışını, onun zayıflığı olarak algılıyor, üstüne bir de yetkililerin etkisizliği eklenince, bu insanlar kanun-kural tanımaz hale geliyor. Kanuni olarak kendilerine (çok fazla) birşey yapılamayacağı garantisiyle; sürücüye özellikle zorluk çıkartanlar ve bunu da bir ‘kahramanlık’, ‘üstünlük’, ‘arkadaşları arasında övünme sebebi’ olarak görenler dahi çıkabiliyor aralarından. Bir engelleme durumunda, bizzat kendisi müdahale etmek zorunda kalan ve bu şekilde en tabii kanuni hakkını kullanan şoför, bizzat kendi şirketinin yetkilileri ve bahsi geçen kanuni merciler tarafından, ‘etraftakilere kötü davranmak’ ve onlara ‘saldırmakla’ itham ediliyor ve adeta ceza vermek için fırsat kollanıyor.

***

Yarışçıya yardımcı olmanın, herkesin mutlu ve güvende olması için ne kadar önemli olduğunun herkes bilincinde ve ona göre davranıyorlar. Yarışta görevli herkes, başarıya ulaşmak için bir ekip halinde çalışıyor ve kendi üzerine düşeni eksiksiz ve ikaza gerek kalmadan yapıyor. Biri hemen benzinini dolduruyor, biri tekerlekleri değiştiriyor, diğeri yolu kontrol ediyor, bir diğeri sürücünün kaza veya başka bir sıkıntıya düşmesi halinde, sağlığıyla, psikolojisiyle, aracın tamiriyle ve maddi manevi her türlü desteği sağlamakla ilgileniyor.

Şoförün güzergahında bulunan ve ona yardımcı olması gereken görevliler, çoğu zaman üzerlerine düşeni yapmıyor ve tüm yükü ve sorumluluğu sürücünün üzerine atıyorlar. Benzinini doldurmayı da, tekerleğini değiştirmeyi de, aracına bakım yapmayı, yoldaki engelleri kaldırmayı hatta çukurları doldurmayı da, başka kurumların görevi olan bunun gibi daha bir çok konuyu da, şoförün kendisi halletmek zorunda kalıyor.

***

Medyanın hemen tamamı, yarışçıyla ilgili yaptığı yayımlarda çok titiz davranıyor, olayın aslını iyice araştırmadan yayın yapmıyor. Haksız eleştiride bulunmaktan, eleştiriyi hakaret boyutuna getirmekten, yarışçıyı zan altında bırakacak, moral ve motivasyonunu olumsuz etkileyecek yayınlar yapmaktan kaçınmaya çok dikkat ediliyor.

Şoförün ülkesinde ise, medyanın büyük kısmı, şoföre karşı olumsuz bir önyargıya sahip. Şoförle ilgili yaptığı yayınlarda, gerçeği araştırıp, tarafsız gözle bakmak yerine, genelde yanlı davranıyor, işine geldiği gibi, çoğu zaman yalan ve yanlış yayınlar yapıyor. Eleştiri adı altında şoföre her türlü hakareti ve haksızlığı yapmaktan, şoförü en ufak bir olayda bile zan altında bırakmaktan hiç kaçınmıyor. Böyle yapmakla şoförün görev yaparkenki moral ve motivasyonunu olumsuz yönde ne kadar çok etkilediğine kesinlikle dikkat etmiyor. 

***

Kendisine sağlanan her türlü imkana rağmen yarışçının, pistle, aracıyla, göreviyle, etrafındakilerle vb her türlü konuyla ilgili bir sıkıntısı olması halinde, bunu yetkililere bildirmesi yeterli oluyor. Yetkililer derhal harekete geçerek, sıkıntının kaynağını net olarak tespit ediyor ve çözüm için gerekli düzenlemeleri hemen yapıyorlar. Yarışçı ise, bu kadar güvence içinde rahat rahat görevini yapıyor, işinden tatmin oluyor.

