DÖNÜŞTÜRÜCÜ YARGI
Karlene FAİTH
Hapishaneler içinde tutuldukları insanlara ve topluma karşı yıkıcı bir etkiye sahiptir. Reformlar boşuna yapılmaktadır. Tamamen değiştirmek zorundayız.
Hiç kimse Quakerları ( bir Protestan tarikatının üyeleri) büyük cezaları hapishane ile değiştirmenin ölümden bile büyük bir ceza olacağı konusunda uyarmış olamaz.
Belli bir çıkış tarihi öngören şartlı tahliyenin rehabilitasyon sürecine katkıda bulunabileceği düşünüldü. Ancak kimse politikacıları bu kesin olmayan yargılamanın çok ciddi suçlar işlemeyen ve hapishaneye uyum sağlayamayan kişiler için önemli olan bir karar olacağı konusunda uyarmamıştır. Şartlı tahliyeler halkın o anki durumlarına göre ve medya tarafından çok kolay etkilenen bir politika aracı olmaktadır.
Hapishanede reformun tarihi hapishane tarihi ile aynı zamanda başlamaktadır: dini eğitimler, kadınlara daha hanım, erkeklere de daha çalışkan olmaları öğütleyen eğitimler, duvarlara pastel boyalar, uyumak için daha rahat yataklar, sağlık durumundaki iyileştirmeler ve diğer mesleki eğitimler. Ayrıca hiç kimse reformcuları her değişikliğin hapishaneyi sosyal problemlere karşı baskın bir tepki haline getirdiği konusunda uyarmamıştır. Cezalandırma kanunlarda öngörüldüğü için yapılmaktadır. Başka herhangi bir şey de alternatif olabilir. ABD’de şu andaki artış durumuna göre 30 yıl içerisinde ülkenin yarısı hapishaneye girecektir ve kalan yarısı da onların muhafızı olacaktır. Bu durum kesinlikle savunulamaz.
En önemlisi hapishanelerdeki son değişiklikleri yapanları savunanları kimse uyarmamıştır. Ev hapsi, kelepçeleme gibi yöntemler içeriye kilitlenenlerin sayısını azaltma konusunda mantıklı görünmektedir. Fakat bu da insanların kapalı tutularak cezalandırılmasından çok idarenin gözetimi altındaki insanların sayısını arttırmaktadır. Bu da kişilerin polis devleti uygulamalarına maruz kalmalarına sebep olmaktadır. Suçlu adalet sistemleri tarafından uygulanan hapishane değişiklikleri sözde idare tarafından onaylanan araçlarla insanlar üzerindeki gözetim ideolojisini güçlendirmektedir.
Tuzak genişlemektedir. Bu sefer devlet destekli yeniden kazanmayı amaçlayan adalet ile uyarılıyoruz. Zenci kadınlar ve erkeklerin düşmanı olan kadınlar yeniden kazanmaya yönelik pratiklere vurgulu kabul etmemeler ile cevap vermişlerdir.
Bu sefer yeniden kazanmaya yönelik adalet politikacıları “Siz kahrolası insanlar ne istiyorsunuz peki?” diye sormaktadırlar.
Seçim hak edilen veya yeniden kazanmayı sağlayacak devlet tarafından takdir edilen ceza arasında değildir. Aynı zamanda kimsenin güvenliğine dokunmayan durumlarda ceza adalet sistemini baypas geçme seçeneğimiz de bulunmaktadır ve toplum içerikli bir çözüm de bulunmaktadır. Bu zaten şu anda yürürlüktedir ve her zaman görülebilmektedir. Pek çok problem iki tarafın komşularının, arkadaşlarının, ailelerinin, veya toplum üyelerinin arabuluculuğu sayesinde çözüme kavuşturulmaktadır. Hemen hemen her toplumda anlaşmazlık yukarıda bahsettiğimiz şekilde çözülmesi çok olağan bir faaliyettir. 1970’lerin kadın özgürlük dernekleri devlet denetimine ve cezalandırılmaya hassas kadınlar için bir sığınak vazifesi görmüştür. Feminist olsun veya olmasın birbirine bağlı her toplum suçu önleyebilir ve suçu işleyenler ile suçtan etkilenenleri tedavi edebilir. İnsanların kendi aralarında birbirlerini meseleleri halledip memnun etmekten başka çareleri yoktur.
Pek çok suç hiç ihbar edilmemektedir. Bu ceza adalet sistemine duyulan güvenin azlığından kaynaklanmakta ancak sık sık da mağdur ile fail arasında bir şekilde var olan ilişkiden kaynaklanmaktadır. Tanımadığınız bir kişiyi polise haber vermek ailenizden veya arkadaş grubunuzdan birini polise ihbar etmekten çok daha kolaydır.
