Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polisiye
 Polislik
  -Asayiş
  -dış görev
  -Güncel
  -Kitap
  -madde bağımlılığı
  -Mesai
  -PMYO
  -Polis Okulu
  -Polislik
  -Toplum Destekli Polislik
  -Yabancı Polisler
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
FROFESÖR
MKELEŞ
yemreavci
Bilal Erdem
salodemir
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!

Makam teklifi neden istenebilir?

Sünnet Polisi Ultra Projesi

 

 ETÜT SAATİ-2 Yazdır 
 Yazar: Sınıf Komiseri 17.02.2010  
ETÜT SAATİ-2

- İLK ETÜT -

Merhaba arkadaşlar.

Bu günkü sohbetimizde, ‘Hoşgeldiniz’ konuşmamızda belirttiğim bir hususu biraz daha açacağım.

O konuşmamda da dediğim gibi sizler, bize anne-babalarınızın kutsal birer emanetisiniz. Sizler, bizim önce kardeşlerimiz, ondan sonra öğrencilerimizsiniz. İyi bir insan ve vatana-millete hayırlı, faydalı polisler olarak yetiştirilmek üzere bizlere teslim edildiniz. Bizim size karşı her eğitimimiz, her uygulamamız, hal hareketimiz ve hatta cezalarımız bile, sizi bu amaç doğrultusunda ve bu bilinçle yetiştirmek amaçlı olacaktır.

Bizim size burada vermeye çalıştığımız eğitimler ve kazandırmaya çalıştığımız davranışlar, sadece okul veya mesleki hayatınızı değil, tüm hayatınızı etkileyecek hususlardır. Çünkü polislik sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam şeklidir. Bu sebeple bunları, ömrünüz boyunca size yardımcı olacak, bazen hayatınızın akışını değiştirecek, bazen size aklınıza gelmeyecek imkanlar açacak ve bazen de hayatınızı kurtaracak konular olarak görmenizi ve o bilinçle öğrenmenizi tavsiye ediyorum.

Size burada disiplini öğretiyoruz ki; hayatta herşeyin bir disiplin üzerine olduğunu şimdiden anlayasınız. Özel hayattan, meslek hayatına, devlet memurluğundan, özel sektöre kadar, hayatın her alanında bir disiplin ve bir ast üst ilişkisi vardır. Burada amirlere saygı ve itaat varken, ailede büyüklere, özel sektörde patrona saygı ve itaat vardır.

Burada zaman çizelgesine uymayı size alışkanlık haline getirmeye çalışıyorsak, bu alışkanlığın hayatınızın her alanında size faydası olacağını bildiğimiz için yapıyoruz. Bu gün etüde, derse ve içtimaya geç kalmamayı alışkanlık haline getiren; yarın meslekte görevine, özel hayatında arkadaşıyla randevusuna zamanında gitmeyi alışkanlık haline getirecektir. Böylelikle, bir yandan, her işini zamanında yaparak düzenli bir hayata sahip olurken, diğer yandan da, insanların gözünde ayrı bir değeri olacaktır.

Kendiniz düşünün; size verdiği söze zamanında uyacağına adınız gibi emin olduğunuz arkadaşınız mı, yoksa her zaman sizi saatlerce bekleten veya tabir yerindeyse ‘eken’ arkadaşınız mı sizin gözünüz de daha kıymetlidir? Şimdi aynısını kendinize uyarlayın. Okulda zamana uyma alışkanlığını kazanmakla, ileride değerli dostlar kazanma, dostların gözünde değerli bir dost olma yolunda şimdiden mesafe katetmiyor musunuz?