Şoförde ise, kanuni hak ve yetkilerinin artırılmasının, özlük haklarında ve çalışma şartlarında çok acil iyileştirmelerin yapılmasının ne kadar zaruri olduğu gibi konular, gerek şoför tarafından ve gerekse konunun uzmanları tarafından, gerek sözlü, gerekse yazılı raporlar halinde, yetkililere defalarca iletilmiş. Bunlar, şoförlüğü ilgilendiren bir çok bilim dalında yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda ve dünyadaki diğer örneklerin incelenmesiyle elde edilmiş raporlardır. Ve bu raporlarda sadece sorunlar değil, aynı zamanda, tüm dünyada uygulanmakta olan çözüm önerileri de sıralanmıştır.

Ancak tüm bunlara rağmen; yetkili makamlar tarafından, şoförün (Şoför teşkilatının) bu haklı istekleri ısrarla görmezden geliniyor. Kesin çözümlerin gayet basit olduğu net bir şekilde ortaya konulduğu halde, kesin çözümlerden ısrarla kaçınılıyor. Çözümsüzlük, en büyük çözüm olarak görülüyor. Günü kurtarıcı, kendi reklamlarına dayalı ayak oyunları dışında, kalıcı bir çözüm kesinlikle sağlanmıyor. Sanki, yetkili konumlardaki gizli bir el, şoföre hak ve yetkilerin verilmesini, durumunda iyileştirmelerin yapılmasını ve diğer her türlü olumlu gelişmeyi bir şekilde engelliyor. Bunun sonucu olarak da; şoför görevini korka korka, kimseye bulaşmadan ve sırf günü kurtarabilmek için yapıyor.

İlave olarak; yetkili mercilerin bir kısmı, sebebi anlaşılamaz bir şekilde şoföre art niyet besliyor ve daima onun suçlu olduğu önyargısıyla hareket ediyor, hüküm veriyor. Bu kişilerin kendi menfaatlerininin ellerinden gideceği, işledikleri ve hukuk cambazlıkları ve hukuki olarak kendilerine sağladıkları ayrıcalıklarıyla çok güzel perdeledikleri suçlarının, bir gün şoför tarafından ortaya çıkarılacağı, kendilerinin de şoforün eline düşeceği ve şoföre ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diyerek üste çıkma ayrıcalıklarını kaybedecekleri gibi bir yığın hezeyanlarının, şoföre karşı olumsuz tavır takınmalarında ve haksızlık etmelerinde en önemli etkenler olduğu, araştırmacılar, entellektüeller, düşünürler ve konuların uzmanları tarafından defalarca dile getiriliyor.  Halkın hemen tamamı da artık uyanmış ve bu durumun farkındalar.

Ancak bu kişiler sadece şoförü değil, kendileriyle aynı fikirde olmayan halkın büyük bir kısmını da adam yerine koymuyor ve tüm bu gerçekler karşısında, ‘Şoför yeterince eğitimli ve olgun değil, bu sebeple verilecek hakları halka karşı kötü kullabilir vb’ içi boş klişeleri tekrarlamaya devam ediyorlar.

Oysaki; dünyanın, toplumun, şoförden beklentilerin değiştiği, buna paralel olarak, şoförün de artık eskisi gibi olmadığı, eğitimli ve bilinçli olduğu, kendisini çok iyi yetiştirdiği, işini yaparken kesinlikle kanun ve kuralların dışına çıkmadığı, hizmet sunduğu halka karşı insan haklarına saygılı bir şekilde davrandığı gibi bir çok olumlu özellik, sadece aydınlar değil, hemen her kesimdeki halk tarafından da açıkça gözlemleniyor, ifade ediliyor ve kabul görüyor.

***

Ralli yarışcısı yarıştan önce yeterince dinlenebiliyor. Bir sonraki yarışa-göreve kadar zihnen ve bedenen hazırlık yapabiliyor. Yarışın zamanı ve yarışta kaç tur atacağı belli. ‘İkinci emre kadar tur atmaya devam!’ gibi bir saçmalıkla karşı karşıya asla kalmıyor. Yarış dışında ailesine, sosyal hayata yeteri kadar zaman ayırabiliyor. Mutlu bir aile hayatı olduğu için, yarış esnasında aklını meşgul edecek herhangi bir ailevi sıkıntı bulunmuyor ve yarış esnasında tüm gücünü, tüm dikkatini yarışa veriyor. Bunun sonucunda da hata ve kaza yapma riski en aza inmiş oluyor. Yine de herhangi bir kaza halinde, suç hemen kendisine atılmıyor, bunun sebebi uzamanlarca araştırılıyor. Oluşan hasarın faiziyle birlikte yarışçıya ödetilmesi gibi mantıksız bir uygulama olmadığı gibi,  yetkililer, yarışçının ne kadar değerli olduğunun bilinciyle hareket ediyor ve ona maddi ve manevi destekte bulunuyor.