Yeniden kazanmayı amaçlayan yöntemleri bir kenara bırakıp sadece hak edilen cezanın verilmesi ve şiddet kurbanlarının tek başvuru kaynağı olarak hapishane sistemi içine sıkıştırılması gerekmemektedir. Dahası insanların kendilerini güvende hissetmeleri sağlanmalı ve bu suçluların geleneksel manada hapishane içinde değil ancak rehabilite ve gelişimi arttırıcı şartlar altında bulunmaları yoluyla olmalıdır. İkinci olarak hem geleneksel hem de alternatif yaklaşımlardaki güç dengesini iyi ayarlamalı ve adil sistemi tıkayacak güç dengesizliklerini kabul etmeliyiz.
Yeniden kazandırıcı adalet nazari güç kullanılarak işlenen suçlarda çok iyi çalışmaktadır. Mesela yetişkin ve çocuk arasında, zenci ve beyaz arasında, profesyonel meslek sahibi ve işçi arasında, zengin fakir arasında ve benzeri durumlarda olduğu gibi. Ancak karşılıklı güç dengesinin bulunduğu durumlarda kazanmak iki taraf için de ihtimal dahilinde olabilir.
Önleyicilik dönüştürücü yargının en önemli amacıdır. Halkı çocuk istismarı ve kadınlara karşı şiddet konularında eğitmeyi amaçlayan feminist proje son çeyrek yüzyılda önleyicilikte bir anahtar olmuştur. Günümüzde ispatlanmıştır ki kadınların sığınabilecekleri ve barınabilecekleri olanaklar çok geniş de olsa karı – koca cinayetleri işlenebilmektedir. Kendi içinde güvenli bir ortam oluşturabilmiş toplum insanların şiddete kalmalarını önlemekte ve suç işleyecek kimselerin insanların hayat sürelerini etkileyecek ölümcül fiiller işlememesini sağlamaktadır. Kuzey Amerika’da çok insan erkeklerin karılarını dövebilme hakları olduğunu savunmakta ve erkekleri bunu yaptıktan sonra her seferinde çok üzüldüklerini belirtmektedir. Bu konu hakkında öneri isteyen erkekler eşlerine karşı olan hareketlerini yeniden şekillendirme ve sinirlerine hakim olma yollarını öğrenmektedir. Bu eğer cezalandırmayı azaltmak istiyorsak dönüştürücü yargı bağlamında başvurmamız gereken yoldur.
Sadece failin işlediği fiili değil onu bu fiili işlemeye iten sebepleri de göz önünde bulundurmalıyız. Bir kimse hırsızlık yaparsa bunun nedenleri araştırılmalıdır. Bir kimse eşya çalıp bu eşyayı satarak elde ettiği para ile uyuşturucu alıyorsa burada ilgilenilmesi gereken problem hırsızlıktan ziyade fiziki ve ruhi bir hastalık olan madde bağımlılığıdır ve bu konu ceza adalet sisteminin konusu değildir. Bu tür kişilerin niye hırsızlık yaptıkları açıklanabilmektedir çünkü bu insanların paraya aşırı derecede ihtiyaçları vardır. Bu durumdaki suçlulara içerisinde madde kullanımının çok kolay ve maddenin ulaşılabilir olduğu hapishanede ceza vermek yerine problemleri ile mücadele edebilmeleri için bir şans tanınmalıdır ki doğru iyileşme yoluna girebilme ihtimalleri bulunsun. Bu tür iyileşme ve devlet eliyle hapis cezası birbirinin zıddı kavramlar olup biri diğerini iptal etmektedir.
Topluma hizmet kanuna aykırı hareket etmiş insanlara verilebilecek ve şiddet içermeyen duyarlı bir tazminattır. Bu şekilde failin toplumla entegre olmasının sağlanacağı yolunda verilen sözlere de sadık kalınmış olur. Mahkemeler bunu son 20 yılda sadece çok az sayıda ve önemsiz birkaç olay için uygulamıştır. Keşke saldırgan insanların daha fazla barınak ve sığınak yapılması için şartlı tahliye edilip marangozlarda çalıştırıldığını görebilseydik.
Howard Zehr hakkında kendisine danışılan bir durumu örnek vermektedir. 16 yaşındaki bir kız hırsızlık sırasında bıçakla yanlışlıkla başka bir kızın gözünü çıkartır. Zehr kızın 20 veya 85 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması yerine kısa bir hapis, toplum hizmeti, kurbana tazminat, kendisine öğüt verilmesi, kendisine bir iş bulunması ve gözetim altında bir hayat önerdi. Ancak geleneksel metodla cezalandırmak baskın çıktı ve kız 20 yılın üstünde bir cezaya çarptırıldı. Hakim kıza mahkeme sonunda “Umarım hapisten çıktığında şiddete başvurmamayı artık öğrenmiş olursun.” dedi. Ancak hapishanede 20 yıldan fazla kalmak ile şiddetten vazgeçmeyi öğrenmek tamamen ayrı kavramlardır. Hapishane bu kızın sorumluluk duygusunu geliştirmeyecektir. Hapishane kişiye sorumluluk vermek yerine ona yavaş yavaş öç ve intikam duygusu aşılamaktadır. Artık kurban korku içinde yaşamaktadır ve dünya güvenli bir yer değildir. Çünkü haklı da olsa birisi onun yüzünden yıllarca hapis yatmıştır. Kurbanlar faile ceza uygulanması yönünde bastırsalar ve ceza uygulansa bile kendilerini tatmin olmuş olmak yerine terkedilmiş, bırakılmış hissetmektedirler. Sonuçta bütün güç devlete aittir.