Burada size oturup kalkmayı, amirlerle, meslektaşlarla, görev esnasında vatandaşlarla nasıl konuşmanız gerektiğini öğretmekle; size meslekte üniformayla nerede nasıl oturup kalkılması gerektiğini, nerede ve nasıl konuşulması ve susulması gerektiğini, insanlarla nazik bir iletişimi nasıl kurabileceğinizi vb öğretmeyi amaçlamaktayız. Mesleğe geçtiğinizde, sizi ziyarete gelen ailenizi, çalıştığınız yerdeki arkadaşlarınızla tanıştırdığınızı hayal edin. Ayaklarını sehpanın üzerine uzatmış halde ailenizi karşılayan, onlar odaya girdiğinde ayağa kalkma zahmetini göstermeyen, hoşgeldiniz demekten yoksun, argolu küfürlü konuşmayı bir marifet zanneden, yakası bir karış kir içinde, sonda söyleyeceğini başta söyleyip devirmedik çam bırakmayan, adabtan edebten bihaber, kaba saba bir insanla, meslektaşınız bile olsa, ailenizi tanıştırmak ve muhabbet ettirmek ister misiniz? Veya siz böyle birisi olmak ister misiniz? Veya amirleriyle, üstleriyle konuşma üslubunu bilmeyen birisi olarak, sürekli ikaz almak veya azarlanmak hoşunuza gider mi?

Okulda yemeğe girmek için bile içtimada beklemeniz, sıranız gelince girmeniz, kısa vadede sıkıcı ve zor gelse de; uzun vadede, hem okulun düzen içinde olması açısından, hem de meslekte nöbette ve görevlerde beklemeye hazırlanmanız açısından önemli amaçlar gütmektedir. Mesela; bir çok polsin gözde birimi olan istihbarat şubede çalıştığınızı ve bir kişiyi takip ederken, bir köşede saatlerce bekelemeniz gerektiğini düşünün.  

Bu noktada size bir olay anlatmak istiyorum:

2000 yılında Polis Okulundan mezun ettiğimiz ilk dönem öğrencilerimizden birisi, yıllar sonra ziyaretimize geldi. Istanbul’da havaalanında görevliydi ve aradan geçen bu kadar zamandan sonra artık kıdemli memur olmuştu. Anlatmaya başladı;

‘Komiserim, amir vekili olarak, bir gün nöbet kulübelerindeki memur arkadaşlarımı kontrol ediyordum. Kulübenin birisinin boş olduğunu, nöbetçinin, yerinde olmadığını gördüm. Bu arkadaş POMEM’den o yıl mezun olmuştu. Işin daha da ilginç ve hatta korkunç yanı ise; memur ortada yoktu ama, MP5 tabanca, orada kulübenin içinde masanın üzerinde öylece duruyordu. İnanamadım komiserim. Bir polisin silahını bırakıp gitmiş olabileceğine inanamadım. Silahı hemen aldım ve arkadaşın başına bir iş mi geldi diye sağı solu aramaya başladım. En sonunda memur arkadaşı, kafeteryada oturmuş çay içerken buldum. Orada ne yaptığını sorduğumda, ‘Nöbette bekle bekle sıkıldım. Bir saat bekleyince canım sıkıldı, bi çay molası verdim, geldim çay içiyorum. Yokluğumda kulübe boş kalmasın diye de silahı oraya bıraktım, merak etme.’ dedi.  Komiserim düşünebiliyor musunuz, adam nöbette sıkılmış. Kulübe cam ve içindeki herşey dışarıdan görünüyor. O silahı gelip geçenlerden biri alsa gitse veya alsa etrafa ateş açsa, bunun sorumluluğunun altından nasıl kalkacağız? Bunlar adamın umrunda bile değil. Bu nasıl bir görev anlayışıdır, bu nasıl bir sorumsuzluktur, aklım hayalim almadı. Bunları anlattığımda bana ne dese beğenirsiniz komiserim? ‘Bize okulda çok rahat davrandılar. Okul müdürü çok babaydı, doğru dürüst nöbet bile tutturtmadı. Ben beklemeye alışık değilim ki iki saat bekleyim.’

