Ana Sayfa Yazılar Dost Siteler Site Haritası İletişim Hakkımızda  
| Kullanıcı Girişi: 
 YAZILAR
 Adli Bilimler
 Bilişim
 Diğer Disiplinler
 English
 Güncel
 Hukuk
 Kriminoloji
 Otobiyografi
 Özel Dosyalar
 Polis Özel
 Polis Yönetimi
 Polislik
  -Asayiş
  -dış görev
  -Güncel
  -PMYO
  -Polislik
  -Toplum Destekli Polislik
  -Yabancı Polisler
 Sinema
 Suç Türleri
 Terör
 
 

ARAMA
   Arama
 
 

Son Üyeler
doganyeni
ByLex
ferht_ist
polaks
serkan
 
En Çok Okunanlar
Aile İçi Şiddet

Türkiye'de Sol Terör Örgütlerinin Gençlere Yönelik Faaliyetleri Bağlamında Aile Ve Polisin Rolü

Seri Katiller

Askerlik Konusunda Atılacak Somut Adımlar

Mutluluk Yoldur

 
Son Yorumlananlar Yazılar
MİSYONDAN ÖNCE-MİSYONDAN SONRA FARKLAR

ETÜT SAATİ -5 USÛL, ESASTAN ÖNCE GELİR

İNGİLİZ POLİSİ 2 (GİRİŞ)

 

  Polisin Yazması/Yapması Gereken Yazdır 
 Yazar: İsmet KAPLAN 25.01.2010  
  Polisin Yazması/Yapması Gereken

POLİSİN YAZMASI/YAPMASI GEREKEN

99 Mezunu bir başkomiser abim, bir Anıttepe Nöbetim esnasında Londra'dan aradı. Kendisi bir Polis Meslek Yüksek Okulu'nda çalışmaktaydı ve şimdi misyon koruma görevi için İngiltere'de bulunuyordu. Sanal olarak yazıştığım ve gıyaben tanıştığım birisi idi. Bana, “bütün yazılarını indirdim, tarih sırasına göre okuyorum” dedi ve kendisinin de yazmak kararı vermenin eşiğinde olduğundan bahsetti. Bu süreçte ben “gaza getirici” olmuşum. Ve benim için “bütün izmlerin anası, satanizmin babası” olan egoizmi tahrik edecek cümleler sarf etti. Sordu, sordu, sordu:

Yazmalı mı?, Ne yazmalı?, Nasıl yazmalı?, kim  okur?, Kim ne der?...vs.

“Abi” dedim,  “konu subjektif, ama benim görüşüm yazmaktan yana...” Cevabımı biraz açarak burada yazayım:

Bana göre usul ve esas bilinirse yazılmalı. (Usul konusunda ben “zurnada peşrev olmaz”, esas konusunda ise “zırva, tevil götürmez” kategorisinde yer alıyorum). Bizim gibi sert tabiatlı meslekleri ifa edenlerin edebiyat ile, kalem kağıt ile arkadaşlığı olumlu bir özelliktir. Şahit olunan hoyratlıklar, edepsizlikler, “edip” sizlikten kaynaklanmaktadır biraz da. Kalem tutmayan insanlar için, insanların “kalemini kırmak”, kalbini ve hatta kafasını kırmak daha kolaydır.

Usul biliniyor ise, yani yadırganmayacak bir tarzda yazılı aktarım yapılabiliyor ise “hatırda kalmaz, satırda kalır” denmeli. Esas biliniyor ise, yani “öz” e dönük konular, özet bir formda kağıda dökülüyor ise beklememeli... Bu meseleyi “polisin yazmasında ne gibi bir potansiyel var?” tarzında bir soru ile bir çalışmada üstlerime sormuştum. Yıllarca eğitim kurumlarında görev yapmış ve Amerika'da doktora öğrencisi olan bir 95 mezunu abimizin yanıtı bakın ne güzel:

Yıllarca profesyonel anlamda Voleybol oynadım, ama antrenörlük yapmaya başladığımda voleybol sporunu daha iyi anladığımı söyleyebilirim. Bu anlamda polisin yaptığı işi yazması, anlatması, yaptıklarını test etmesi, doğrulaması örneklendirmesi ve gelecek nesillere geliştirilebilecek halde bırakması bağlamında bir çok faydalar sağlar.

Amerika’daki unlu bir feminist hocamızın (Dr Hutchinson), derste bizlerle paylaştığı su tespiti bana çok yerinde gelmişti:

“Kadınlar yazmadığı veya az yazdıkları  için kadınların hallerini, genel ve özel yaşamlarını bile erkekler yazmaktalar. Bu yüzden tabii olarak erkek-egemen bir dünya gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Bu döngüyü kırmak için, kadınların ayaklarının üzerine dikilerek kendilerini yaşamlarını romanlarla, hikayelerle, genel ve bilimsel yazılarla yeninden tanımlandırmaları gerekliliktir.”

Bu çerçevede medya ve halkın nezdinde polisin itibarı, tanımı, tasviri, şuuraltındaki yeri bellidir. Polisimizin yazması, meslekî bir çok faydalar oluşturup “geliştirilebilir eserler” türetebileceği gibi, kamuoyunun ve devlet içindeki diğer kurumların polisimizi doğru anlaması ve tanımlaması açısından önemli bir gerekliliktir.

Ve yıllar ve yıllarca kadroda çalışmış ve sokakları satırlara aktaran 89 mezunu bir müdürümüz  de aynı çalışmada dedi ki:

İki ateş arası bir durum.