“Dişe diş kana kan” intikamı belirlemek yerine sınırlandırmaya yöneliktir.
Hak edilen cezayı vermek devletin elindedir. Bir taraf kazanırken bir taraf kaybetmekte ve olay bundan ibaret kalmaktadır. İdeal olarak hak edilen cezayı vermek, gerekliliklerin ve zorunlulukların üzerine bina edilmiş ve kurbanı merkeze oturtup tamamen onun içine girdiği hale göre ceza tayin eden bir sistemdir. Nils Christie’nin her problemini kendisi çözmek zorunda olan ve barışmayı, uzlaşmayı sağlayacak toplumlara dönüşmemiz gerektiği konusundaki gözlemine geri dönüyoruz. Bir suçluya karşı koymak kadar insanları suça iten , sosyal bölünmelere yol açan ve eşitsizliğin artmasına neden olan ekonomik, politik ve sosyal sorunlara karşı koymak da önemlidir. Güç dengesizliğini çözme konusunda bir söz vermeden alternatifler insafsız sistem içinde yok olup gitmiştir. Bu arada tuzağın ağını da büyüterek…
Suç işleyenler hakkında hüküm vermede ve yeniden kazandırıcı adalet sistemine geçişte son söz yine devlete aittir. Sonuçta bu durum toplum ve kurbanlar için hiç de motive edici bir durum değildir ve tabii ki suçlular için de.
Batı dünyasındaki sistemde birden fazla insanın içinde bulunduğu suçlarda bile bir çözüm mümkündür ancak devlete karşı işlenen suçlarda devlet hak edilen cezanın verilmesi taraftarıdır. Suçun içindeki unsura dikkat edilmelidir.
Biz çok genç bir ülkeyiz. Sosyal politikada ABD’yi taklit etmek zorunda değiliz ve bizim nasıl daha iyisini yapabildiğimiz konusunda pek çok örnek mevcut: sağlık, silah kontrolü, uyuşturucu ile mücadele, hapishanedeki insan sayımız. İyimser olabiliriz çünkü ulus olarak bir iç kontrole sahibiz, bölgesel bir serbestiyetimiz ve söz hakkımız var. Problemlerimiz çözmemiz tamamen bize bağlı. Hadi cezalandırmayı değiştirelim.
Son olarak karşılıklı saygının bir norm olarak sahip çıkıldığı bir dünya arıyoruz. Aynı zamanda kaynakların adaletli paylaşıldığı bir dünya. Bir gün bizim de karşısında utanç duyabileceğimiz durumlara düşebileceğimizi hesaba katarak affetmesini öğrenmeliyiz. Karşımızdakine mesleğinden, milliyetinden, zalim veya mazlum olmasından veya devlet görevlisi olmasından dolayı değil insan olmasından dolayı saygı göstermeliyiz. Medyanın bize lanse ettiği suçlu tipinden vazgeçmeliyiz. Demokratik bir şekilde kendi hayatımızın belirlenen sınırları içerisinde bütün davranışlarımızı hem kendimizi hem de başkalarını mutlu edecek şekilde yaşamalıyız.
DÖNÜŞTÜRÜCÜ YARGI
Dönüştürücü yargı çatışmalara yanıt vermek için genel felsefik bir stratejidir.İlke ve uygulamalarını suçlu yargı sisteminin ötesinde onarıcı yargıdan alır.Çevre hukuku , tüzel hukuk, işçi-yönetme ilişkileri , tüketici iflas ve borç hukuku ve aile hukuku alanlarına başvurur.Dönüştürücü yargı bir sistemler yaklaşımı kullanır, sadece suçun başlangıcı ile ilgili değil suçun nedenleri ile alakalı problemleri de araştırır ve mağdurlar, suçlular ve tüm diğer etkilenmiş topluluk üyeleri için dönüştürücü, ilişkili ve eğitimsel bir fırsat olarak bir suçu düzeltmek için uğraşır.Teoride,bir dönüştürücü yargı modeli insanlar arasında ön temassız da kullanılabilir.