Evet arkadaşlar, burada iki saat nöbet tutuyorsunuz veya on dakika içtimada bekliyorsunuz. Belki biraz ayaklarınız ve beliniz ağrıyor. Biraz sonra içeri girip oturduğunuzda ise bütün bunlar geçip gidiyor yaşınız itibariyle tam da gelişme döneminde olan vücudunuz ise, dayanıklık kazanıyor.

Bu eğitimler sadece mesleki hayatınızı değil özel hayatınızı da etkilemeyi amaçlamaktadır, demiştim. Aynı örnekte; içtima sonrasında yemeğe, sınıfa, konferansa vb. etkinliklere herkesin birden değil de, sırayla ve belirli bir düzen içinde girmesi, sizin sivil hayatınızda da başkalarının haklarına saygılı olan, sıra beklemeyi bilen, bulunduğu ortamda kargaşa değil, belirli bir düzenin temsilcisi olan insanlar olarak yetişmenizi amaçlamaktadır.

Az önce de dediğim gibi, okuldayken düştüğünüz hatalar karşılığında aldığınız cezalar bile sizin ileride çok daha büyük sıkıntılar çekmenizi engellemeyi amaçlayan tedbirlerdir. Çünkü okuldayken yaptığınız ‘hata’, meslekteyken yaptığınız ise ‘suç’ olur. Yine aynı örnekten devam edersek; okulda içtimadan ayrılmak, nöbette uyumak veya nöbet yerini terk etmek gibi bir kabahatin karşılığı, disiplin yönetmeliği gereği, puan cezası veya en şiddetli olarak, okuldan uzaklaştırma cezasıdır. Oysaki, meslekte görev yerini veya nöbet yerini terk etmek veya nöbette uyumak gibi bir eyleminiz, hata değil, büyük bir suçtur. Ve böyle bir suç, meslekten ihraç edilmenize kadar gidecek cezalar almanıza sebep olabilir. Bununla da kalmaz, bu fiilinizin veya ihmalinizin sebep olacağı souçlardan dolayı, adli cezalara da çarptırılabilirsiniz. Önemli bir kişinin korunmasında, giriş nöbetçisi olduğunuzu düşünün. Nöbetiniz esnasında uyumanızdan veya nöbet yerini kısa süreli de olsa terk etmenizden dolayı, korumakla görevli olduğunuz şahsın öldürüldüğünü düşünün. Aslında yaptığınız eylem okulda da nöbette uyumak veya nöbet yerini terketmek, meslekte de. Ama sonuçları görüyorsunuz.

 

 Işte burada size bazen ufak sıkıntılar veren bu eğitimler ve hatta cezalar sonucunda alacağınız dersler, edineceğiniz alışkanlıklar ve sahip olacağınız meslek ve görev bilinci, emin olun, sizi ileride çok daha büyük hatalara ve sıkıntılara düşmekten alıkoyacaktır.

Bu konunun kafanızda daha iyi yer edebilmesi için, size bir örnek vermek istiyorum.

Bir anne, canının parçası yavrusunun kılına bile zarar gelmesini istemeyeceği halde, bazen tutar o bebeğini, kendi elleriyle götürür, birinin eline verir ve o kişinin, bebeğinin canının yakmasına dahi göz yumar. Bebeği ağladıkça, o annenin de içi kanar ama anne bunu bilerek, isteyerek ve sırf o bebeğinin  faydasına olduğu için yapar.

Bu anlattıklarım, ilk başta size biraz mantıksız gelebilir. O bebek dile gelse; ‘Anne, hani sen beni çok seviyordun, hani ben senin dünyadaki en kıymetli varlığındım? Bu nasıl bir sevgi ki, beni getirip elin eline verdin ve canımı acıttırdın?’ demez mi?

O bebeğin o an biraz aklı olsa, annesi hakkında hiç de iyi şeyler düşünmeyeceği kesindir.