Bazen yaşadıklarımız ve öğrendiklerimizi aktarmamanın sorumluluğu ile yazmak, bazen de yazdıklarımızın yetersizliği nedeni ile yazmamak.

Bazen yazdıklarımızın ya da yazmayı düşündüklerimizin “yararından çok zararı” olabileceği endişesiyle yazmama hali. Bazen de yazılan veya yazılması düşünülenlerin teşkilatımıza yararı olabileceği heyecanı.

Bazen asıl yazması gerekenleri harekete geçirebilme arzusu. Bazen de kurumsallaşma adına teşkilatımızın yetersizliği.

Bazen çocukluğumuzdan beri içinde bulunduğumuz teşkilatımıza “katkımız olur mu?” ümidi, bazen de beceriksizliğimizle “menfî düşünceler oluşur mu?” korkusu.

Bazen kendi reklâmını yapıyor eleştirisinden korku, bazen de emrinde çalışanların ortaya koyduğu verimli tablodan tüm teşkilatın faydalanması isteği.

Bazen “hikâye bunlar!” anlayışı ile karşılaşma endişesi, bazen de yaşanan bir konunun başkalarına mutlaka yararı olabileceği düşüncesiyle kaleme alınması.

Belki de “alaylı” anlayışı ile “mektepli” anlayışının barışmasına katkı arzusu sadece. Sokakta uygulanan ve var olanla kitaplarda ve dergilerde yazılanların zıt anlamlı dünyadan çıkarılıp eş anlamlı dünyada buluşturulması isteği.

Evet, sevgili abim. “Usul ve esas” kaydıyla yaşanılan, yazılan olmalı. Egoizmin naklinden kaçarak yapılan hatalar, çıkarılan dersler yazılmalı. Okuyucu olarak “meçhul biri” muhatap alınmalı. Tabii “yazandan sonraki” muhatap... Yazan samimi ise, okuyan er geç bulur. Samimiyet,  “sürprizler çağı” nın anahtarıdır. Sizi yazı vasıtası ile tanımışsam, bu bile kanıtlamaz mı “yazmak” iddia mı?

Yazmak, meslek için yararlı bir “ek iş” yapmanın eş anlamlı kelimesidir. Bu anlamın diğer eşleri, “yazılanı okumak, yaymak, takdir etmek, teşvik etmek...vb.” dir. Siz, bu anlamın size olan izdüşümünü yerine getiriyor iseniz bu anlamın kendisine yüklediği görevi fark etmeyenler kendilerini gözden geçirsin. Tohum atılsın, bitmezse toprak utansın!

İnsan için en “doğru”, “yanlış” ını görmek olsa gerek. Bu doğrunun uzantısı, başkalarını bu yanlışlardan kurtarmak olsa gerek. Önleyici polislik, önce polisin polisi önlemesidir. Bunun için de “yaşanılanı yazmayı ve yazılan doğruları yaşamayı” öncelemesidir.

İsterseniz unutun bu dediklerimi, belki de kendime “suç” ortağı arıyorumdur. :-)

 

 

Not: Londra'daki abimiz www.sucveceza.com da yazmaya karar verdi. “Polis Okulu Notları” her Çarşamba bu sitede. “Emniyet Lokantası” ndaki yemeğe davetlisiniz....

 

 


  Yorumlar
 
İsim:  Emsal
 
Yorum: 
 
İsim:  ADIM
 
Yorum: 
 
İsim:  DENEY
 
Yorum: 
 
İsim:  ZEKİ
 
Yorum: 
 
İsim:  Caner Tekintaş
 
Yorum: 
 
İsim:  Memleketim İnsanı
 
Yorum: 
 
İsim:  metin ertok
 
Yorum: 
 
İsim:  müdavim
 
Yorum: 

  Yorum Yaz
 
İsim: 
 
Yorum: 
Kalan Karakter Sayısı:
 
Şifremi Unuttum 
Kayıt Ol 
YAZARLARIMIZ
Abdullah MOLLAOĞLU
Abdullah MOLLAOĞLU Taşlanmış Bir Polis Olarak Bir Çift Laf
Sınıf KOMİSERİ
Sınıf KOMİSERİ ETÜT SAATİ -5 USÛL, ESASTAN ÖNCE GELİR
Alparslan ALTEKİN
Alparslan ALTEKİN İNGİLİZ POLİSİ 2 (GİRİŞ)
Elveda TANIK
Elveda TANIK Geçmişten Günümüze Kadın Hareketi
İsmet KAPLAN
İsmet KAPLAN Yalın Öz Gerçekler ve Yalnızlık Gerçeği
AST SINIF
AST SINIF KOLEJ YAZILARI-5 (DEVRECİLİK)
Caner TEKİNTAŞ
Caner TEKİNTAŞ KADRO MEKTUPLARI-9
Önder AYTAÇ
Önder AYTAÇ Emniyet ve Anadolu´nun Sesi: Yaşasın TSK, Kahrolsun Militarizm ve Polis Devleti
Ercan TAŞTEKİN
Ercan TAŞTEKİN D-İNLEDİKLERİMİZ
Emsal TOPRAK
Emsal TOPRAK Sağlıklı Nesil, Sağlıklı Gelecek
Murat DAĞLAR
Murat DAĞLAR Tecavüzü Seyretmek
Fatih BALCI
Fatih BALCI Düşsel Gerçekler
İlhan DAĞDEVİREN
İlhan DAĞDEVİREN BU, ACI..
Ömer Faruk GÜLTEKİN
Ömer Faruk GÜLTEKİN Yokolan İnsanlık
 
 

   designed and coded by sucveceza.comekibi © 2007. Ayrıntılı bilgi  Her Hakkı Saklıdır.