Dönüştürücü yargı çatışmalara yanıt vermek için uzlaştırmaya yakın genel felsefik bir strateji olarak görülebilir.Dönüştürücü yargı ana nedenler ve kapsamlı sonuçlar ile ilgilenir. Mağdurlar, suçlular ve tüm diğer etkilenmiş topluluk üyeleri için dönüştürücü, ilişkili ve eğitimsel bir fırsat olarak bir suçu düzeltmek için uğraşır. İyileştici yargıya hapsetmenin tüm diğer çeşitlerinden daha fazla benzemektedir.
Onarıcı yargı ile karşılaştırıldığında,mağdur rolünün herhangi zarar, hasar veya görev şartı ya da niteliği yoktur ve geçmiş(tarihsel) ve gelecek(normatif veya tahmin edilen) durumları karşılaştırmak için bir girişim yoktur.Mağdur normal olarak dönüştürücü sürecin parçası değildir, fakat olması sağlanabilir.Katılımcılar sadece suç işleyen kişi ve mağduru tecrit etme veya ayırmayı içeren etkili zarar azaltmasını neyin oluşturduğu üzerinde hemfikirler.
Adil-onarıcı yargı ile karşılaştırıldığında, katılımcılara empoze edilen adaletin sosyal bir tanımı yoktur.Her biri kendileri için “yeni normal” olma durumunda özgürdürler ve kabul etmek zorunda değildirler.Bir mağdur intikam aramaya devam edebilir ya da cezalandırma isteyebilir,örn. cezalandırıcı yargı sitemleri gibi.Bir suçlu vicdan azabı duymayabilir ve pişman olmadıklarını söyleyebilir.
Dönüştürücü öğretideki gibi, arzulanan gelecek durumlardan şimdiki basamaklara ulaşmak için çalışır.Sorun suçlunun tekrar benzer şeyler yapmayı seçip seçmeyeceği değildir; topluluğun mağdur ve suçluyu bazı temas şekilleriyle destekleyip desteklemeyeceğidir.Kanunda ifade edildiği gibi topluluğun mağduru değil suçluyu desteklemeyi isteyebilir, fakat eğer böyle yaparlarsa “adalet”in tekrarlanan bazı tanımlarını desteklemeye zorlanabilirler böylece kanun adaletin sosyal konseptiyle tekrar tecelli eder.
Bu model Samuel Tuke ve B.F.Skinner’ın çalışmasına dayanmaktadır. Fakat bireysel gönüllülerin kapasiteyi önemsemesi ve desteklemesi güvenmesi bakımından ayrılırken medenileşmeden türeyen sosyal empoze edilmiş etiketten ayrılmaz. Dönüştürücü yargı teorisi Kanada Dostlar Topluluğundan Ruth Morris ve Giselle Dias tarafından geliştirilmiştir.
DÖNÜŞTÜRÜCÜ YARGI
Özel bir yaşta ilgiden dolayı gittikçe artan, ilişkiler çatışmaya başladığında genç yaşlı çoğu insan bir kenara itilmiş, başkasının suçunu üstlenmiş, klişeleşmiş ve ayıplanmışlardır. Genellikle insanlar gücü olduğundan fazla basitleştirerek ellerinde tutarlar.
Dönüştürücü yargı genişlemiş aile ilişkilerini bozulmamış ve canlı olarak kaldığı kültürlerde yetişmiş insanlara tanıdık gelen bir yaklaşımdır. Gittikçe arkadaşlarından ve ailelerinden ayrılan, bağları kopan insanların olduğu şehirleşen bir dünyada, çatışma durumları suç tarafından etkilenmiş ve zarar görmüş tüm gruplar arasında pozitif ilişkileri tekrar kurabilmek için iyi alanlardır.
Kolaylaştırma sürecinde elde edilenler:
· Tüm gruplar ,suçlu ve ailesi, arkadaşları mağdur ailesi, arkadaşları yansız ve rahat bir çevrede buluşan herkese ne beklenebileceğini açıkça anlatmışlardır.
· Grup toplantısında herkese kendi hikayesini, kendi yoluyla kesilmeden anlatması için bir şans verilir.
· Herkese duygularını açıklama fırsatı verildiğinde ve özgürce paylaşıldığında herkes mağdur ve suçlu için en uygun sonuçların ne olacağına oy birlipiyle karar verir.
· Tüm gruplar tarafından imzalanmış yazılı bir anlaşmadan, her bir grup için sonuçlara karar verilen toplantıda mağdur ve suçluyu desteklemeleri konusunda ne beklendiği ana hatlarıyla belirtilir.
· Bu süreç geniş aile gruplarıyla çalışmayı rahat bulan insanlar tarafından en iyi şekilde kolaylaştırılmaktadır.
Bu Tercüme Cüneyt KAPLAN,Mustafa CENGİZ ve M.Said Varlıoğlu Tarfafından Yapılmıştır.