İPA; Uluslar arası Polis Birliği üyesi olarak, ırk, dil, din, cinsiyet ve rütbe ayrımı yapmaksızın Türk Emniyet Teşkilatı mensupları ile diğer ülke Emniyet Teşkilatı mensuplarının kaynaşmasını sağlamak, mesleki bilgi alışverişini teşvik etmek, sosyal kültürel ve sportif faaliyetler düzenleyerek bu bağlamda uluslararası işbirliğini geliştirmek amacıyla faaliyette bulunarak “ Dostlukla Hizmet” ilkesi ile hareket etmektedir.
İPA, Genel Merkeze kayıtlı üyelerden, birimlerini temsil edecek temsilci belirleneceğinden bahisle temsilci olmak isteyenlerin isimlerinin bildirilmesi istenilmiştir. Merkez Yönetim Kurulunun 29.12.2009 tarihinde birim temsilcisi seçimiyle ilgili yapmış olduğu toplantıda birimlerin belirtmiş olduğu isimlere uyulmayarak seçim yapıldığı birimlere gönderdikleri temsilci listesinden anlaşılmıştır. Yönetim Kurulu üyelerinden “A.D” ile yapmış olduğum telefon konuşmasında, durumu inceleyip beni bilgilendireceğini söyledi…
Gerçekten de beni bilgilendirdi ve aldığım cevap aynen şöyleydi. “Birim temsilcisi seçme işini birimler değil, Merkez Yönetim Kurulu belirler. Bu tüzük de de böyledir. Diyelim ki, 45 birim bize temsilci seçilmesi ile ilgili isim bildirdi. Biz yönetim Kurulu olarak 40 birimin bildirdiği isimleri göz önüne alır, diğer 5 biriminde temsilcilerinin isimlerini de biz belirleyebiliriz. Hatta telefonla arayıp temsilci yapmayı uygun gördüğümüz birisine sizi o birimin temsilcisi yapıyoruz bile diyebiliriz. Kıdem ve rütbeyi de göz önüne alabiliriz. Tüzüğümüze göre istediğimizi birim temsilcisi seçeriz.”
Evet, Yönetim Kurulunun böyle bir yetkisi var. Ama keyfilik var mı? Onu bilmiyorum. Peki, soruyorum Niçin? Birimlere yazı yazıp ta temsilci olmak isteyenlerin isimleri talep edildi? Ha birde, konuşma sırasında kullanılmaması gereken “ya şöyle, ya böyle, bu yetki yönetim kurulunun” gibi ifadeler kullanması karşısında aklıma bir atasözünü getirdi. Hani derler ya. “ Söz gümüş ise sukut altındır.” En iyisi susmak dedim ve sukut ettim… Şimdi;
Beni inandıracak bir cevabın verileceğini düşündüğümden soruyorum. Mademki; Merkez Yönetim Kurulu, Genel Merkezde kayıtlı üyeler arasından istediğini birim temsilcisi seçecekti de, niçin birimlerden yazı ile isim istedi?
Tüzük de olan bu yetkisini kullanırken hukuki olarak haklı olabileceği hangi kriterleri göz önüne aldı. Yani, bildirilen isimlerin arasında hangi kriterler değerlendirildi?
Birimim tarafından ismim bildirilmesine rağmen neden yok sayıldım? Acaba birimlerince isimleri bildiril ipte benim gibi göz ardı edilip birim temsilcisi seçilmeyen var mı?
Yoksa asıl neden, Genel Kurulda, Yönetim Kurulunun seçileceği gün yönetime aday olup yedeklerde kalmam mıydı?
Yoksa bir Bayan Emniyet Müdürü olmam mıydı?
Birimi mi temsil edecek vasfım mı yoktu?
Öyle birimimi temsil edecek vasfım falan olmasa Daire Başkanım beni önermezdi.
Bunların cevabını öğrenmenin hakkım olduğunu, gücünde hiçbir zaman yetki olmadığını düşünerek yazımı bitirmek istiyorum.
“Güç hiçbir zaman sahip olunan yetki değil, bilgi ve adaletli verilen kararlardır.”
11.01.2010
etanik@egm.gov.tr