Yine aynı fitne kazanını kaynatıyorlar.
***
Bakın en başta bir şey söyleyeceğim, "bazılarının" ağzı açık kalacak.
***
Biliyor musunuz, askerle polis eskiden tek kurumdular.
Evet.
Bazılarının yüz ifadelerini görür gibi oluyorum.
"Nasıl olur?" "Ne zamanmış?" gibi sorular geliyordur akıllarına şimdi.
Açıklayalım da aydınlansınlar.
***
Türkiye'de Polis Teşkilatı 1845 tarihinde kurulmuştur.
Nasıl kurulmuştur?
Polisler memlekete uzaydan gelecek değil ya!
Biz yazalım da öğresinler bari.
***
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra gerek Osmanlı başkentinde ve gerekse illerde iç güvenlik hizmetlerinde yaşanan aksamaların giderilmesi amacıyla "Polis Nizamnamesi" yayımlamış ve "Polis" adıyla bir teşkilat kurulmuştur. Ardından İstanbul'da polis hizmeti Yeniçeri Ağası yerine Serasker tarafından yürütülmeye başlamıştır. Taşrada polis hizmeti ise sipahiler ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye alaylarına verilmiştir. 1846 yılında yayımlanan bir genelge ile de polis hizmetlerinin serasker tarafından yönetilmesinin askerlerin asıl görevlerini aksattığı belirtilerek yalnızca polis hizmetlerini yürütmek üzere ve seraskerden bağımsız olarak "Zaptiye Müdürlüğü" kurulmuştur.
Hasılı kelam, ülkemizde polis teşkilatı ordumuzun içinden çıkarak kurumsallaşmıştır.
Tarihçenin özeti budur.
***
Şimdi bu özet bilgi "bazılarının" işine gelmedi tabii.
Çünkü onlar akıl almaz bir şuursuzlukla, askerle polisin arasını nasıl bozacaklarının yollarını aramaktadırlar.
Zira içlerinde zerre kadar devlet sorumluluğu, millet kaygısı, gelecek endişesi yoktur.
Nasıl ki Fenerbahçe ile Galatasaray taraftarları her maçtan önce kızıştırılır, bu yolla daha çok gazete satılır, televizyonlar daha çok seyredilir.
Asker-polis ilişkileri konusunda da bunların tutumu aynıdır.
Ortalık şöyle bir karışsın.
Bunlara daha çok "iş" çıksın.
***
Askerle polisin arasını bozma konusunda ilk girişimleri yaşamıyoruz şu günlerde.
Eskiden de zaman zaman olurdu böyle şeyler.
Güneydoğu Anadolu'da terörle mücadele ederken bile yapılırdı bu fitnecilik işi.
Gazetelerde okurduk "Askeri araçlardan pop müzik çalıyor, polis panzerlerinden mehter marşı" diye.
Akıllarınca böyle ufaktan ufaktan vatandaşın aklına tereddüt düşüreceklerdi.
Ammavelakin, tutmadı.
***
Sonra, en küçük münferit hadiseleri büyütmekten utanmadı bu zihniyet.
İki kurumun mensupları arasında nadiren çıkan basit anlaşmazlıkları abartmaktan geri kalmadılar.
Hani içlerinden şöyle dilek tutmadıklarından da emin olamam şahsen:
"Ah bir komiser gelse de bir teğmenin yakasından tutsa. Ah bir albay gelse de başkomisere posta koysa"
***
Ama olmadı.
Bugüne kadar bu fitneleri yaygın hale getiremediler.
Aksine hep istemedikleri gelişmeler oldu.
Mesela bir önceki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal'ı makamında ziyaret etti ve çıkışta "Polisle asker etle tırnak gibidir" dedi.
Bu ifadeler de bazılarının ten rengini değiştirdi!
***
Bakınız bu satırların yazarı, 4-5 ay önce memleketimizin Güneydoğu Anadolusununun konum olarak stratejik bir ilçesinde görev yaptı.
Orada polisin ve askerin bir arada uyum içinde çalıştıklarını gördü.
Yeri geldi jandarmaya zırhlı araç lazım oldu, emniyet ona araç gönderdi.
Yeri geldi polis aracı arızalandı, araç askeriyede tamir edildi.
İlçe merkezinde, ilçe jandarma komutanı ile ilçe emniyet amiri bir bayram günü bütün esnaf vatandaşları dolaşıp bayramlarını beraber kutladı.
Sonra bir anneler gününde, bir şehit polisin bir köyde yaşayan annesini beraber ziyaret etti aynı emniyet amiri ile jandarma komutanı.
***
Demek istediğim, zamanımızdaki bu "askerle polis arasındaki gerginlik" senaryoları askerin ve polisin ilgi alanının dışındadır.
Zira iki kurumun mensuplarını da devlet memurlarıdır ve iki taraf da işiyle gücüyle meşgul olmaktadır.
***
Bakın en son Afganistan'da görev yapan bir polisimiz rahatsızlanınca Genelkurmay Başkanlığı bir ambulans uçak kaldırıp bu polisimizi Ankara'ya intikal ettirmiştir.
Fitne-fesat takımının suratına bundan âlâ bir tokat atılabilir midir?
***
Netice itibariyle;
Vatandaşımız rahat olsun.
Jargon deyimiyle "Asayiş berkemaldir"
Zira;
Askerler de polisler de hem politika cambazlarından hem de gazeteci müsveddelerinden çok daha akıllı kişilerdir.