Şoför ise, aracı kullanmadan önce yeteri kadar dinlenemediği gibi, sık sık ve belirsiz zamanlarda, başlangıcı ve bitişi belli olmayan süreler boyunca araç kullanmak zorunda kalıyor. Yola çıktığında, çoğu zaman işinin ne zaman biteceğini bilemiyor. Fiziki olarak yeterince dinlenemediği gibi ruhal olarak da kendini dinleyemiyor, ailesine yeterli zamanı ayıramıyor. Buna bağlı olarak da ailesi ile sıkıntılar yaşıyor. Görev esnasında dahi aklı bu sıkıntılarla meşgul olduğu için, kendini ve aklını işine tam anlamıyla veremiyor. İstenmeyen bir sürü hata yaparak, kendisinin, kullandığı aracın ve etrafındaki insanların zarar görmesine sebep oluyor. Böyle bir durumda da yetkililer, bu olumsuzluğun gerçek sebebini araştırmak yerine, suçu hemen şoföre atıyor. Kalıcı bir çözüm bulmak yerine, adli ve idari işlemlerle şoföre ceza yağdırılıyor. Tüm zararlar, zaten maddi yönden yeterince kazancı olmayan şoföre yüklenerek, güya şirketin maddi olarak korunduğu(!) düşüncesiyle hareket edildiği beyan ediliyor. Destek olmak bir yana, şoförün içinde az da olsa, kalan çalışma ve halkına faydalı olma aşkı da tamamen kırılıyor. Neredeyse şoförün, böyle bir işe girdiği için kendisini vatan haini gibi hissetmesi sağlanıyor. Ve bütün bunları yapanlar, şirketi çok sevdikleri ve şirketin faydasını düşündükleri için böyle yaptıklarını söylüyorlar.

***

Ralli yarışcısı, başlama ve bitiş zamanı belli olan yarış dışında ve sınırları belli olan yarış pisti dışında, normal zamanda ve normal yolda asla araç kullanmıyor. Kimse de onu görev zamanları dışında araç kullanmak zorunda bırakmıyor. Hele başka bir işte kullanmak gibi bir hak tecavüzünde bulunmak kimsenin aklına dahi gelmediği gibi, kanunlar da buna asla izin vermiyor. Hakkına saygı duyuluyor. Daha rahat, daha başarılı ve izleyicileri daha da memnun eden bir yarış ortaya koyabilmesi için, yarışçının ne gibi istek ve ihtiyaçlarının olduğu gibi hususlar, özel bir ekip tarafından sürekli takip ediliyor ve gerekleri yerine getiriliyor. Yarışcının bir de bu konuları takip etmesi veya kafasını bunlara takması gerekmiyor. İlave olarak da; yarışçısının ekstra talepleri varsa; bunlar da ciddiyetle değerlendiriliyor ve tamamına yakını yerine getiriliyor. Getirilemeyenlerin sebebi mantıklı bir şekilde yarışçıya izah edilerek aklının ve gönlünün tatmin olması, bir anlamda iş tatmini sağlanıyor.