Şu an size de bu durum garip geldi değil mi? Ama, bebeğin verildiği kişinin, hemşire olduğunu ve bebeğin ileride verem hastası olmaması veya sakat kalmaması için aşı yaptığını düşünün. Eminim ki şu an düşünceleriniz tam tersine döndü ve hepiniz annenin yaptığına hak verdiniz. Annenin bunu, çocuğunun geleceği için yapması gerektiğine hepimiz kesinlikle inanırız.

Şimdi o çocuk annesi hakkında olumsuz konuşsa, siz o çocuğa ne dersiniz? Hak mı verirsiniz, yoksa, ‘Evladım, sen bu dünyada daha yenisin, aklın daha yetmiyor. Bu sana şimdi acı veriyor ama emin ol ileride senin için çok faydalı olacak. Annen seni, çok daha kötü durumlara düşmekten, çok daha büyük acılar çekmekten koruyor. Sen bunu şimdi anlayamasan da, zamanı gelince annenin sana ne kadar büyük iyilik yaptğını anlayacaksın.’ gibi şeyler mi söylersiniz?

Buna rağmen o çocuk, onu kendi canından çok seven annesini, kendisine zulmeden biri olarak görse; ne derece haklıdır ve ne derece insaflı davranmış olur? Kararını siz verin.

Çocuk, annesinin yaptığı iyiliğin farkına yıllar sonra ancak varabilecektir. Aşı yapılmadığı için sakat kalan birini gördüğünde, zamanında annesinin, küçük bir acı ve birazcık sıkıntı karşılığında, kendisine ne büyük bir iyilik yaptığını çok daha iyi anlayacaktır.  Eğer insaflı biriyse, işte o zaman, annesine hayır dualar edecektir.

Ama kimi evlatlar insafsız çıkarlar. Yapılan iyilikleri gör(e)meyecek kadar kör olurlar. Veya görseler bile, bunu itiraf edip, üzerlerinde hakkı bulunanlara vefalı davranmayacak kadar nankör olurlar. Ömürlerinin sonu gelse bile, hala annelerinin yaptığı iyiliğin farkına varamayacak kadar gaflet içinde olurlar. Veya annelerinin küçücük bir hatasına takılarak, yaptığı onca iyiliği görmezden gelirler.

Biz kendimizi sizin anne-babanız yerine koyamayız. Sizin iyiliğinizi düşünürüz ama, emin olun onlar kadar olamayız. Çünkü anne-babalar bir başkadır, sizin dünyaya gelişinize vesile olanlardır ve ne kimse onlara benzeyebilir, ne de hiç bir evlat onların hakkını ödeyebilir.

Okulda eğitiminiz süresince alacağınız her türlü eğitimi, ikazı ve cezaları, biraz önceki örnekteki aşı olarak düşünün. Emin olun, bizim her söz ve davranışımızda, sizin iyiliğinizi gözeten bir eğitim amacı vardır ve olacaktır. Bu amaçların bazılarını size açıkça anlatma imkanımız olacak. Ancak, bazı eğitimlerin amacını ve size kazandırdıklarını, mesleğe geçtikten sonra ve zamanla, yaşayarak anlayacaksınız. Tabi ki, olaylara iyi niyetle, önyargısız ve vefalı bir şekilde bakarsanız. Tıpkı anne örneğinde olduğu gibi.

 
 Yazar: Sınıf Komiseri 17.02.2010  
 

Yazarın Diğer Yazıları:

  Yorumlar
 
İsim:  Selim Sunguroğlu
 
Yorum: 
 
İsim:  sadettin
 
Yorum: 
 
İsim:  Avni YURDAKUL
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ 21 BİRİNCİ VE İKİNCİ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİN İLİŞKİLERİ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Ertuğrul ÖZKÖK Medya Peygamberi mi?
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Makam teklifi neden istenebilir?
Elveda TANIK
Elveda TANIK Uyuşturucu Madde Kullanımının Kişi ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK BAĞIMLININ BİR GÜNÜ!
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 16 ÜNİFORMA TEÇHİZATLARI
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI 17 Kalecik
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN POLİSLİĞİN "P" Sİ
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-7 NÖBETLER
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.