Şoförün durumu ise; araç kullanma görevi bittikten sonra da, acil bir durum olması halinde, hemen duruma el koyması ve hemen araç kullanmaya başlaması gerektiği, kanuni bir zorunluluk olarak ortada duruyor. Araba kullanma süresinin düzeltilmesi konusunda her hangi bir söz hakkı bulunmuyor. Kanuni olarak verilmiş olan istirahat ve izinlerini bile kullanmakta sıkıntı yaşıyor. Asıl işi araç kullanmak olsa da ve bunun dışında başka bir görevde kullanılamayacağı kanunla açıkça belirlenmiş olsa da; bir çok angarya işte de kullanılıyor. Diğer kurumların görevi olduğu halde yapmadıkları tüm işlemler de, yine şoförün sırtına yıkılıyor. Bu durumda kanunun ihlal edildiğini defalarca dile getirdiği halde, kimse kaale almıyor. Hakkına ve buna bağlı olarak da kişiliğine saygı gösterilmiyor. Araç kullanırken ortaya çıkan aksaklıkları tespit edip gidermek için çalışması gerekenler, değil bu görevlerini yapmak, aracı, kullandığı yolu ve çalışma şartlarını görmeye bile gelmiyorlar. Bu aksaklıkların tespitine kafa yormak ve bununla uğraşmak da yine şoföre düşüyor. Başkalarının yapması gereken görevleri bile kendisi yapıyor ve bunları tespit ederek, ilgililere iletiyor. Bunun karşılığında da, tebrik edilmek bir yana, ceza veriliyor, fırça atılıyor, aç gözlü olmakla suçlanıyor ve sindiriliyor. Sıkıntılar çözümsüz bırakılıyor. Neden böyle bırakıldığı hakkında da, ‘Görülen lüzum üzerine!’ cümlesi dışında, en ufak bir açıklama dahi yapılmıyor.

Hem ralli yarışçısının, hem de şoförün aracına bakım yapılıyor, arıza halinde tamir ediliyor. Ancak, yarışçının aracına, düzenli bir şekilde ve kendisinin takip etmesine ile gerek kalmadan servis bakımı yapılıyor. Şoförün aracına ise, değil bakım yapılması, arıza çıkması halinde bile, ‘neden böyle yaptın?’ diye şoföre suç bulunuyor, bakım için giden şoför, işten atılmak, açığa alınmak gibi cezalarla karşılaşıyor.

***

Karşılaştırma daha da uzatılabilir. Ancak bu kadarı dahi, bir durum tespiti için yeterlidir.

Bütün bunların sonucunda;

Maddi ve manevi her türlü yetki ve imkanlarla donatılan ve desteklenen yarışçı, özel hayatında, aile hayatında ve iş hayatında gayet mutlu ve başarılı bir performans sergiliyor. Kendini değerli hissediyor, şirketinin değerine değer katıyor. En önemlisi de, kendisini izleyen halka, onların istediği ve onları hayran bırakan ve başarılı bir yarış, hizmet sunuyor. Bunun maddi ve manevi doyumuna varıyor.

Hemen her türlü köstekle ve ideolojik yaklaşımla engellenen, en zorunlu ihtiyaçları bile karşılanmayan şoför ise; ne özel, ne aile ve ne de iş hayatında başarıya ulaşabiliyor. Kendini değersiz hissettiği için, yaptığı işler de, şirketinin halkın gözündeki değerini düşürecek sonuçlar doğuruyor. Çoğunun sebebi kendisi olmadığı olumsuzluklardan dolayı ne kendisi mutlu ve tatmin olabiliyor, ne de başkalarını memnun edebiliyor.

Ama halk her ikisini de aynı gözle görüyor ve her ikisinden de aynı zevkli yarışı, hizmeti sunmasını bekliyor. Oysaki ikisinin imkanları ve çalışma sartları arasında dağlar kadar fark olduğunu ve bu farkın da sunulan hizmete doğrudan yansıdığını, bunun çözümünün de, şoförün imkan ve yetkilerini ralli yarışçısınınkiyle aynı seviyeye getirmekle olabileceğini bir çok kişi göremiyor.

İşin en can alıcı yanı ise; tüm bu olumsuzluklara rağmen şoför yine de, içinden çıktığı halkına, layık olduğu en güzel hizmeti sunabilmek için azimle yoluna devam etme kararlılığında. Bu amaca ulaşabilmek için, artık başkalarından birşeyler beklemenin beyhude olduğunun bilincine varmış durumda. ‘Çaresizseniz, çare, siz-siniz’ sözünden hareketle, kendi sıkıntılarına ancak ve yine kendi gayretleriyle ve fedakarane çalışmasıyla çözümler bulmak peşinde. ‘Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’ düsturunca, işini dört dörtlük yaparak, kendisini ispatlama ve bu şekilde hakkını elde etme yolunda başarıyla ilerliyor.

 
 Yazar: ALPARSLAN ALTEKİN 03.03.2010  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Yolcu
 
Yorum: 
 
İsim:  Caner Tekintaş
 
Yorum: 
 
İsim:  Metin ERTOK
 
Yorum: 
 
İsim:  okur
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.